|
2008 yılında daha büyük başarılara ilerliyorlar
KAŞMİR’DEN EMİN ADIMLAR

Atilla Sümer: “Zemin Fuarı sonrası yeni koleksiyonlarımızı pazara sunduk. Şu an bu koleksiyonlara gelen talebi karşılayamıyoruz. Bu da bizim doğru işler yaparak, tüketicilerimizin beğeni ve beklentilerini karşıladığımızın kanıtıdır.”
2005 yılından bu yana Türk halı sektörüne yeni bir soluk getiren Kaşmir Halı, başarılı PR çalışmaları ve gündem yaratan reklamlarıyla adından sıkça söz ettiriyor. 1300’den fazla satış noktasıyla Türkiye’nin her noktasına ulaşan Kaşmir Halı; geniş ürün yelpazesi ve yenilikçi kolleksiyonlarıyla müşterilerinin beğenisini kazanmaya devam ediyor. Atilla Sümer ile marka olmanın kriterleri, etkili reklam çalışmaları ve halı sektörü üzerine genel bir değerlendirme yaptık.
Marka olmanın önemi ve
kriterleri...
Bir firmanın isminin ve ürünlerinin marka olabilmesi için bazı kriterlerin oluşması gerekir:
1- Kullandığınız ismin herkes tarafından kolay hatırlanabilir bir isim olması.
2. Çok yaygın satış noktalarına sahip olunması.
3. Ürünün standartlara uygun kalite de olması.
4. Hedef kitlenizin doğru seçilmesi. Bununla ilgili PR’ın profesyonelce yapılması gerekir. Eğer bir sanatçıyla çalışacaksanız, bunun doğru kişi olması lazım. Bu bir silahtır. Doğru şekilde kullanırsanız avantaj elde edersiniz. Ama o sanatçı sizin ürününüzle ve markanızla özdeşleşmiyorsa, avantajınızı kaybedersiniz. Dolayısı-yla biz Kaşmir markasını oluştururken bu kriterlere çok önem verdik. Bu çalışmalar doğrultusunda markamızı geliştirdik. Yani sadece TV’ye reklam vermekle marka olunmaz. Çoğu firma ve sanayici bunu bilmiyor. TV’ye reklam vermenin markalaşmayla aynı anlama geldiğini savunmak gibi çok yanlış bir düşünceye sahipler. O zaman herkes TV’ye reklam versin ve marka olsun böyle birşey yok. Bunlar zincirin birer halkaları, bu halkalar birbirine doğru ve eksiksiz takılırsa marka denilen şey o süreçte oluşur. Bu durumun dışına çıkarsanız kendi kendinizi kandırırsınız. Marka olmanın bir tek koşulu olmaz, markalaşma doğru zamanda doğru hamlelerle oluşur.

Sibel Can, Kaşmir Halı markasını doğru bir şekilde yansıtıyor...
Çalışacağımız sanatçının, Türk örf -adetlerine uygun olması ve bir aileye sahip olması çok önemliydi. Sibel Hanım’da bir anne nihayetinde çocuklarına gerekli özen ve şefkati gösterdiğini basından da izleyebiliyoruz. Biz bu sanatçıyla anlaşma yapmadan önce bir araştırma yaptık. Hangi sanatçıyla Kaşmir Halı’yı özdeşleştirebiliriz diye. Profesyonel bir şirketin yaptığı araştırmada çok farklı sosyo ekonomik yapıda olan insanların buluştuğu nokta Sibel Can adı idi. Bu durum Sibel Hanım ile çalışmamızda etkili oldu. Siz herhangi bir sanatçıyı reklamlarınızda veya PR’ınızda göstermek isteyebilirsiniz. Ama sanatçı seçiminizin doğruluğu uzun yıllar sonra ortaya çıkıyor. Biz verdiğimiz bu kararın ne kadar doğru olduğunu şu an görebiliyoruz. Her sanatçı, her markayı taşır diye bir kural yoktur. Bunun örneklerini medyada da görebiliyoruz. Biz Sibel Hanım’ı çok güzel şarkı söylüyor diye seçmedik. Markayı doğru şekilde ekranlara yansıtacağını düşündüğümüz için seçtik.
Ayrıca Sibel Hanım’ın son klibinin sponsorluğunu üstlendik. Halı desenlerinin hakim olduğu bir klip hazırladık. Bu klibin ve reklam filminin tanıtımını da Zemin Fuarı’nda yaptık.
“2008 yılına hız kesmeden girdik ve büyümeyi hedefliyoruz.”
2008 yılı pek keyifli başlamadı, Türkiye’deki bütün sektörlerde ekonominin küçülmesiyle birlikte, insanlar satın alma davranışlarından uzaklaştılar. Satın alma kararları ertelenince talep daralması oldu. Bunun karşılığında firmalar, istedikleri satışları gerçekleştiremediler. Bu durum sadece halı sektörü için değil bütün sektörler için geçerlidir. 2008 yılında ihracata ağırlık verdik. Üretimimizin %65’ini iç pazara, %35’ini dış pazara yönlendirdik. Pazar ve taleplerin azalmasına rağmen halı yatırımlarımızı gerçekleştirdik. Yeni makinelerimizin de gelmesiyle şunu söyleyebilirim ki, biz geleceğe umutla bakabiliyoruz. Bazı firmaların küçüldüğü dönemde biz büyümeyi hedefledik. Bu bağlamda rekabetçi yaklaşımdan çok, pazarın koşullarına göre hareket etmeyi benimsedik. Gelen talepleri değerlendirmek için, iç ve dış pazar dahil, %35 oranında bir yatırım kararı aldık. 2008 için umutluyuz bunu fuarda da gördük. Artık çok hızlı değişen renk ve desen modasına ayak uyduruyoruz. Gerek perakendeci gerekse toptancılarımızı sıkıntıya sokmamak için, satılması mümkün olmayan halıları üretmeme kararı aldık. Müşterilerimizin kafasında soru işaretleri oluşturabilecek halıları üretmeme kararıyla hareket ediyoruz. Yeni yaptığımız koleksiyonlarda bu felsefemizle hareket ettik. Zemin Fuar’ı sonrası yeni koleksiyonlarımızı pazara sunduk. Şu an bu koleksiyonlara gelen talebi karşılayamıyoruz. Bu da bizim doğru işler yaparak, tüketicilerimizin beğeni ve beklentilerini karşıladığımızın kanıtıdır. Perakendeci ve toptancıların da yoğun siparişleri bu konuda da doğru olduğumuzun ispatıdır. Talep daralmasının olduğu 4 aylık dönemde biz talep artışlarıyla karşılaştık. Demek ki doğru işleri, doğru zamanda, doğru kişilerle yaptığınız zaman pazardaki payınızı kaybetmiyorsunuz. Tabii ki bu durumun tek başına renk ve desenlerle ilişkisi olamaz. Satıcılarla olan ilişkiler de var. Sizin ürünlerinizi satan satış noktalarının, pazarın daraldığı dönemlerde satışları az olduğu için ciroları azalıyor. Ciroları azalan müesseselerin karlarını siz koruyamazsanız, ürününüzü satan perakendecileri cezalandırmış olursunuz. Talebin daraldığı dönemlerde çok karlı çalışsınlar ki ayakta kalabilsinler. Şimdi perakendeciler yüksek karı hangi müessese veriyorsa, hangi müessenin ürünü rahat satılabiliyorsa onu tercih ediyorlar. Biz buna çok önem veriyoruz. Hem doğru malı üretiyoruz, hem de perakende satış noktalarına çok yüksek kar marjı veriyoruz. Biz malımızı sattığımız toptancı ve perakendeciye fiyat garantisi veriyoruz. Sermayesi erozyona uğramıyor. Halı sektöründe 3-4 yıldır yaşanan en büyük sorunlardan birisi budur. Bu gün 100 liralık mal bir sure sonra 80 liraya ya da 70 liraya düşebiliyor. Ama Kaşmir Halı’da böyle bir durum yaşamıyoruz. Zaten o mal piyasaya 70 liradan çıkıyor.
Dünyanın sürekli değiştiği bir dönemde sizin de hem kişi olarak hem firma olarak değişmeniz gerekir. Eğer bu değişime ayak uyduramıyorsanız o zaman birileri gelip sizi geçer. Bu bir yarış. Tıpkı hayat gibi. İnsanlar da doğar, büyür ve ölür. Bu pazar içinde de eğer değişikliklere ayak uyduramazsak geleceğe uzanamadan silinir gideriz. Firmalar da bu değişime ayak uydurmalıdırlar.
2008 Zemin Fuarı’ndan sonra Kaşmir Ailesi daha da büyüdü!
Fuarda çok başarılıydık. Başarılı olmak, fuar standının gösterişli olmasıyla alakalı değildir. Yaptığınız işin doğru olmasıyla ilintilidir. Parayla herşeyi satın alabilirsiniz ama müşterileri satın alamazsınız. Fuarla birlikte bize inanılmayacak derecede müşteri talebi geldi. Bu fuarla birlikte Kaşmir Ailesi büyüdü. Ailenin büyümesi demek sorumluluğun artması demek. Biz 2008 yılında daha çok çalışacağız.
|