HALI TASARIMINDA İNOVASYONUN ETKİSİ

Özgür Uşaklıgil: “Ürün farklılığı yaratmanın arkasında artık inovatif yaklaşımlar var. Biz tasarımı sürekli olarak kafasında yaşayan insanlarız. Gün içerisinde baktığımız her nesnede değişik bir detay bizim için bir yol gösterici yani ilham kaynağı olabiliyor.”

Türkiye’nin en büyük ve saygın halı üreticilerinden olan Atlas Halı, özellikle son yıllarda tasarım ve AR-GE çalışmalarıyla dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor. Güçlü bir tasarım ekibiyle çalışan Atlas Halı, üretim ve tasarımdaki inovatif yaklaşımlarıyla diğer pek çok halı firmasına örnek teşkil ediyor.

Atlas Halı’nın tasarım ekibinden Eda Güreli Şen, Hakan Halaç, ve Tasarım Koordinatörü Özgür Uşaklıgil ile biraraya geldik. Keyifli bir sohbet yaptığımız ekip üyeleriyle Atlas Halı bünyesinde yürütülen tasarım faaliyetleri hakkında konuştuk.

Tasarım Koordinatörü Özgür Uşaklıgil açık yüreklilikle sorularımızı yanıtlama nezaketini gösterdi ve bizi Atlas Halı’da gerçekleşen tasarım, AR-GE ve inovasyon süreçleriyle ilgili bilgilendirdi.

atlas_1

Atlas Halı’da çalışan tasarım ekibi hakkında bilgi verebilir misiniz? Ekip kimlerden oluşuyor?

Aslen 1967 yılında kurulan Atlas Halı 2011 senesinde Naksan Holding çatısı altında satışlarına tekrar başladı. O günden bu güne kadar oldukça uzun bir yol kat ettik. Atlas Halı’da dünya çapında ödülleri olan önemli tasarımcılarla çalıştık. Gamze Güven ve Kunter Şekercioğlu gibi, Ece-Oğuz Yalım çifti gibi, Erdem Akan-Boğaç Şimşir ekibi gibi isimlerle tasarımlarımızı gerçekleştirdik. Bu ekipteki isimlerden biri de bendim. Bugün hala beraber çalıştığımız Eda Güreli Şen de o tarihlerde bizim ekibimiz içerisindeydi. Burada kendi tasarımlarımızı yaparak koleksiyonumuzu oluşturduk. O koleksiyonun ardından ürün geliştirme stratejileri dâhilinde bugüne kadar çalıştık. Geçtiğimiz sene aramıza Hakan Halaç katıldı. Şu anda Eda Güreli Şen, Özgür Uşaklıgil ve Hakan Halaç’tan oluşan üç kişilik bir ekibiz. Atlas Halı’nın bütün tasarımlarını bu ekip gerçekleştiriyor.

Tasarımlarınızı sürekli yeniliyor ve kendinizi geliştiriyorsunuz. Tasarım anlamında yaratıcılığınız canlı tutmayı nasıl başarıyorsunuz?

Bu güncellik açıkçası Genel Müdürümüz Dr. Meriç Bebitoğlu’ndan kaynaklanan bir durum. Kendisinin teknoloji alanında çalışan bazı firmalarda deneyimleri var. Oradan gelen bakış açısıyla ve holdingimizin AR-GE konusuna yaklaşımıyla tasarım konusunda çok önemli bir destek buluyoruz. Tasarımcılar olarak da bunu bir nimet olarak sayıp değerlendirmeye çalışıyoruz. Bakış açısı şu: AR-GE ve tasarım konusunda bütçe belirlemeyiz. Bu, holdingimizin bize verebileceği en güzel destek. AR-GE’de sınırı olmayan bir bütçe yapısına sahibiz. Dolayısıyla oradaki özgürlük yeni ürünler, yeni fikirler geliştirmek konusunda bize cesaret veriyor. Her aşamada yönetime danışarak çalışmalarımıza devam ediyoruz. Açıkçası başka herhangi bir firmada bu kadar net destek olduğunu zannetmiyorum.

Ana stratejilerden biri inovasyonsa diğeri de özgün tasarım. Biz bu iki alanda ilerlemek istiyoruz. Bunların riskleri yok mudur? Muhakkak vardır. Ama hedefimiz kendimize ait tasarımları yaparak Atlas Halı firma kimliğini oluşturmak ve mevcut yapıya katkıda bulunmaktır.

Halı tasarım süreci hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz? Yeni bir tasarım fikri nasıl ortaya çıkıyor, nasıl geliştiriliyor ve sonuçlandırılıyor? Takım çalışması ve yardımlaşmanın bu süreçteki etkisi nedir?

Biz tasarımı sürekli olarak kafasında yaşayan insanlarız. Yani yaratacağımız ürünle ilgili bir fikri bazen iki sene önce bulmuş oluyoruz. Ama o ürünün henüz sırası gelmemiş oluyor. Gün içerisinde baktığımız her nesnede değişik bir detay bizim için bir yol gösterici yani ilham kaynağı olabiliyor. Biz bunu tasarım fikri olarak geri plana kaydediyoruz. Bazen bunu fotoğraf çekerek yapıyoruz. Bugün hepimizin cebinde bir fotoğraf makinesi var. Bazen sadece fikri aklımızda tutarak yapıyoruz. Bazen de bunu çok bilinçli bir şekilde yapıyoruz. Örneğin döşemelik üreten firmaların fuarlarını ve mağazalarını gezdiğimizde veya dergilerde reklamlarına rastladığımızda gözümüze çarpan her bilgi bizim için bir veridir. Bunu bazen bir fikir olarak bazen de rakamsal olarak inceleriz. Trendleri tespit etmeye çalışırız. Yani önümüzdeki senelerde ev dekorasyonu nereye gidecek? Perdeler ne olacak? Döşemelik kumaşlarda desenler nasıl olacak? Renkler neler olacak? Bu bilgiler bizim ürün geliştirmemizde etkili olabilir.

atlas_2

Tasarımlarınızı oluştururken rakip firmaların çalışmalarını da takip ediyor musunuz? Piyasadaki rekabet kendinizi geliştirmenize yardımcı oluyor mu? Yoksa sadece kendi çalışmalarınıza mı yoğunlaşıyorsunuz?

Rakipleri takip etmek işimizin muhakkak bir parçası. Ondan hiç şüphe yok. Ayrıca rakip firmaları takip etmemek mümkün değil. Yani bir mağazanın önünden geçerken ürünlerini görürsünüz. Dergi karıştırırken ürünlerini görürsünüz. Siz görmeseniz birileri gelip size gösterir. Dolayısıyla rakip firmaları ister istemez çok yakından takip ediyoruz. Açıkçası bizim rakiplerimizden geri kalmamak gibi bir görevimiz de var. Dolayısıyla rekabette geri kalmamak adına da özellikle izlememiz gereken şeyler var.

Çok konuşulan ve Atlas Halı ile özdeşleşen nano halı hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz? Bu halıyı üretme fikri ilk olarak ne zaman ortaya çıktı ve nano halının bu kadar ses getireceğini tahmin ediyor muydunuz?

Nano, halıyı farklılaştırmanın en temel yoluydu bize göre. Bu, yapılan satış grubu çalışmalarında ortaya çıkan birkaç kelimeden doğan bir fikirdir. Satış grubu çalışmaları sırasında “Kirlenmeyen bir halı olsa ne güzel olur” diyen bir hanım belki de bu fikrin ilk başlatanıdır. Ama bu iş olur mu sorusuna cevap bulmayı kendine görev edinen kişi de Genel Müdürümüz Meriç Bey’dir.

Halı kirlenmeden olur mu? Veya daha kolay nasıl temizlenir? Temel soru buydu. Bunun arkasında derin bir çalışma yapıldı. Açık inovasyon adını verdiğimiz bir yöntem kullandık. Açık kaynaklı bir inovasyon çalışmasına başladık. Bütün dünyada bu konuda yapılmış çalışmalar tarandı. Bu konuyla ilgili çalışılabilecek firmalar tarandı, tespit edildi. Bunun sonucunda bir kısa liste oluşturuldu. Kısa listenin içindeki beş firmadan bir tanesi bir Türk firmasıydı. Bu firmanın adı “Innovcoat”tur ve merkezi Gebze’dedir. Onlarla beraber ürünü geliştirdik ve uygulayabileceğimiz bir hale getirdik.

Nano halının temelde iki ana ayırıcı özelliği vardır. Birincisi kendini temizleme özelliğidir. Ultraviyole ışınların katkısıyla halı üzerindeki organik lekeler parçalanıyor. Bir kısmı karbondioksite, bir kısmı su buharına dönüşüp havaya karışıyor. Bazı maddeler de toza dönüşüyor ve süpürüldüğünde halıdan atılıyor. Bu halının kendi kendini temizleme özelliği geleneksel bir makine halısından en temel farkıdır. Bunun yanı sıra çalışmalarımız sonucunda halı ekstra özellikler de kazandı. Bizim şu ana kadar pazarlamada kullandığımız özelliği, kolay kolay lekelenmemesi yani normal bir halıya nazaran çok daha zor lekelenmesidir. Aynı zamanda çok daha kolay temizlenir. Bu iki özellik nano halının, diğer halılardan çok daha üstün olmasını sağlıyor.

Biz nano halıyı ilk kez Mart ayında duyurduk. Kıbrıs’ta yaptığımız bir bayi toplantısı sırasında basın toplantısı da düzenlendi. Orada duyuruldu. Mart ayından bu yana bayi sayımız iki katını aştı. Satışlarımız da üç katını aştı. Bu bizim açımızdan çok önemli bir veri. Gelişme çizgimize çok önemli katkıları oldu. Tasarım ekibi olarak bunun içinde olmaktan gururluyuz.

Bu Haberi Paylaş : FacebookTwitterGoogle+LinkedInPinterestEmailtumblrRedditDiggStumbleUponflattrbuffer