ANTALYA: CENNETE AÇILAN KAPI

Antalya, yerli ve yabancı ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle karşılaşan turistik açıdan son derece değerli bir ilimizdir. 2015 yılından itibaren Antalya, halı ve zemin sektörü için sadece yazın değil ilkbaharda da ziyaret edilecek bir şehir haline gelecek. Çünkü yıllardır halı ve zemin sektörünün değişmez buluşma adresi olan, MARKA FUARCILIK tarafından düzenlenen Uluslararası Zemin ve Halı Fuarı artık Antalya’da! Biz de bu cennet şehri sizler için mercek altına aldık.

antalya_3

Antalya; doğası, palmiyelerle sıralanmış bulvarları, geleneksel mimarisini korumuş merkezi ve büyük ölçekli turizm yatırımları ile Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biridir. Antalya aynı zamanda, Türkiye’nin en çok göç alan kentlerinden biridir.

Antalya pek çok farklı üretim ve hizmet alanında çarpıcı istatistiklere sahip olmakla birlikte esas olarak turizm faaliyetleriyle farklılaşmakta ve diğer şehirlerden ayrılmaktadır. Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden olan bu şehrimiz otel sayısı, konaklama tesislerindeki yatak kapasitesi ve turistlere verilen hizmetin kalitesiyle ülkemizde lider konumdadır. Ulaşım olanaklarının gelişmesiyle her geçen yıl daha fazla turisti konuk eden bu şehrimiz 5 yıldızlı otelleri, birbirinden lüks tatil köyleri ve yüksek yatak kapasitesine sahip konaklama tesisleriyle ülkemizin turizm yükünün önemli bir kısmını taşımaktadır.

Tarihçe
Antalya’nın tarihi binlerce yıl geriye gitmektedir. Antalya ve çevresi asırlar boyunca pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Şehir merkezine 30 km mesafedeki Karain Mağarası’nda bulunan ilkel aletler bölgenin cilalı taş devrinden beri yerleşim yeri olduğunu gösteriyor. Araştırmalara göre MÖ 1700 yıllarında bölge Hititler tarafından ele geçirilmiş ve “Anzarva Toprakları” olarak adlandırılmıştır. Daha sonraki dönemdeyse önce Lidyalılar ardından Persler bölgeye hâkim olmuşlardır. MÖ 150 yılındaysa Bergama Krallığı bu coğrafyayı kontrol etmeye başlamış ve Bergama Kralı 3. Attalos, Antalya (Attaleia) şehrini kurmuştur. 3. Attalos’un ölümünün ardından 1300 yıllık Roma ve Bizans egemenliği başlamış, 1207’de ise Selçuklu Türkleri şehri fethetmişlerdir. Antalya şehri 1391’de Osmanlı idaresine girmiş ve I. Dünya Savaşı’nın sonundaki İtalyan işgaline kadar bu durum devam etmiştir. Şanlı Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanmasının ardından Antalya, Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli illerinden biri haline gelmiştir.

HER 2 DAKİKADA 1 UÇAK İNEN ŞEHİR
Antalya Havalimanı’nın Türkiye’nin en yoğun 2. Havaalanı ve Avrupa’nın en yoğun 12. Havaalanı olduğunu biliyor muydunuz? Antalya Havalimanı’na her 2 dakikada 1 uçak iniş yapmaktadır. Yurtiçinden ve yurtdışından fuara gelecek olacak katılımcı ve ziyaretçiler açısından bu çok büyük bir avantajdır. Antalya’ya havayoluyla gelen ziyaretçi sayısı da her geçen gün artmaktadır. 2008 yılında 8,5 milyon ziyaretçi Antalya Havalimanı üzerinden şehre giriş yapmıştır. Bu ziyaretçi sayısı Türkiye toplamının %32’sidir. 2009 yılında 8,2 milyon, 2010’da 9,1 milyon, 2011’de 10,2 milyon ve 2012’de 10 milyon turist Antalya’ya giriş yapmıştır. Antalya Limanı da Türkiye’nin en büyük ve yüksek kapasiteli limanları arasında yer almaktadır. Şehre ulaşan karayolları ise yoğun trafik akışı göz önünde bulundurularak inşa edilmiştir.

havalimani

2009 yılından bu yana Antray denilen şehir içi raylı sistem de,şehir içi ulaşımını çok kolaylaştırmıştır. Bunlara ek olarak Antobüs adıyla anılan ve kendine ayrılan güzergâhlarda hareket eden ayrı bir otobüs filosu da Antalyalılara ve ziyaretçilere hizmet vermektedir.

Ekonomi
Antalya ekonomisi büyük oranda turizme dayanırken tarım, sanayi ve ticaret de önemli ekonomik faaliyet alanları arasında yer almaktadır. Verimli alüvyon topraklarında portakaldan muza kadar çok çeşitli ürünler yetiştirilmektedir. Kıyı kesimlerinde daha çok pamuk, turunçgiller, muz ve turfanda sebzeler yetiştirilirken iç kısımlarda tahıl, baklagiller, üzüm ve ayva gibi ürünlere ağırlık verilmektedir.

Antalya’da seracılık da çok önemli bir tarımsal etkinliktir. Türkiye’deki cam seraların %90’ı Antalya’dadır. Ülkemizdeki turfanda sebze üretiminin de %65’i Antalya’da gerçekleştirilmektedir.

Antalya’daki sanayi işletmelerinin %80’inden fazlası il merkezinde kurulmuştur. Turizm tesisleri ise kıyı şeridinde ve il merkezinde yoğunlaşmıştır. Antalya’da sanayiyi güçlendirmek amacıyla bir Serbest Bölge ve Organize Sanayi Bölgesi de kurulmuştur. 1987’de açılan Serbest Bölge 500 bin metrekareden büyük olup şehrin ticaret hayatında önemli bir yere sahiptir. Antalya Organize Sanayi Bölgesi ise 1977’de kurulmuş olup 662 hektar büyüklüğe sahiptir ve şehrin sanayi faaliyetlerinin yürütüldüğü temel merkezlerdendir.

Antalya şehri ayrıca önemli bir alışveriş merkezi niteliğine sahiptir. Şehirdeki AVM’lerin sayısı 2013 sonu itibariyle 18’dir. Bu 18 AVM’nin yarısı Muratpaşa ilçesinde yer almaktadır. Bunlara ek olarak yeni AVM’lerin inşası için çalışmalar büyük bir hızla devam etmektedir

ŞEHRİN GELİŞEN TURİZMİ: FUAR TURİZMİ
Antalya son yıllarda fuar turizmiyle de ön plana çıkan bir şehir konumundadır. 1999 yılında açılan Antalya Expo Center, Anadolu’nun en büyük fuar, kongre ve gösteri merkezi olarak pek çok organizasyona ev sahipliği yapmaktadır. Antalya Expo Center’da her sene Anfaş Hotel Equipment (Uluslararası Ağırlama, Konaklama Ekipmanları Fuarı), Anfaş Food Product (Uluslararası Gıda Fuarı), Anfaş Bevex (İçecek İhtisas Fuarı), Anfaş Hetex (Sağlık Turizmi Fuarı), Anfaş Atex (Doğa, Macera, Spor ve Alternatif Turizm Fuarı), Yapex (Yapı Fuarı), Growtech Eurasia (Tarım Fuarı), City Expo (Şehircilik ve Teknolojileri Fuarı) ve Autoshow gibi organizasyonlar düzenlenmektedir.

anfas

Antalya Expo Center 65.000 metrekarelik bir arazi üzerinde bulunmaktadır. Bunun 40.000 metrekaresi kapalı fuar alanıdır. Fuar binası kolonsuz mimarisiyle estetik yönden oldukça çekici bir görünüm sergilemektedir. 6 hole sahip Antalya Expo Center, fuar organizasyonları dışında sportif müsabakalara, kongrelere, konserlere ve hatta defilelere ev sahipliği yapmaktadır.

Antalya Expo Center iki kattan oluşmakta olup iniş ve çıkışlar yürüyen merdivenlerle sağlanmaktadır. Bu merkezde sektörel fuarların yanında 4000 kişilik kongreler de düzenlenebilmektedir. Bunun haricinde binada 800 kişi kapasiteli 18 adet panel, komisyon ve çalışma odası bulunmaktadır. Ayrıca 2000 araç kapasiteli bir otopark da katılımcı ve ziyaretçilerin kullanımına sunulmuştur.

Antalya Expo Center tüm yıl boyunca hizmet vermekte olup şehirde özellikle kış turizminin canlanmasına öncülük etmektedir. Zaten merkezin kuruluş amaçlarında birisi de Antalya’ya yaz haricindeki mevsimlerde de hareketlilik kazandırabilmektir.

Antalya Expo Center’da yakın zaman önce Anfaş Hotel Equipment (25. Uluslararası Konaklama, Ağırlama, İkram Sektörü İhtisas Fuarı), Dosso Dossi Fashion Show 2014 (Dosso Dossi Fashion Show – Tekstil Moda Organizasyonu), Growtech Eurasia 2013 (13. Uluslararası Tarım Fuarı), Anfaş Hetex (Anfaş Hetex 5. Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı), Anfaş Atex (Doğa, Macera, Spor ve Alternatif Turizm Fuarı), Yapex Windoor (Kapı ve Pencere Sistemleri Fuarı), Baucon Yapex (Yapı Malzemeleri ve İnşaat Teknolojileri Fuarı), Yapex Tadilat (Restorasyon, Koruma ve Yenileme Fuarı) ve 4. Hediyelik, Yöresel ve Geleneksel Ürünler Fuarı gibi etkinlikler düzenlenmiştir.

12-15 Mart 2015’te ise 14. Uluslararası Zemin Fuarı ve 5. Uluslararası Halı Fuarı, Marka Fuarcılık tarafından düzenlenecektir. Mevcut kapasitesi ve olanakları itibariyle Antalya Expo Center ve Antalya şehri daha pek çok fuarı ve benzeri faaliyeti kaldırabilecek ekonomik güce ve istihdam imkânlarına sahiptir. Antalya, Rusya, Türki cumhuriyetler ve Almanya gibi ülkeler için tatil ve aynı zamanda ticaret şehri olarak biliniyor. 2013 yılında Ocak-Haziran arasında 1,2 milyon Rus ve 1,1 milyondan fazla Alman turist bu şehrimizi ziyaret etmiştir. Bu iki ülkeyi Hollanda, Ukrayna ve İsveç takip etmektedir.Bu durum, ortadoğulu ve asyalı ziyaretçilere ek olarak Uluslararası Zemin Fuarı ve Uluslararası Halı Fuarı’na Rusya, Türki cumhuriyetler ve Almanya’dan da büyük bir ziyaretçi akınına uğrayacağını ispatlar niteliktedir.

Antalya Expo Center’ın havalimanına uzaklığı sadece 2 kilometredir. Merkezi ulaşım ağları üzerinde bulunan fuar alanından 5 yıldızlı otellere, AVM’lere ve pek çok irili ufaklı restorana 5 dakika gibi kısa bir sürede ulaşmak mümkündür.

Ayrıca fuar zamanlarında oluşabilecek ulaşım sıkıntısı göz önünde bulundurularak Rixos Downtown, Rixos Lares, The Marmara Antalya, Hotel Su ve Best Western Khan Hotel gibi otellerden fuar alanına ücretsiz servis kaldırılmaktadır.

Antalya Expo 2016
Dünyanın en önemli kültür, tarih ve eğitim etkinliklerinden olan Expo organizasyonu 2016 yılında Antalya’da gerçekleştirilecektir. İlk kez 1851 tarihinde İngiltere’de düzenlenen Expo, bilimsel ve teknolojik hayata yaptığı katkılarla tanınmaktadır. Dünyanın en büyük sosyal ve ekonomik etkinliklerinden olan Expo’nun Antalya’da düzenlenecek olması şehrin hem dünya çapında daha fazla tanınmasını sağlayacak hem de Antalya’ya kültürel ve sosyal yönden büyük katkılarda bulunacaktır. 192 gün sürecek organizasyonda 20 bin civarında sosyal etkinlik gerçekleştirilecek olup yaklaşık 8 milyon kişinin fuarı ziyaret etmesi beklenmektedir. Expo 2016 sayesinde Antalya şehri kültür turizmi açısından da kendini geliştirme fırsatı bulacak ve zaten bir cazibe merkezi olan bölge, prestijini ve saygınlığını uluslararası düzeyde arttıracaktır. 23 Nisan-30 Ekim 2016 arasında ziyarete açık olacak Expo 2016, 112 hektarlık alana kurulacak olup Antalya şehrine kültürel, sanatsal, bilimsel ve teknolojik düzlemde ciddi katkılarda bulunacaktır. Aksu Belediyesi sınırları içerisinde kurulacak olan fuar alanı ve botanik bahçesi, organizasyon bittikten sonra da ziyaret edilebilecektir.

expo2016

Antalya Expo 2016 “Çiçek ve Çocuk” temalarıyla düzenlenecektir. Fuar kapsamında kurulacak ve organizasyon bittikten sonra da ziyaret edilebilecek olan “Botanik Expo” hem Antalya’nın hem de ülkemizin turizm ve ticaret alanlarında gelişmesine hizmet edecektir.

Antalya Expo 2016, devletimiz tarafından son derece ciddiye alınmış ve bu amaçla 2012 yılında bir kanun hazırlanmıştır. Bu kanun çerçevesinde kısa süre içerisinde Expo 2016 Antalya Ajansı kurulmuş ve fuar organizasyonunun temelleri atılmaya başlanmıştır. Expo 2016’ya Antalya ev sahipliği yaparken 2015’te Milano, 2017’de ise Astana şehirleri bu organizasyonu düzenleyeceklerdir.

Turizm ve Konaklama İmkânları
İstatistiklere göre Antalya şehri Türkiye’ye gelen her 3 turistten 1’inin uğrak noktası konumundadır. Yaklaşık 30 yıl önce ivme kazanmaya başlayan turizm sektörü bu zaman zarfında 2000 kat büyümeyi başarmıştır. 1980’li yıllarda yalnızca 5 bin turist ağırlayan Antalya, 2011’de 11 milyon turisti konuk etmiştir. 2023 yılında bu rakamın 20 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir.

otel

Antalya ülkemizin en fazla yabancı turist ağırlayan ilidir ve yatak kapasitesi açısından da Türkiye’de birinci sıradadır. Antalya’da Turizm Bakanlığı belgeli 865 tesis bulunurken bunların yatak sayısı 410 bin civarındadır. Belediyeden belge alarak faaliyet gösteren tesis sayısı 1230 iken bu tesislerin yatak kapasitesi 98735’tir. Dolayısıyla toplam turistik konaklama tesisi sayısı 2000’i, yatak sayısı da 500 bini aşmıştır. Ayrıca turizm faaliyetleri çeşitlendirilmeye çalışılmakta ve kongre turizmi, spor turizmi, sağlık turizmi ve fuar turizmi gibi dalların teşvik edilmesi için çalışmalar yürütülmektedir. Bu doğrultuda turizm faaliyetlerinin yılın 12 ayına yayılması düşüncesiyle planlamalar yapılmaktadır.

2013’ün ilk yarısındaki istatistiklere göre Türkiye’deki konaklama tesisi sayısı 2885’tir. Bunların önemli kısmı Antalya’dadır. Türkiye çapındaki tesislerdeki yatak sayısı yaklaşık 1 milyondur. Sadece Antalya’daki yatak sayısıysa 500 bindir. Yani ülkemizdeki turizm tesislerinin yatak kapasitesinin yarısını Antalya karşılamaktadır.

En son yapılan değerlendirmelere göre Türkiye’deki 5 yıldızlı otellerin sayısı 413’tür. Antalya’daki 5 yıldızlı otellerin sayısıysa 210’dur. Yani ülkemizdeki 5 yıldızlı otellerin %51’i Antalya’dadır. Antalya’yı 53 adet 5 yıldızlı otelle İstanbul takip etmektedir. Bu durum hali firmaları için otel halıcılığının Antalya’da önemli bir gelir kaynağı olduğunu ve Antalya’nın halı üreticileriyle otel yöneticilerinin arasında bir köprü görevi görmesi gereken bir halı fuarına ihtiyacı olduğunu göstermektedir.

Coğrafya ve iklim
Antalya, Türkiye’nin Akdeniz kıyısında yer alan, büyük kısmı Toros Dağları ile kaplı olan bir ilimizdir. Bölgedeki hâkim bitki örtüsü iğne yapraklı çam ormanları ve maki türü bitkilerdir. Antalya ili sınırları içerisinde Toroslar’dan Akdeniz’e dökülen pek çok akarsu vardır ve bu nedenle bölgenin çoğu yerinde alüvyon kaplı ovalar bulunmaktadır. Bu ovalar sayesinde tarım faaliyetleri verimli bir şekilde yürütülebilmektedir. Antalya coğrafi konumu itibariyle Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü bir şehirdir. Buna göre yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise ılık ve yağışlıdır. Sıcaklıklar genelde yıl boyunca yüksektir ve bu sayede deniz suyu sıcaklığı da yılın önemli bir döneminde yüksek seviyede kalmaktadır.

Kış aylarında sıcaklıklar ortalama olarak 9 ila 11 santigrat derece arasında değişirken ilkbaharda sıcaklıklar 12 ila 20 santigrat derece arasında seyretmektedir. Öte yandan bölgede sıcaklığın kışın bile genel olarak 5 santigrat derecenin altına düştüğü pek görülmemektedir.

Antalya ülkemizde en çok güneş ışığı alan şehirlerin başında gelmektedir. Öyle ki yaz aylarında güneşlenme süresi bir gün içerisinde 12 saati bulmaktadır. Bu sayede deniz turizmi yılın önemli bir bölümünde canlı kalmaktadır.

Antalya’da deniz suyunun son derece temiz olması da bir başka önemli husustur. Özellikle plaj bölgelerinde çevrenin temizliğine ve insan sağlığına zararlı unsurların elimine edilmesine oldukça dikkat edilmektedir. Bu doğrultuda belirli kriterlere uyan plajlara ve marinalara yetkili kurumlarca “mavi bayrak” verilmektedir. Türkiye’de mavi bayraklı plaj sayısı 383’tür. Bunların tam 197 tanesi Antalya’da bulunmaktadır. Ülkemizdeki mavi bayraklı marina sayısıysa toplamda 21’dir ve bunların 6 tanesi Antalya ili sınırları içerisindedir. Antalya sahilleri bu açıdan yetkililerden geçer not almayı başarmıştır ve bu alanda Türkiye’de lider konumdadır.

plaj

Plajlar
Antalya deyince ilk akla gelen şey kilometrelerce uzanan plajlar ve masmavi denizdir. 590 kilometrelik sahil bandına sahip Antalya’da sahilin 290 kilometresi doğal kumsallardan oluşmaktadır. Bu plajların en önemlilerinden birisi Konyaaltı Plajı’dır. Kentin batısında yer alan Konyaaltı Plajı, ince çakıllı kuma sahiptir. Denizi sakindir ve hem yüzmek hem de su sporları yapmak için son derece idealdir.

Lara Plajı da bir başka önemli turistik noktadır. Türkiye’nin en büyük kum plajlarından birisi olan Lara Plajı’nda pek çok restoran, kır kahvesi, disko, futbol sahası, lunapark, çocuk parkı, plaj voleybolu sahaları ve koşu parkurları bulunmaktadır.

Diğer önemli plajlar ise Kleopatra, İncekum, Ulaş, Koru, Kemer, Phaselis, Patara, Adrasan, Sorgun, Karpuzkaldıran ve Adalar plajlarıdır. Kleopatra Plajı ince kumuyla dikkat çeken sığ bir plajdır. İncekum Plajı çadır kampı kurmak için ideal bir yerdir. Phaselis Plajı sığ bir koyda yer almaktadır ve ince kumlardan oluşmuştur. Burası deniz ile ormanın iç içe geçtiği muhteşem bir yerdir. Patara kumsalı “Özel Çevre Koruma Bölgesi” olarak ilan edilmiştir. Adrasan Plajı ise hem kayalık hem de ince kumlu doğal sahilleriyle dikkat çekmektedir.

Antalya ili plajlarıyla olduğu kadar marinalarıyla da ön plana çıkmaktadır. Antalya’da turizm merkezi ilan edilen 4 marina vardır. Bu 4 marinadan “Turban Kaleiçi Marina” il merkezinde, “Türkiz Marina” Kemer’de, “Setur Finike Marina” Finike’de ve “Antalya Çelebi Marina” ise Büyük Liman mevkisinde bulunmaktadır.

Antalya Çelebi Marina ülkemizin 5. büyük yat limanıdır ve 650 yat kapasitesine sahiptir. Türkiz Kemer Marina 370 yat kapasitesine sahipken Finike Setur Marina toplamda 500 yata ev sahipliği yapabilmektedir. Turban Kaleiçi Marina ise denizde 65 yat kapasitesi ile hizmet vermektedir.

selale

Şelaleler ve mağaralar
Antalya ili şelaleleri ve çağlayanlarıyla da ön plana çıkan bir turistik merkezdir. Bunların başında Düden Şelalesi gelmektedir. Şelaleye kaynaklık eden Düden Suyu Antalya’da iki farklı noktadan denize dökülmektedir. “Aşağı Düden Şelalesi” Lara yakınlarında 40 metrelik bir falezden denize dökülürken “İskender Şelalesi” adıyla da bilinen “Yukarı Düden Şelalesi” Varsak yakınlarından denize dökülmektedir.

Kurşunlu Şelalesi ise Aksu Kasabası’na yakındır ve kendisini çevreleyen doğal güzelliklerle cennetten bir köşeyi andırmaktadır. Bölgenin bitki zenginliği inanılmaz derecede çeşitlidir. Şelalenin döküldüğü yerde pek çok kaplumbağa, balık ve yengeç türü yaşamakta olup burada bulunan çok sayıdaki piknik alanı ziyaretçilere hizmet vermektedir.

Manavgat Şelalesi ise Manavgat ilçesinin 4 kilometre kuzeyinde yer alan muhteşem bir doğal güzelliktir. Etrafında pek çok restoran ve piknik alanı bulunan bu şelale turistlerin en çok ziyaret ettikleri yerlerin başında gelmektedir.

Antalya bölgesi, mağaralarının doğal güzellikleri ve tarihsel özellikleriyle de dikkat çekmektedir. İl sınırları içerisinde pek çok mağara bulunmakta olup bunların en ünlüleri Geyikbayırı, Karain, Konakaltı, Papazkayası, Altınbeşik, Dim, Beldibi, Damlataş, Çimeniçi, Mahrumçalı, Peynirdeliği, Tilkiler ve Aslanlı (Yaren) Mağaralarıdır.

Bu mağaralardan bazıları tarihsel ve doğal nitelikleriyle diğerlerine göre ön plana çıkmaktadır. Örneğin Karain Mağarası Neolitik çağlar boyunca insanlara ev sahipliği yapmıştır ve bu sebeple yaklaşık 11 metreyi bulan kalın bir kültür dolgusu içermektedir. Hatta mağara duvarları üzerinde Grekçe kitabe ve nişler bulunmaktadır.

Bir başka doğal güzellik olan Konakaltı Mağarası’na karadan giriş yoktur. Yalnızca deniz yoluyla içeri girilebilmektedir. Denizle bağlantılı olduğu için “deniz mağarası” diye de adlandırılmaktadır. Mağaranın doğu kısmı tamamen kaya blokları ile kaplıdır. Batı kısmında ise sarkıt, dikit ve sütunlar bulunmaktadır.

Altınbeşik Mağarası ülkemizin doğal yönden en dikkat çekici mağaraları arasında yer almakta olup bölgedeki karstik topografya ile birleşen çam ormanları mükemmel bir görsellik sunmaktadır. Mağarada devasa bir yer altı su sistemi vardır ve bu sistemin uzunluğu 100 kilometreyi geçmektedir. Mevcut haliyle Altınbeşik Mağarası dünyanın en büyük karstik sistemlerinden birisi konumundadır.

Gavurini de denilen Dim Mağarası Antalya’daki bir başka doğal güzelliktir. Çevresi ormanlar ve piknik yerleri ile kaplı olan mağara bu sayede son derece popüler bir yer haline gelmiştir. Dim Mağarası tarih öncesi devirlerde ilkel insanlar tarafından barınma amacıyla kullanılmış olup günümüzde turistik amaçlar doğrultusunda değerlendirilmektedir.

Beldibi Mağarası ise turistlerin ziyaretine açık bir arkeolojik sit alanıdır. Yapılan kazılarda Üst Paleolitik ve Mezolitik döneme ait aletler bulunmuş olup insan ve hayvan resimlerine rastlanılmıştır.

Damlataş Mağarası da astım hastalarına iyi gelen havasıyla dikkat çekmektedir. Mağaradaki karbondioksit miktarı, yüksek nem ve düşük ısı astım hastalarına iyi gelmektedir. Mağara 15 metre yükseklikte olup büyük oranda sarkıt ve dikitlerden oluşmaktadır.

Tarihi Yerler
Antalya tarihi mekânlarının çeşitliliğiyle her yıl milyonlarca turistin başlıca uğrak yerlerinden birisi olmaktadır. Örneğin Türkiye’nin en önemli antik kentlerinden olan Termessos bunların başında gelmektedir. Yaklaşık 1000 metre yükseklikteki bir plato üzerine kurulmuş olan antik kentte 4200 kişilik bir tiyatro ve antik döneme ait pek çok tarihi kalıntı bulunmaktadır.

Olimpos şehri de gerek Antalya’nın gerekse Türkiye’nin en popüler tarihi merkezlerinden birisi olarak büyük rağbet görmektedir. MÖ 200’de kurulan Olimpos, MS 600’e kadar insanlar tarafından yaşam alanı olarak kullanılmıştır. Bölge Kemer ile Adrasan arasında yer almakta olup son derece yoğun bir şekilde ziyaret edilen turistik bir merkez konumundadır.

tarihi

Phaselis de Antalya-Kemer yolu üzerinde yer alan ve MÖ 700’de Rodoslular tarafından kurulan tarihi bir yerdir. O dönemde Likya’nın en önemli liman kenti olan Phaselis’e hem karadan hem de denizden ulaşmak mümkündür.

Finike’ye 25 kilometre mesafedeki Demre ise Likya uygarlığının en büyük şehirlerinden birisidir. MÖ 500’de yerleşim yeri olarak kullanılmaya başlanan Demre, ilk başlarda bir kıyı kenti olsa da Demre Çayı’nın getirdiği toprağın ve alüvyonların birikmesi sebebiyle zamanla kıyıdan uzaklaşmış ve iç kesimlerde kalmıştır. Kentte özellikle kaya mezarları ve St. Nicholas Kilisesi görülmesi gereken tarihi mekânların başında gelmektedir. Kiliseye ismini veren St. Nicholas bugün Noel Baba olarak bilinmektedir. Tarihi kayıtlara göre Patara’da doğan St. Nicholas hayatını insanlara yardım etmeye adamıştır. Bu iyiliksever tavrı sonucu Noel Baba efsanesi doğmuştur. Zamanla dostluk ve hoşgörünün sembolü haline gelen St. Nicholas ölümünün ardından kendi adı verilen kilisenin yanına gömülmüştür.

Patara şehri ise gerek St. Nicholas’ın doğum yeri olması gerekse Büyük İskender döneminin önemli şehirleri arasında yer alması sebebiyle oldukça iyi tanınan ve ziyaret edilen bir mekândır. Yaklaşık olarak MÖ 500’de kurulan Patara, şehir merkezinde bulunan renkli seramik yapılar ve tarihi tiyatrosuyla ünlüdür.

Perge şehri Antalya il merkezinin 18 kilometre doğusunda yer alan bir başka önemli tarihi mekândır. Perge şehri, Roma ve Bizans dönemlerinde varlığını sürdürmüş ve sahilde yer almadığı için korsan istilalarına uğramaktan kurtulmuştur. Perge, 15 bin kişilik tiyatrosu, agorası, surları, kiliseleri ve antik yollarıyla mutlaka görülmesi gereken tarihi yerlerin başında gelmektedir.

Aspendos ise sadece Antalya’nın değil Türkiye’nin en ünlü tarihi mekânlarından birisi olarak değerlendirilmektedir. Aspendos Tiyatrosu 17 bin kişilik olup tiyatronun etrafında agoralar, kiliseler ve Roma mimarisinin en nadide örneklerinden olan basınçlı su kemerleri bulunmaktadır. Aspendos’ta özellikle yaz aylarında birbirinden ünlü sanatçılar konserler vermekte ve binlerce insan amfi tiyatroda çeşitli kültürel ve sanatsal etkinlikleri izlemek için bir araya gelmektedir. Ayrıca bu mekânda her yıl Aspendos Uluslararası Opera ve Bale Festivali de düzenlenmektedir. Bu yıl 21’incisi gerçekleştirilecek olan opera ve bale festivaline dünyanın dört bir yanından gelen pek çok değerli sanatçı katılacaktır.

Bir başka önemli tarihi yer olan Side şehri ise bir yarımada üzerine kurulmuş olup antik su kemerlerine, 15 bin kişilik bir tiyatroya, hamamlara, tapınaklara ve bir agoraya ev sahipliği yapmaktadır. Side bugün itibariyle Türkiye’nin en önde gelen turistik merkezlerinden birisi olarak görülmektedir.

Bunların haricinde Antalya ili sınırları içerisinde Selçuklu dönemine ait pek çok kervansaray bulunmaktadır. Türk-İslam geleneğinin izlerini yansıtan bu kervansaraylardan en önemlileri Kırkgöz Han, Evdir Han, Alara Han ve Serapsu Han’dır.

Spor
Antalyaspor, şimdiki sponsoruyla Medical Park Antalyaspor, 1966′da Antalya’da kurulan futbol, hentbol, sutopu, masa tenisi, yüzme, badminton, judo, bisiklet, santraç, briç dallarında etkinlik gösteren spor kulübüdür. Lakapları Akrep olan takımın renkleri, kırmızı-beyazdır. Spor Toto Süper Lig’te mücadele vermektedirler. Kulübün 600. golünü atmayı başaran futbolcu Necati Ateş, kırmızı-beyazlı kulüpte 2010-11 sezonunda 100 golü aşarak 100′ler kulübü’ne giren ilk ve tek futbolcu olarak kulüp tarihine adını yazdırmayı başarmıştır.

Antalya ili çeşitli dallarda hizmet veren spor tesisleriyle hem yaz hem de kış döneminde sporseverlere ve profesyonel sporculara aralıksız hizmet vermektedir. Antalya’ya 30 kilometre mesafedeki Belek’te,yılın her döneminde golf oynamaya elverişli 10 golf tesisi ve 14 golf sahası bulunmaktadır. Ayrıca çevre bölgelerde yeni golf sahalarının kurulması için çalışmalar yürütülmektedir. Belek’te 14 golf sahasına ek olarak 50 futbol sahası ve 200’den fazla tenis kortu bulunmaktadır. Bu yönüyle Belek, özellikle Avrupa’dan gelen sporcuların ve profesyonel futbol takımlarının başlıca uğrak yerlerinden birisi olmuştur. Bugün pek çok futbol takımı devre arası antrenman ve hazırlık çalışmalarını bu bölgedeki tesislerde gerçekleştirmektedir.

golf

Antalya ilinde başta doğa sporları olmak üzere hemen her türlü sportif aktivite için uygun ortam ve tesis bulunmaktadır. “Köprülü Kanyon Milli Parkı” içinde yer alan Köprüçay, son derece popüler bir rafting merkezidir. Manavgat Çayı da oldukça ilgi çekici bir rafting güzergahına sahiptir.

Bakırlı Dağı’nın kuzey yamacına kurulan “Saklıkent Kayak Merkezi” de sıkça ziyaret edilen bir spor tesisidir. Dünya üzerinde ekvator çizgisine en yakın mesafedeki kayak merkezlerinden biri olan bu tesiste Aralık ve Nisan ayları arasında tam 120 gün boyunca kaliteli bir zeminde kayak yapmak mümkündür. Bu bölgede ortalama kar kalınlığı 100 ila 230 santimetre arasında olup zirvedeki kar kalınlığı kış aylarında 5 metreye kadar çıkabilmektedir. 500 dağ evini de bünyesinde bulunduran bu spor kompleksi Antalya gibi deniz turizmiyle tanınan bir bölgede ziyaretçilere bambaşka bir spor ve eğlence imkânı sunmaktadır.

Dağcılık ve trekking de Antalya’da gerçekleştirilebilen diğer sportif faaliyetlerdendir. 600 metre ila 3000 metre yükseklikteki Toros dağ sırası, dağcılık sporu meraklılarına tırmanış ve yürüyüş için ideal bir ortam sunmaktadır. Teke Doruğu, Bakırlı Dağı, Tahtalı Dağı ve Kızlar Sivrisi en önemli doruk noktalarıdır. Bu coğrafya gerek dağcılık gerekse trekking için son derece uygun bir yapıya sahiptir.

Antalya’daki belki de en heyecan verici sportif faaliyet ise sualtı dalıcılığıdır. Türkiye’yi çevreleyen denizlerdeki en iyi 10 dalış noktasından 5’i Antalya’dadır. Bölgede dünya çapında tanınan toplam 12 dalış noktası bulunmaktadır. Antalya’da iklim şartlarının elverişli olması sebebiyle 12 ay boyunca dalıcılık yapılabilmekte olup pek çok profesyonel dalış okulu ziyaretçilere kısa ve uzun süreli dalış dersleri vermektedir. Bölgede her sene yaklaşık 500 bin dalış gerçekleştirilmekte ve bu yönüyle Antalya Türkiye’de lider konumda bulunmaktadır. En popüler dalış noktaları Fransız Batığı, Falezler, Sıçan Adası, Dornier Batığı, Kemer, Kiriş Mağara Koyu, Akvaryum Koyu, Fener (Tünel) ve Paris II Batığı’dır.

Kültür-Sanat
Antalya şehri kültür-sanat faaliyetleri açısından da bir çekim merkezi konumundadır. Şehirdeki en önemli etkinliklerden biri Antalya Altın Portakal Film Festivali’dir. 1964 yılından beri düzenlenen festival, ülkemizin en önemli sinema etkinliği olarak kabul edilmektedir.

Antalya’da 2010 yılında itibaren İsmail Cem Televizyon Ödülleri de verilmeye başlanmıştır. En sonuncusu 26-27 Nisan 2013’te gerçekleştirilen törende toplam 34 dalda ödül dağıtılmış ve Türk televizyon sektörünün önde gelen oyuncuları, sunucuları, yapımcıları ve televizyon kanalları ödüllendirilmiştir. Bu organizasyon Türk televizyon sektörünün gelişmesi ve kendi kendisini finanse edebilecek konuma gelebilmesi açısından büyük öneme sahiptir. Bunların haricinde 1994’ten beri Aspendos Uluslararası Opera ve Bale Festivali, 1997’den beri Altın Portakal Şiir Ödülleri Töreni, 2000’den beri Antalya Uluslararası Piyano Festivali ve 2006’dan beri Antalya Uluslararası Kum Heykel Festivali organize edilmektedir. Antalya’daki müzeler de yerli ve yabancı ziyaretçilerin büyük ilgisini çekmekte ve kültür turizminin güçlenmesine katkı sağlamaktadır. 1922’de kurulan Antalya Müzesi, 1980’de kurulan Atatürk Evi Müzesi, 1993’te kurulan Suna-İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi ve 2007’de kurulan Antalya Kent Müzesi bu kültürel ve tarihsel mekânların en önemlileri arasında yer almaktadır.

otel2

Haydi Antalya’ya!
Türkiye’nin cennet köşelerinden ve en büyük şehirlerinden biri olan Antalya’ya Uluslararası Halı ve Zemin Fuarı ile yeni bir soluk gelecek. Tadilat döneminde arayışta olan otel yöneticileriyle halı ve zemin sektörünün lider firmalarını bir araya getirerek, yeni iş anlaşmaları yapılmasına vesile olacak ve ülke ekonomimize katkıda bulunacaktır. Gündüzleri yurtiçi ve yurtdışındaki ziyaretçilerle tanışıp yeni bağlantılar kurmak ve büyük iş anlaşmaları yapmak; akşamlarıysa fuar yorgunluğunu tam teşekküllü otellerde atmanız için hepinizi 12-15 Mart 2015 tarihlerinde Antalya’ya bekliyoruz!

Bu Haberi Paylaş : FacebookTwitterGoogle+LinkedInPinterestEmailtumblrRedditDiggStumbleUponflattrbuffer