» Haberin Devamı...

Selvi Halı, el halısında ISO 9001: 2000 Kalite Belgesi aldı
EL HALISINDA KALİTE BELGESİ

Naci Selvi: “El halısı dokumacılığında alınması zor olan ISO 9001: 2000 Kalite Belgesi’ni Nepal’deki üretimlerimize alarak bir ilki başardık. Bu çok önemlidir, çünkü %100 el işçiliği olan bir üretimde bunu sağlamak zordur. El halıcılığında önemli olan düzgün dokumayı, yün ve boya kalitesini, ölçü standardını yakalayıp bu standart kaliteyi koruyabilmektir. Biz bu kalite belgesini alarak ürünlerimizin kalitesini ispatladığımız için mutluyuz.“

Selvi Halı hakkında okuyucularımıza bilgi verebilir miyiz?

Firmamız cumhuriyetin ilk yılarında dedem Muharrem Selvi tarafından kurulmuştur. Daha sonra babamız Azmi Selvi tarafından şirket büyütülerek bugünlere gelinmiştir. Halen Selvi Halı ben Naci, kardeşim Kemal ve oğlum Muharrem Selvi tarafından yönetilmektedir.

Naci Bey, öncelikle sizi kutluyorum. Firmanız 2 yıldan beri aldığı başarı ödüllerine bir yenisini daha ekledi. Bu ödülden biraz bahseder misiniz?

Teşekkürler. 2003 yılından beri Nepal Hükümeti’nin firmamıza vermiş olduğu ödüllerimiz bulunuyor. Bunlar imalatımızın miktarı ve kalite bazında değerlendirilmesine yönelik ödüllerdi.

Bildiğiniz gibi kendi piyasamızda hem toptan hem perakende olarak faaliyet göstermekteyiz. Yüksek miktarlarda el halısı üretmek zordur, dolayısıyla da bu ödülü üst üste üç kez almamız da tesadüf değil.

Şu an piyasada bazı firmalar Hindistan’da düşük kaliteli Nepal taklidi halılar yaptırıp piyasaya sürüyorlar. Bu da, yüksek kalitesi olan Nepal halılarında haksız bir rekabeti doğurmuş oluyor. Bizler işin içerisinde olan kişiler olarak halıyı gördüğümüzde kalitesini anlayabiliriz, fakat müşterilerimizin bir çoğu kullanmaya başladıktan sonra ürünün kalitesini anlayabilirler. Kısacası halı alırken güvendikleri, ciddi firmalardan alışveriş yapmalarını öneriyorum.

Belirtmek istediğim bir başka konu ise, biz yalnızca Nepal’de üretim yapıp sadece bu ürünleri satmıyoruz. Aynı titizliği Türkiye’deki üretimlerimizde de göstermekteyiz. İran, Afganistan , Pakistan ve Çin gibi ülkelerde de el halısı üretimi yaptırıyoruz.

Sektörümüzde el halısı konusunda ISO 9001: 2000 Kalite Belgesi’ni aldınız. Bu bir ilk midir?

Kesin bir araştırma yapmadım ama, şu ana kadar bu kalite belgesini başka bir firmanın aldığı konusunda bir bilgim yok. Bu açıdan sorunuzu evet diyebilirim. Yalnız şunu belirtmek isterim; biz bunu Nepal’de, Nepal’deki üretim çalışmalarımızla aldık. Bu anlamda Türkiye’deki bir ilk ne kadar doğru olur onu bilemem. Ama el halıcılığında bir ilktir.

Ama bu çalışmalarımızın doğrultusunda önemli olan halı standardımızı korumaktı. Düzgün dokumayı, yün ve boya kalitesindeki standardı korumak ve devamlılığını sağlayabilmektir. Her ne kadar Nepal’deki üretimimizle ISO 9001: 2000 Kalite Belgesi’ni aldıysak da Türkiye’deki üretimimizde de aynı dikkat ve özeni göstermekteyiz, bu üretimimiz de yoğun şekilde devam ediyor. Şu anda değişik kalitelerde ürün yapmaya başladık. 7. Zemin Fuarı’na yetişirse, o ürünlerimizden de birer model sergilemeyi düşünüyoruz.

Firma olarak farklı ürünler dokuduğunuzu; renk ve desen tasarımına ayrıcalıklı bir önem verdiğinizi biliyoruz. Bu sene hangi desen ve renkler tercihiniz oldu?

Firmamız bünyesinde 4 ayrı tasarımcımız bulunuyor. Renk ve desenlerimizi İtalyan ve Fransız tasarımcılar ile sürekli görüşüp güncelliyorlar. Bu sene de toprak tonlarını ağırlıkla kullanıyorlar.

Müşterilerimiz ile sürekli görüşme halindeyiz. Onların taleplerini, bölgesel ihtiyaçlarını gözönünde bulundurarak Ar-Ge çalışmalarımız devam etmektedir.

Sizinle yaptığımız son söyleşiden bu yana Selvi Halı’da ne gibi yeni gelişmeler oldu?

Geçen bu dönem içerisinde öncelikle Modoko’da bir şube açtık. Bu seneki en önemli yeniliğimiz aslında avize konusuna girmiş olmamızdır. Nisan ayında yapılacak Zemin Fuarı’nda da bu avizelerin bir bölümünü hem dekorasyonda kullanmayı hem de tanıtım amaçlı sergilemeyi planlıyoruz. Çünkü artık avizenin de toptan satışını yapmaya başladık. Modellere gelince halıda olduğu gibi avizelerimizde de modern, demo-klasik ve klasik modellerimiz mevcut. Kısacası her zevke hitap eden ürünümüz bulunuyor. Halıda olduğu gibi avizede de iddialı olmak istiyorsak ürün yelpazesini her türlü zevk ve beğeniye uygun şekilde oluşturmak ve seçenekleri arttırmak gerekliliğinin bilincindeyiz.

Söylediklerinizden yavaş yavaş dekorasyon alanında da faaliyet göstermeye başlayacağınızı mı çıkarmalıyız?

Aslında yakın dönemde tüm çizgi, desen ve modelleriyle Selvi’ye ait özel bir konsept yaratmayı istiyoruz. Bu kapsamda yalnızca aydınlatma birimleri değil bunun yanında aksesuarlar da olacak. Şu anda tüm bunların hazırlık ve proje aşamasında-yız. İlerleyen günlerde gelişmeleri hep birlikte göreceğiz.

Tüm bu projeler 2007 yılı içinde mi hayata geçecek?

Şu anda çizimleri yapılıyor. Hem tasarımcılarımız hazırlıyor, hem mimarlarımız bu konuda araştırmalarını yapıyorlar. Tahmin ediyorum, bu yıl sonuna yetiştireceğiz.

2007 sizin için yeniliklerle dolu bir yıl olacak diyebilir miyiz?

Öyle görünüyor. Zaten tüm bu çalışmaların ardında bir Ar-Ge bölümü bulunuyor. Tasarımlarıyla başarılı bir ekip yarattıktan sonra bunu değerlendirmek doğru geliyor bize. Çünkü halı olayında görüyoruz. Hiçbir firmanın özgünlüğü bulunmuyor. Bakıyorsunuz, Avrupa’nın birkaç firmasından ürünler getirilip, bunları piyasaya sunuyorlar. Bu özgünlük değil. Bizim bu konsept çalışmamız kapsamında avizeden tutun da değişik aksesuarlara kadar ürün yelpazemiz olacaktır.

Her firma kendine özgü birşeyler yapmaya çalışıyor. Fakat bizim ayrıcalığımız şu; firmamızı yıllardır tanıyorsunuz ve bir tasarım bölümümüz olduğunu yıllardır biliyorsunuz. Buna ek olarak uzun zamandır Ar-Ge bölümümüz faaliyette. Onlar bazı konuları araştırarak geliyorlar, bizler de ona göre o tasarımlara yön vermeye çalışıyoruz. Türkiye’deki bazı firmalar fason mal yaptırıyor. Yani eline yaptırmak istediği bir ürünü alıyor ve belli bir fiyat üzerinden anlaşarak bu ürünü yaptırıyor. Fasonculukta senden bir emek yoktur. Bu emek olmadıktan sonra o bahsettiğimiz konsepti de yaratmak mümkün olmaz veya gittiğiniz imalatçı size varolan modellerini gösteriyor, siz de oradan seçiyorsunuz. Belki 3-5 rengi değiştiriyorsunuz ve halınızı yaratıyorsunuz. Burada özgün bir çalışmadan söz etmek doğru olmaz. Ticari açıdan değerlendirildiğinde belki bu firmalar daha kısa sürede bir şeyler yaparken, bizimki daha uzun sürede meydana çıkıyor.

7. Zemin Fuarı’na katılan firmalardan biri de sizsiniz. Fuarlara yönelik neler söyleyeceksiniz?

Dünyada ve Türkiye’de fuar etkinlikleri çok önemli. Çünkü fuarlarda ulaşamadığınız kitlelere ulaşma imkanı sağlanıyor. Her sektörden insanla tanışma imkanınız oluyor. Bugün Zemin Fuarı parke, pvc, seramik ve halı olmak üzere tüm sektörü biraraya getiriyor.

Muharrem Bey, ithalat-ihracat konusunda yetkili isim sizsiniz. Önümüzdeki dönemde ihracat alanındaki ne gibi yeniliklerin olacağını sizden öğrenelim?

Yakın zamanda ihracata yönelik değişikliklerimiz olacak. Ancak şunu belirtmeliyim ki, bizim ürünlerimizi Türkiye’ye sokup da ihracat yapmamamızın sebebi bazı mevzuatlardan kaynaklanıyor. O yüzden şu anda yaptığımız şey, bilhassa Uzakdoğu’daki üretimlerimiz için Nepal ve Çin’de kurduğumuz ofis ve depolardan Amerika ve Avrupa’daki müşterilerimize direk satış yapıyoruz.

Bunun yanında Amerika pazarı için yeni bir koleksiyon hazırladık. Genelde koleksiyonlarımızı pazarın ihtiyacına göre hazırlamayı tercih ediyoruz. Aslında Amerika pazarı demek de yanlış bir ifade oluyor. Sonuç olarak nasıl ki Türkiye’de bölgeden bölgeye, şehirden şehire iklimsel farklılıklar tercihlere yansıyorsa, Amerika’da da ürünlere yönelik ihtiyaçlar aynı şekilde farklılık gösteriyor. Örneğin; New York’da satılan ürünle Los Angeles’da satılan ürün aynı olmuyor. Bu farklılıklarda genelde iklimsel koşullar etkili oluyor. İnsanlar yazlık yerlerde daha açık tonlarda, iklimi daha sert geçen yerlerde ise daha koyu renklerde halıları tercih ediyorlar. Desenler de aynı şekilde bölgeden bölgeye değişiklik gösteriyor. Biz bu kriterleri gözönünde bulundurarak koleksiyonlarımızı hazırlıyoruz.

Uzakdoğu dışında farklı yerlerde de ofisleriniz olacak mı?

Şu anda Amerika’da bir ofis açmaya hazırlanıyoruz. Onun hazırlıkları sürüyor. Avrupa’da da düşünmüyor değiliz, ancak daha ileriki dönemlerde. Açıkcası biz günün şartları neyi gerektiriyorsa onu yapmaya çalışıyoruz. Zaman içerisinde nerelerde ihtiyaç veya gereklilik görürsek o noktalarda ofis sayımızı arttıracağız.

Naci Bey, desen taklidine ilişkin birtakım sıkıntılarınız olduğunu biliyoruz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Mesela şu an bizim modellerimizi kullananlar var. Bunları mahkemeye vermek bir çözüm değil. Çünkü mahkeme belli bir değer biçer, o kişi de bunu öder ve olay kapanır. Şimdi ben de onlar için şunu diyorum; piyasamda hırsızlar var. Emek hırsız-ları var ve bu yolla haksız para kazanmak istiyorlar. Tahmin ediyorum bu söyleşiyi okuduklarında sözünü ettiğim kişiler kendilerini bileceklerdir.

Desen tescili sonuç getirmiyor mu?

Maalesef, bu konuya desen tescili de yetersiz kalıyor. Çünkü desenlerde %15’lik bir fark yaratılarak tescil dışına da çıkılabiliyor. Bu açıdan desen tescili de bir koruma değil. Biz tescilimizi halen alıyoruz ama bu bizim veya Avrupa’nın anladığı manada bir tescil olmuyor. Olmadığı için de salt görselliğe bakıyor. Bu açıdan da taklit edilen herhangi bir desen tespiti hakim kararına kalıyor. Hakim evet taklittir derse, taklit denerek cezai yaptırıma gidiliyor. Aksi takdirde herhangi bir şey taklit yok dediği anda dava düşüyor. Yani bu süreç cok sağlıklı ve sonuç alıcı olamıyor maalesef. Bu nedenle hukuksal süreç kalıcı bir çözüm getirmemektedir.

Piyasada bu tarz hareketlerde bulunan meslektaşlarımız var. İlla bu maddi bir şey çalma anlamına gelmiyor. Bir sohbet esnasında sizin fikrinizi alarak onu kendine adapte ederek hayata geçirmesi de bir tür hırsızlıktır. Bu anlamda bu firmalar fikir hırsızlığı yapıyorlar. Öte yandan bizden çaldığıyla maddi bir kazanç da elde edemiyor bu kişiler. Çünkü aynı kalitede üretim yapamıyorlar.

Taklit edilmek aslında bizim acımızdanda hoş bir duygu başarılı ve üretiçi olduğumuzunda bir kanıtı. Doğru yolda olduğunuzun bir göstergesi. Ancak bu firmaları da dile getirmek ve söylemek de gerekiyor. Ticari ahlak, meslek kuralları acısından en azından bu yapılmalı.

Nepal Hükümeti yetkilileri, bu yıl Hannover Domotex Fuarı’nda düzenledikleri toplantıda; Türkiye’de “Nepal” adını el ve makine halılarında haksız yere kullananlara uluslararası hukuki yaptırım güçlerini uygulayacaklarını kesin bir dille ifade ettiler.

Son dönemde sektörün içinde bulunduğu durumu değerlendirir misiniz?

İstanbulu ele alarak diğer sektörlere baktığımızda aslında o kadar da çok halıcı bulunmuyor. Sektörümüzde bir dönem duvardan duvara halı vardı. O tarihlerde yağlı boya satıcıları bile duvardan duvara halı satıyorlardı. 2004 yılı sonundan itibaren taft halı çıktı. Ucuz fiyatlı bu halılar da ortaya çıkınca, bazılarının çalıştıkları firmalardan ayrılarak dükkan açmalarıyla sektörde biraz patlama yaşandı diyebiliriz.

El halıcısı dediğimiz zaman ise durum farklıdır. Çünkü bu firmalar kalıcıdır. El halıcılığında genelde babadan oğula geçen bir sistem vardır. El halısında hergün yeni birşey öğrenirsin. Bunun kitabı yoktur. Bunun yanında zaten el halıcılığı yapan firmalar eski köklü firmalardır. Makine ve taft dediğimiz halılarla piyasaya girmeye çalışanları ise biz çok uzun ömürlü görmüyoruz. Bu nedenle son dönemde İstanbul’da sonradan açılan 15-20 yeni halıcı varsa, birkaç sene içerisinde de ayakta kalbileceklerini sanmıyorum. Çünkü birçoğu gündelik halıcılık yapmaya çalışıyorlar. El halısı dediğiniz zaman bilgi, kültür, deneyim ve sermaye gerektirir. Tüm bunlar biraya getirildiğinde el halıcısı olunabilir.

Her sektörde olduğu gibi dönem dönem sektörümüzde de değişiklikler olacaktır. Ancak değişmeyen bir şey vardır, o da el halısının klasik olduğu gerçeğidir. Klasiğe hiç birşey olmaz. Her zaman yerini korur. Sonuç olarak el halısı yapanlar bellidir, belli olarak da kalacaktır. Önümüzdeki zaman içinde el halıcılarında herhangi bir değişim olacağını sanmıyorum.

Bu güzel sohbetimizin sonuna geldik… Son olarak neler söylemek istersiniz?

Öncelikle Marka Fuarcılığı halı sektörüne yönelik çalışmalarından ötürü kutluyorum. Sektörün devlerinin buluşma noktası olan Zemin Fuarı’nın her yıl olduğu gibi bu yılda çok başarılı geçeceğine ve biz katılımcı firmalara geri dönüşlerinin çok kazançlı olacağına inanıyorum. Bunun yanısıra, sektörümüzün ihtiyacı olduğuna inandığım Halı Dergisi ise bizlere en doğru haber ve bilgi akışını sağlayarak sektörden en son haberlere ivedilikle yer vermeyi sürdürüyor. Halı Dergi si’nin sektöre bu anlamdaki katkısı yadsınamaz. Özetle hem fuarcılık hem de yayıncılık alanlarındaki çalışmalarından ötürü sizin nezdinizde Marka Grup ’a bir kez daha teşekkür eder ve başarılarınızın devamını dilerim.

 

 

 » Ana Sayfa