» Haberin Devamı...

ULUSLARARASI HALI PAZARINDA TÜRK EL HALICILIĞININ KONUMU

Sümer Halı 12 Aralık 2006 tarihinde Ankara Park Hotel’de “Uluslararası Halı Pazarında Türk El Halıcılığının Konumu” panelini gerçekleştirdi. Sanayi ve Ticaret Bakanı Sayın Ali Coşkun’un katılımıyla gerçekleşen panel oldukça başarılı sonuçlandı.”

Sümer Halı Genel Müdürlüğü, 12.12.2006 Salı günü Ankara Çankaya Park Hotel’de, Büyük Önder Atatürk’ün 125. doğum yıldönümünde Sümer Halı etkinlikleri kapsamında Sanayi ve Ticaret Bakanı Sayın Ali Coşkun’un teşrifleriyle “Atatürk’ün 125. Doğum Yıldönümünde Türk El Halıcılığının Uluslararası Alanlardaki Konumu” panelini ve “Atatürk’ün 125. Doğum Yıldönümü Anısına, Sümer Halı Coğrafi ‹şaret Tescilli Türk El Halıları” sergisini gerçekleştirmiştir.

Oturum Başkanlığını Niğde Milletvekili Mahmut Uğ ur Çetin’in yapmış olduğu panel; yapılan sunumlarla, yüzyılların birikimi ile günümüze ulaşmış olan Türk el halıcılığının tarihteki yeri ve bugün ucuz Uzakdoğu halıları karşısında kaybetmekte olduğu rekabet gücünü yeniden kazanabilmesi için sektördeki sorunların ve çözüm önerilerinin dile getirildiği önemli bir platform olmuştur.

10 dakikalık Sümer Halı tanıtım filmi ile başlayan etkinlikte açılış konuşmaları Sümer Halı Yönetim Kurulu Başkanı Fahrettin Kayıpmaz, T.B.M.M. K‹T Komisyonu Başkanı Nurettin Canikli, Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun tarafından yapılmıştır. Saat 15.00’te sergi açılışı ve ikram sonrasında panel 15.45’te oturum başkanı Niğde Milletvekili Mahmut Uğur Çetin’in yaptığı bir konuşma ile başlamış ve sırasıyla Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Prof. Dr. Mustafa Arlı, Türk Patent Enstitüsü Başkanı Yusuf Balcı, D.T.M. ‹hracat Genel Müdür Yardımcısı Ziya Altunyaldız ve Uluslararası Halı Pazarlama Rota Halıcılık’tan Selçuk Mergen sunumlarını yapmışlardır.

Ayrıca Sümer Halı’nın anılan etkinlik kapsamında gerçekleştirmiş olduğu birbirinden güzel “coğrafi işaret tescilli Türk el halıları” sergisi katılım-cılar ve konuklar tarafından büyük ilgi görmüştür.

Sümer Halı Yönetim Kurulu Başkanı Fahrettin Kayıpmaz tarafından yapılan açılış konuşmasında sektörün mevcut durumu rakamlarla ortaya konmuş ve çözüm önerileri şu çerçevede belirlenmiştir:

Türk kültür ve medeniyetinin baş yapıtlarından birisi olan ve kirkitli dokuma sanatları olarak tanımlanan halı ve kilim dokumacılığı, zaman içerisinde çeşitli coğrafyalara yaygınlaşarak ve gelişerek önemli bir ekonomik unsur haline gelmiştir ve yaklaşık 2,5 milyar $ büyüklüğünde bir ticari potansiyeli vardır. Dünya yer döşemeleri kapsamında 9 milyar dolarlık ticaret içinde makine halı ve kilimleri ile tafting türü dokumalar hariç tutulursa, sadece el halı ve kilim ticareti yapan ülkeler; ‹ran, Hindistan, Çin, Pakistan, Nepal, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve Türkiye’dir. El halıları ticaretinde Türkiye’nin aldığı pay 2005 yılında kısmen artış eğilimi göstererek 111 milyon $’ı halı, 113 milyon $’ı kilim olmak üzere toplam 224 milyon $ civarındadır. Bu da dünya el halı ticaretinin yaklaşık % 9’ unu ifade etmektedir.

Dünya el halı ve kilim ticaretinde ülkemiz aleyhine gelişmelere neden olan faktörleri iki ana grupta sınıflayabiliriz. Bunlardan ilki sektörel olarak Türk halı firmalarınca yapılan stratejik yanlışlıklar, ikincisi ise Uzakdoğu halılarının haksız rekabetini sağlayan ithalat uygulamalarıdır.

Ülkemizde halıcılık alanında önemli bir kaos yaşanmaktadır. Sektörel olarak strateji belirsizliği nedeniyle gerek kamu gerekse özel firmaların üretimleri bağımsız inisiyatiflerle yürütülmekte, sonuçta ülkemizin milli markalarının uluslararası prezantasyonu yerine, halı pazarında uluslararası marka olmuş ürünlerin pazarından nemalanmaya çalışan fason üretim halıcılık ön plana çıkmaktadır :

1. Özellikle kamuda, 11 Bakanlık bünyesinde el halısı ve kilim imalatı yapılmaktadır. Mevzuatları gereği halı ve kilim üretimi yapan bu kuruluşlar, kaynakların verimli kullanılması, halı ticaretine uygun olmayan ve piyasadan uzak desenlerle, bozuk malzemeli halı üretiminde bulunmakta, kurumlar arasında işbirliği olmadığından, üretimin ülke ekonomisine katkısı sağlanamamaktadır.

2. Türk el halıları, dünya pazarlarında “dünya markası” olamamaktadır. 2000 yıllık kültürel estetik birikimden yola çıkılarak yeni Türk markaları yaratmak yerine fason markaların uzak doğuda üretimi tercihi ile “Türk el halısı” imajı unutulmak üzeredir. Geleneksel anonim kültürümüzü, dünya müzelerindeki çok önemli referanslarına rağmen uluslararası markalar yapmak yerine, Türkmen kültürüne ait desen yapısını dejenere ediyor, dünyada moda bazı desenlerin kötü imitasyonlarını üreterek piyasaya sunmaya çalışıyoruz.

3. El halısında “yatırım aracı” espirisi kalmamıştır. Halının kalitesini belirleyen en önemli faktör yapağı kalitesidir. Sümer Halı, ihtiyari olmasına rağmen TSE 43 standardında yüksek kaliteli halı ipliğini üretirken, sektör dabak yünü, tarak altı malzeme veya sentetik elyafı halı ipi olarak kullanmaktadır. Bu yüzden dünya pazarında kötü malzemeli halılarımızla piyasayı kaybetmiş bulunuyoruz.

4. Türk el halıları ışık haslık oranlarının düşüklüğü ile de dünya ticaretindeki yerini kaybetmiştir. Halı ipi boyamacılığında kullanılan boyaların ışık ve yıkama haslığının düşük olmasıyla, halı renkleri kısa sürede solmakta ve ilk günkü albenisini kaybetmektedir.

5. Türkiye - Avrupa Birliği arasında Gümrük Birliği anlaşmasından sonra Çin, Hindistan, Pakistan, Nepal gibi ülkelerden Almanya üzerinden ülkemize yapılan el halı ithalatındaki artış, halıcılığımızın en temel sorunları arasındadır. 2004 yılında 1.671.000 m2 Uzakdoğu el halısı ülkemize giriş yapmıştır. Buna ek olarak marka ihlalleri de yapılmakta, Sümer Halı’da yaklaşık 300 $’a ürettiğimiz marka tescilli Hereke halımız, yine Türk halı firmalarınca Hindistan’a sipariş verilerek 110 $’a ithal edilmeye çalışılmaktadır.

6. Ülkemizdeki bir çok üretici firma ucuz işgücü nedeniyle Türk halılarını yurt dışında dokutturmaktadır. Böylelikle geleneksel Türk el halısı üretimi yurt dışına yönelmektedir. Türkiye’deki halı üretiminde en büyük maliyet kalemini oluşturan emek gideri aylık yaklaşık 100-110 $ seviyesinde iken Hindistan, Çin , Nepal gibi ülkelerde işçilik ücreti aylık 20-25 $ civarındadır.

7. 2003 yılı Ağustos ayında yürürlüğe giren 4958 sayılı kanun ile halı üreticilerine getirilen % 19,5’luk sigorta, ülkemiz el halıcılığı imalat sektörü üzerinde olumsuz etkilere sebep olmuş, bu kanun nedeniyle firmaların Türkiye’de halı üretimi yapmaktan kaçınması neticesinde, sektörde çalışan yaklaşık 500.000 halı dokuyucusu 35.000 seviyesine düşmüş durumdadır.

8. Son olarak Türkiye zemin kaplamaları sektörü ticareti içinde makine halısının payı 2005 yılı sonu rakamlarıyla % 97.3’e ulaşmış, el halısı pazarının payı % 2.7’ye gerilemiş bulunmaktadır. Türkiye’nin toplam yer döşemeleri ve halı ihtiyacının 15 milyon m2/yıl olduğu ve bu pazara yaklaşık 57 milyon m2’lik makine halılarının sürüldüğü bir ortamda el halıcılığının 1.2 milyon metrekarelik çok cüzi bir payı da ithal halılarla ikame edilmektedir.

Kısaca Türkiye için halı önemli bir kültür ürünüdür. Sümer Halı, yüzyılların birikimi ile günümüze ulaşmış olan dokuma kültürümüzü günümüzde yaşatan ve markalaştıran ülkemizin önemli bir kuruluşudur. Bu kültürel miras araştırma grubunca incelenmekte; Türk halı ve kilimlerinin eşsiz örneklerinden geliştirilen 4762 adetlik orijinal Türk halı deseni ile üretim yapılmaktadır.

Sümer Halı’da 2002 yıl sonunda 74.051 m2 olan el halısı stok miktarı, 2003 yılında 28.417 m2 üretim, 2004 yılında 17.740 m2 üretim, 2005 yılında 22.964 m2 üretim, 2006 yılı ilk on ayı itibariyle 18.274 m2 üretimle 4 yılda toplam 161.446 m2 seviyesine ulaşmıştır. Sümer Halı, etkin bir tanıtım ve pazarlama ile bu dört yılda 161.446 m2’lik üretimin 122.615 m2’sını pazarlamış durumdadır. Halen 39.240 m2 el halısı stoğu bulunmaktadır.

Sümer Halı, ülkemizin geleneksel halı kültürünü markalaştıran adrestir. Hereke’den başlayarak bütün mahalli yörelerimizin halıcılık “Marka ve Coğrafi ‹şaret Tescil Belgesi”ne sahip olup bu standartlardan taviz verilmeden “önce kalite” ilkesiyle dokunmakta ve pazarlanmaktadır.

Türk el halıcılığında tarihi, sosyal ve kültürel betimlemelerin yapılması, teknik ve estetik değerleriyle geleneksel Türk el sanatları arşivi oluşturulması, uluslararası tasarımlar üretebilen desen bankası kurulması, daha önemlisi; sektörel stratejilerin geliştirilmesi ve Dünya pazarlarında kalite belgeli ürünlerle etkin bir ticaret hacmine kavuşmasını teminen, Sümer Halı’nın yeniden yapılanma süreci tamamlanmıştır. Bu doğrultuda hazırlanan “Türk Halı ve El Sanatları Enstitüsü Kanun Tasarısı” ilgili Bakanlık ve Müsteşarlıkların görüşüne açılmış, gelen görüşler doğrultusunda kanuna son şekli verilerek Başbakanlık makamına sunulmuştur.

Türkiye’nin halı ihracatına baktığımızda son üç yılda önemli bir artış gözlemlenmektedir. 2003 yılında % 32.7 lik artışla 381 milyon $ civarında gerçekleşen halı ihracatı, 2004 yılında % 35.8 ve 2005 yılında da % 29 artışla 668 milyon $’a çıkmıştır. Ancak, üzülerek söylemek gerekirse ihraç ettiğimiz halıların önemli bir kısmı yerli hammadde, yerli istihdam ile Türkiye’de üretilen halılar olmayıp Uzakdoğudan ikame edilen el halılarıdır.

Türkiye’nin halı ithalatı ise kronik biçimde son on yılda hep artış göstermektedir. 2002 yılında 57.5 milyon $ olan halı ithalatı, 2003 yılında % 22.6, 2004 yılında % 61.8 ve 2005 yılında da % 24.4 oranında artış göstererek 142 milyon $’a yükselmiş durumdadır. Çin, Nepal, Hindistan, Pakistan, Afganistan ve ‹ran’dan, genellikle iç piyasaya sunulan ve bir kısmı ise ihraç edilen kalitesiz ve ucuz ithal halıların yarattığı haksız rekabet ortamı, yerli üreticinin rekabet etme gücünü artık bitirmiştir.

57 milyon m2’ye ulaşan Türkiye yer döşemeleri pazarında el halısının yeri, sadece 1.200.000 m2 seviyesindedir. 2005 yılında Uzakdoğu ülkelerinden Halı ‹htisas Gümrüğü resmi rakamlarıyla 971.000 m2 halı ithalatı yapıldığına göre piyasada mevcut el halılarının Türkiye’de üretilmiş yerli imalatı yaklaşık 220.000 m2 düzeyine gerilemiş durumdadır.

Bu rakamlar bize şunu gösteriyor; el halıları piyasasında Türkiye üreticisi, yerli hammadde, yerli desen ve yerli istihdamı terk etmiş, Türkiye’de işini bırakmış ve Uzakğoğuya taşınmış durumdadır. Halı ticaretini sadece ucuz maliyetli, Uzakdoğudan ikame ettiği ürünlerle devam ettirme politikası bir ülke için istikbali olmayan ve hastalıklı bir yapıdır. Bu nedenle Türk halı sektörü önemli bir yol ayırımındadır. Panelimizle bu konuyu gündeme getirmenin ülkemiz için son derece önem taşıdığını düşünüyoruz.

Tarafların konuya bakışlarını ortaya koyabilmek isteğimizi büyük bir nezaketle kabul eden panelistlerimize huzurlarınızda teşekkür ediyor, panelimizin bu anlamda çok önemli açılımlar kazandıracağına inanıyor, teşrifiniz için saygılarımı sunuyorum.

 

 » Ana Sayfa