TÜRKİYE’DE YERLİ HALI DOKUMA MAKİNESİ ÜRETİMİ YAPILABİLİR Mİ?

Gaziantep ve Türkiye’deki çoğu halı üretim firması, makinelerini Belçika ve Alman-ya’dan getirtmekte, bu da ciddi bir döviz kaybına sebep olmaktadır. Türkiye halı üretiminden gelir elde etmekte ama önemli miktarda para da halı dokuma makineleri ithalatı için Avrupalı ülkelere ödenmektedir.

Türkiye’de halı sektörü büyük bir hızla gelişmekteyken, üretici firmaların bir konuda yabancı ülkelere bağımlı oldukları görülmektedir. Üretim süreçleri tamamen Türkiye’de yürütülürken, makineleşme konusunda açık bir şekilde Avrupalı ülkelere bağımlılık vardır.

Türkiye’de halı üreticilerinin makineleşme anlamında dışa bağımlılıkları ve bahsi geçen döviz kaybıyla ilgili olarak firma yetkilileriyle konuştuk ve yakın zamanda kendi makinelerimizi üretip üretemeyeceğimiz hakkındaki fikirlerini aldık.

Görüşlerine başvurduğumuz Açıkgöz Halı’dan Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Açıkgöz: “Türkiye’de sıfırdan makine üretmek pek mümkün değil. Burada ancak makinenin montajı yapılabilir. Aslında Gaziantep’te tıraş makinesi üretimi yapılıyor. Ama bu makinelerin de tıraş bıçakları, invertörleri, motorları yurt dışından geliyor. Burada sadece makinelerin kaba montajı yapılabiliyor” derken Art Halı’dan İhracat Sorumlusu Uğur Bediroğlu: “Eskiden Türkiye kendi makinesini üretirdi. Bundan 15-20 yıl önce Belçika’da üretilen makineyle Türkiye’de üretilen makine arasında çok fazla teknik fark yoktu. Ancak yabancılar teknolojiye çok büyük yatırım yaptıkları için ve Gaziantep halı makinesi üreticileri bunun çok gerisinde kaldıkları için o ihtimal artık yok. O kalitede halı makinesini burada üretebilme ihtimali %1 bile değil. Tabi ki ilgili firmalar çok ciddi bir yatırımlar yapar, AR-GE’sini, Know-How’ını gerçekleştirirlerse mümkün olabilir ama yine de yerli firmaların yabancılardan daha az maliyetle halı makinesi imal etmeleri pek ihtimal dâhilinde gözükmüyor” diyerek karamsar bir tablo çizmektedir. Atlantik Halı’dan Genel Müdür Kaan Ateş daha olumlu bir perspektiften meseleye yaklaşıp “Bence kendi makinemizi üretmemiz mümkündür. Makine sektörüne baktığımız zaman yerli firmalar gelişmiş makineler yapabilecek durumdalar. Ancak yabancı makine üreticilerinin şu ana kadar önemli mesafe kat etmiş olmaları böyle bir ihtiyacı doğurmuyor olabilir. Belki bu yüzden yerli makine firmaları bu konuda bir atak yapmıyorlar. Eğer girişimde bulunurlarsa Türk firmaların makineleri çok ucuza mal edilebilecek imkânlara sahip olduklarını düşünüyorum” şeklinde konuşurken Atlas Halı’dan Tasarım Koordinatörü Özgür Uşaklıgil kalite konusuna dikkat çekmekte ve “Türkiye’nin kendi makinesini üretmesi hayalcilik değil ancak kalite bu konuda çok önemli. Kalite ve uzun vadeli kullanım gibi konularda bizim bir anda yepyeni ürünlerle başarılı olmamız pek mümkün değil. Türkiye kendi makinesini üretse bile başlangıçta küçük başarılarla, adım adım ilerlemesi gerekecektir. Çünkü yurt dışındaki rakiplerimiz çok güçlüler. O noktaya bir anda gelebilecek kapasiteyi şu anda göremiyorum” diyerek konuya bakışını ortaya koymaktadır. Bükücü Tekstil’den Yönetim Kurulu Başkanı Asım Bükücü ise dokuma makinelerinin teknik özelliklerine değinmekte ve “Geçmişte kendi makinemizi üretmeye başlamıştık. Ancak makinelerin elektronik aksamıyla ilgili kısımlarında başarısız olduk ve devamını getiremedik” diyerek makineleşme konusunda yaşadığımız sıkıntıyı dile getirmektedir.

Öte yandan konuyla ilgili fikirlerini aldığımız Diyarser Halı’dan Firma Sahibi Abdi Avcı “Bence Türkiye kendi makinesini üretebilir. Ama önemli olan makineyi ucuza üretebilmektir. Ayrıca her şeyi de mutlaka biz yapacağız diye bir kaide yok. ‘Her şeyi ben yapayım’ diyen hiçbir şey yapamaz. Bırakalım makineyi de yabancılar yapsın. Tabi ki gönlüm ister makinemizi de burada üretelim. Ama şu anda bizden daha uygun fiyata yabancılar makine üretiyorlarsa bırakalım onlar yapsın. Her şeyi bizim yapmamız zorunlu değil” diyerek farklı bir yaklaşım ortaya koyarken Gezegen Halı’dan Yönetim Kurulu Başkanı Şahin Dağcı “Biz daha önce Gaziantep’te bu makineleri yapmaya çalıştık. Ama teknolojiyi takip edemediğimiz için, AR-GE’sine, elemanına çok yatırım yapamadığımız için geride kaldık. Ne yazık ki yakın zamanda bunu başarmak zor görünüyor” demektedir. Gümüşoğlu Tekstil’den Dış Ticaret Müdürü Hasan Topal: “Türkiye’nin kendi makinesini üretmesi mümkün değil, çünkü bunun için çok geç kalındı. Sabancı, Koç gibi firmalar bu işe yatırım yapabilirlerdi ama yapmadılar. Makine alanında yatırım yapılmaması çok yanlış olmuştur” şeklinde konuşarak konuyla ilgili şikâyetini dile getirmekte, Hemaks’tan Satın Alma ve Muhasebe Sorumlusu Hakan Helvacıkara ise “Bizde yabancı marka düşkünlüğü olduğu için dışa bağımlılık devam edecektir. Şu anda devletten de bir teşvik yok. Avrupa’yla bu konuda baş edemeyiz” diyerek umutsuz bir tablo çizmektedir. Kaplan Kardeşler’den Genel Müdür Yardımcısı Ozan Boran kârlılık konusuna değinerek “Kendi makinemizi üretmemiz tabi ki mümkün. Ama ‘Kârlı olur mu?’ veya ‘Gerek var mı?’ gibi soruları sormak gerek. Yapılan yatırımın amortisman kârını karşılayıp karşılamayacağı önemli bir soru. Zaten şu anda makine yan sanayisini Gaziantepliler yapabiliyor. Gaziantep’te bu işi ciddi yapan makine firmaları var. Özellikle otomasyon makinelerinin çoğunu Gaziantepliler üretebiliyor. Ama dokuma tezgâhları için Belçikalılar çok büyük bir AR-GE ve yatırım yaptıkları için bence bunu yapmak uzun vadede kârlı bir yatırım değil” derken, Kaplanser Carpet’tan Genel Müdür Muhittin Kaplan “Zamanında Türk makineleriyle yola çıktık. Eski tornacıların yaptığı makineleri kullandık. Kendi makinelerimizi üretmemiz de mümkündür. Türk insanı çok zekidir. Onlara destek verildikten sonra tabi ki olacaktır” sözleriyle konuyu yorumlayarak son derece umutlu bir gelecek tablosu çizmektedir.

Bununla birlikte meseleye kötümser bir bakış açısıyla yaklaşan firma yetkilileri de sayıca oldukça fazladır. Örneğin Merinos Halı’dan İhracat Müdürü Yeliz Mamak yaptığı açıklamada “Yakın gelecekte kendi makinemizi üretmemiz bana biraz hayal gibi geliyor. Açıkçası biraz da hazır almaya alışığız. Yabancılar sadece makine üreterek bizim ihracatımızla baş edebiliyorlar. Tabi ki şu anda burada yapılan makineler var. Bunları kullanıyoruz ve faydasını görüyoruz ama tezgâh biraz daha kompakt bir durum. Bunu yapmak biraz daha zaman alacak bir şey” derken, Okkıran Halı’dan Genel Müdür Hakan Okkıran “Kısa vadede kendi makinemizi üretmemiz mümkün değil. O yönde bir çalışma yok. Gaziantep’te bazı makine firmaları var ama halıya dair bir tek çalışma bile yok. Bence halı makinesi üzerine çalışılmalı. Mantıklı olan budur” şeklinde konuşmaktadır. Panaroma Carpet’tan İşletme Müdürü Murat Sönmez kısa ve öz bir biçimde “Kendi makinemizi üretebileceğimizi zannetmiyorum. Çünkü o konuda ciddi bir yatırım ve çaba yok” derken, Point Halı’dan Genel Müdür Mehmet Kılınç “Makine konusunda şu anda ara çok açılmış durumda. Bu tren 10 yıl önce kaçırılmış. Aradaki fark az iken yerli yatırımcılara destek verilseydi fark kapanır ve makine üretimi yapılabilirdi. Aradaki fark açılınca yerli halı makinesi üreticileri durdu” şeklinde konuyu yorumlamaktadır. Ravanda Carpet’tan Dış Ticaret Sorumlusu Mustafa Uzanır “Halı makinelerinde dışa bağımlılık biraz daha devam edecek gibi gözüküyor çünkü bu konuda yatırım yapılmıyor ve hiçbir ciddi adım atılmıyor. Aslında bunun bir AR-GE’si oluşturulsa ve yavaş yavaş çalışmalara başlansa iyi olur. Ne kadar erken başlanırsa o kadar iyidir. Sanayi Odası ve İhracatçılar Birliği bunun bir çalışmasını yapsa çok faydalı olur” diyerek bu yöndeki olası atılımlara dair fikirlerini belirtirken, Sanat Halı’dan Firma Sahibi Fahrettin Kaplan “Türkiye kendi makinelerini yakın gelecekte üretemez çünkü o doğrultuda hiç bir çalışma yok. İthalata dayalı bir ihracat yapıyoruz. Bizim yaptığımız bir nevi hamallık. Çalışmalarımızı daha katma değerli ürünlerle ve kendi makinelerimizle yürütürsek en azından paramızın bir kısmının yurt dışına çıkışını engellemiş oluruz” şeklinde konuşarak sektördeki temel bir eksikliği vurgulama ihtiyacı hissetmektedir.

Görüldüğü gibi Türkiye’de halı sektöründe makineleşme son sürat devam etmekle birlikte, bu makineler Belçika ve Almanya gibi ülkelerden gelmekte, Türkiye de teknolojik anlamda yurt dışına bağımlı halde kalmaktadır. Her ne kadar kimi firma yetkilileri geleceğe umutla baksa ve bu sorunun çözülebileceğini ifade etse de büyük çoğunluk, makineleşme konusunda artık çok gerilerde kaldığımızı ve yabancı ülkeleri yakalayamayacağımızı dile getirmektedir.

Bu Haberi Paylaş : FacebookTwitterGoogle+LinkedInPinterestEmailtumblrRedditDiggStumbleUponflattrbuffer