TÜRK KİLİMLERİNE BİR BAKIŞ

“Türk kilimlerinin uluslararası popüleritesi 13. yüzyılda, Marco Polo Anadolu’da gördüğü Selçuk kilimlerinin güzelliğini ve kalitesini anlattığında başladı.”

TÜRK KİLİMLERİNE BİR BAKIŞTürk kilimlerinin uluslararası popüleritesinin 13. yüzyılda, Marco Polo’nun Anadolu’da gördüğü Selçuk kilimlerinin güzelliğini ve kalitesini anlattığında başladığı varsayılır ve bazı dokuma tekniklerinin 12. yüzyılda Selçuklu İmparatorluğu aracılığıyla Anadolu’ya getirildiği tam olarak kanıtlanamasa da oldukça inandırıcı bir tezdir.

Türk kilimleri, Batı tablolarında görülmeye 15. ve 16. yüzyıllarda başladı; genellikle ya Hz. Meryem’in ayaklarının altında ya da masa örtüsü olarak resmedildi. Avrupalılar kilimleri saray haricinde yerlere seremeyecek kadar değerli görüyorlardı. Milattan sonra 522′de, ipekböceği beslenmesinden kumaşın dokunmasına kadar olan tüm ipek yapma işlemini öğrenmek için Çin’e giden iki Bizans rahibi tarafından ilk ipekböceği gizlice Anadolu’ya getirildi. 19. yüzyılda, Hereke kasabası, geç dönem Osmanlı sanatını yansıtan, zengin “Saray Sanatı”yla bezenmiş dayanıklı ipek kilimler üretmeye başladı. O kilimlerin tasarımları, karışık damarlı yapraklar ve ikiz dalların yanı sıra lale ve karanfil gibi stilize edilmiş çiçekleri de içeriyor.

Aslında Anadolu’da ilk kilimler pratik kullanıma yönelik olarak ortaya çıktı. Hem göçebeler hem de yerleşik halk, kilimleri soğuktan korunmak için yer, duvar ve kapı girişlerinde kullanmıştır. Kilimler günümüzde de çoğunlukla sıcaklık ve dekorasyon amaçlı perde, divan örtüsü ve duvar süsü olarak kullanılır. Ülkemizdeki kilim kullanımının güzel örneklerinden biri de camilerimizdir.

Geleneksel olarak el yapımı kilimler hem antik desenleri hem de dokuyan kişinin kendi stilini ya da dileklerini, hayallerini yansıtır. Kilim dokuyucusu antik desenleri bir kez öğrendi mi onları kendi motifleriyle birleştirip yepyeni öyküler anlatabilir kilimiyle. Örneğin, genç bir kız önemli bir düğün hediyesi olan küpeyi, evlilik isteğini anlatmak için kiliminde bir motif olarak kullanabilir. Günümüzde az da olsa bu şekilde üretim yapılmaktadır; bu durum çok büyük uluslararası talepten kaynaklanmaktadır. Artık kilimlerin büyük çoğunluğu yeniden tasarlanan antik desenlerle dokunmakta ve dokuyucusunun stilini daha az yansıtmaktadır.

Türk halıları yenilenen ve tekrarlanan birçok motifi ile sembolizm açısından çok zengindir. Çok kullanılan sembollerden biri, kilimlere dokunduğu zaman hilal şekline benzeyen koç boynuzudur. Boynuz, kahramanlık ve güçle bağdaştırılan erkekliği simgeler. Bu motif karşıt motifi – stilize edilmiş elleri belinde duran bir kadın motifi- ile bir arada dokunduğunda bereketi ve üretkenliği simgeler ve genellikle bitki ve meyve motifleriyle birarada kullanılır.

Günümüzde Türk kilimleri dünyanın dört bir yanından alıcı bulmaktadır; ülkemizde birçok kaliteli kilim üreticisi vardır ve ürünleri dünya pazarlarında önemli bir paya sahiptir. Türk kilimlerinin dünya piyasalarındaki yerini kaybetmemek için kilim dokuma geleneğimizi unutturmamalı ve gereken önemi göstererek gelecek kuşaklara iletmeliyiz.

Bu Haberi Paylaş : FacebookTwitterGoogle+LinkedInPinterestEmailtumblrRedditDiggStumbleUponflattrbuffer