» Haberin Devamı...

Royal Halı’nın iddialı misyonu
TRENDLERİN TAKİPÇİSİ DEĞİL, YÖNLENDİRİCİSİ OLMAK

Selçuk Sayılı: “Orijinal tasarımlarıyla fark yaratan, her zevke hitap edebilecek alternatif renk ve kalite gruplarının yer aldığı geniş ürün skalamız, Royal Halı olarak üstlendiğimiz “trendlerin takipçisi değil, yönlendiricisi olma” misyonunun en önemli göstergesidir. Dolayısıyla, halı satışlarında yükselen değer oluşumuzun açılımı da, işte bu formülde saklıdır.”

Avrupa’da özellikle halı desen ve tasarımı konusunda katma değeri oldukça yüksek ürünler üretildiğini biliyoruz. Halı tasarımı konusunda Türkiye bugün hangi aşamada bulunuyor?

Türkiye’de özgün tasarım anlayışı, makine yardımıyla üretilen halılarla başladı diyebiliriz. Son birkaç yıla kadar el halıcılığında klasik tasarım anlayışının dışına çıkılamadığı için, az sayıda istisna dışında, belirli kalıplar içerisinde hareket etme zorunluluğu vardı. Zaten metraj olarak da çok fazla halı üretilemiyordu. Kaliteli ve güzel el halısı sahibi olabilmek bir ayrıcalıktı. Hatta uzunca bir dönem, insanlar halıyı bir yatırım aracı olarak gördüler.

Bizde el halısının alt yapısı vardı. Ne de olsa bu topraklarda bin yıldır halı ve kilim üretiliyor. Sonra makine halısı çıktı ve teknoloji her şeyi kolaylaştırdı. Günde 500 ile 1000 metrekare halı dokuyabilen tezgahlar üretime dahil oldu. Ancak, makine o kadar hızlı ve üretkendi ki, Türk üreticisi ne renk, ne desen, ne de kalite konusunda makinenin hızına yetişemedi. Avrupa’da teknoloji alt yapısıyla birlikte oluşturulur. İşte saydığım konularda, bizden birkaç adım önde olmalarının sebebi de budur.

Sektör olarak yine de çok hızlı gelişiyoruz. Son birkaç yıldır kalite ve tasarım konusunda ciddi bir yapılanma söz konusu. Bu atılım, yeni yatırımcıların proaktif tavrıyla ortaya çıkan bir tablo. Yeni markaların gösterdiği bu çabanın dış piyasalarda da karşılık bulması, diğer firmaları da heyecanlandırdı. Bu yeni süreç, 25 yılını halı sektörüne ve tasarımın önemine adamış biri olarak, beni son derece mutlu ediyor.

Halıda tasarımın halı satışına yansımalarını değerlendirir misiniz?

Müşteri halı almak için mağazaya geldiğinde, bir takım fikir ve beklentilere sahiptir. Halıyı kullanacağı alandaki dekorasyona hakim olan renk tonları, oturma grubunun stili, ortamdaki aksesuarlar, zemin gibi etkenleri de göz önüne alan müşteri, mekanının dengelerine uyum sağlayacak bir halı arayışıyla bize gelir. İşte bu noktada bizim yapmamız gereken, onun eğilimlerine cevap verebilecek, zevkine hitap edebilecek özgün ve kaliteli seçeneklerin yer aldığı zengin bir koleksiyon sunmaktır ki, tercihini bizim markamız yönünde kullanabilsin.

Bu anlamda, orijinal tasarımlarıyla fark yaratan, her zevke hitap edebilecek alternatif renk ve kalite gruplarının yer aldığı geniş ürün skalamız, Royal Halı olarak üstlendiğimiz trendlerin takipçisi değil, yönlendiricisi olma misyonunun en önemli göstergesidir. Dolayısıyla, halı satışlarında yükselen değer oluşumuzun açılımı da, işte bu formülde saklıdır.

Royal Halı’nın desen ve tasarım çalışmaları hakkında bilgi alabilir miyiz?

Biz çok genç bir markayız. Var olan bir altyapının üzerine değil, kendi deneyimlerimiz ve dünya görüşümüz üzerine bir bina inşa ettik. Başkaları ne yapmış, hangi tarz tasarımlar, hangi renkler, hangi firmanın hangi kalitesi, hangi fiyat aralığındaki ürünler daha çok satıyor gibi sorgulamalara odaklanmayı en başından reddettik. Bizim misyonumuz çok başka... Böylesi bir bakış açısına saplanıp kalsaydık, halı sektöründeki uzun listenin sonlarında, adı anılmayan sıradan bir isim olarak unutulmaya mahkum olurduk. Sektörümüz gelişmeye çok açık bir sektör ve potansiyelleri cidden yüksek. En büyük eksiğimizse, tasarım konusundaki büyük açık... İşte biz bu açığı doldurmaya odakladık kendimizi.

Biz ürünümüzle ve markamızla lider olmaya kararlıyız. Bu konuda son derece özgüvenli ve istikrarlıyız. Ektiğimiz tohumların meyvelerini kısa vadelerde alıyor olmaktan da büyük mutluluk duyuyoruz. Yurt içi ve yurt dışından aldığımız olumlu tepkiler gösteriyor ki, insanlar bizim ne yapmak istediğimizi net olarak anladı ve bizi hakettiğimiz yere çok kısa zamanda konumlandırdı.

Tasarım bir cesaret işidir. Kendisine yeterli olanak tanınan her tasarımcı, yaptığı çalışmaların piyasaya yeni bir yön çizebileceği ve üretim zincirinin dengelerini değiştirebileceği bilgisiyle sorumluluk üstlenir. Bizim şirket vizyonumuz işte bu gerçeğe odaklanmıştır. Yaptığımız her türlü atılım, domino taşları gibi, sektörümüzün gelişmesini tetikleyecek dinamikleri harekete geçirecektir. Biz rekabeti de bu anlamda çok yapıcı buluyor ve önemsiyoruz. Gerçek olan şu ki; rekabet kaliteyi doğurur. Firma olarak en büyük önceliğimizi, ülkemiz halı sektörünün dünya üzerindeki etkinliğini artırmak oluşturuyor.

Bu hedefle öngörülü, planlı ve proaktif bir tavır sergiliyoruz. 2005 yılında faaliyete geçen bir markanın, bu kadar kısa zamanda bu kadar başarı göstermesi, takdir edersiniz ki tesadüf ya da şansa bağlanamaz. Biz hem kurumsal ve etik değerlerimize, hem de deneyim ve tasarımlarımıza büyük bir güven duyuyoruz. Markamızı insanlara sunarken de, tasarım ve kalitemizi her zaman ön planda tuttuk. İnsanların Royal Halı’yı, ürünümüzün onlarda uyandırdığı güzel ve olumlu duygularla anımsamalarını istiyoruz. Halılarımızın onların hayatında bir katma değer oluşturduğuna inanıyoruz. Bizim için halı sadece bir fon malzemesi değil, aynı zamanda önemli bir tasarım objesidir. Bunu her vesileyle vurgulamaya da büyük özen gösteriyoruz. Amacımız; sektörün en büyük açığı olarak değerlendirdiğimiz tasarım konusunda bilinçli hareket ederek, kavram kargaşası yaşayan markalara kılavuzluk edecek sağlıklı bir rota çizebilmek.

Halı tasarımda trendler, 2007 yılında hangi yönde eğilim gösteriyor? Halılarda ağırlıklı olarak hangi renk gruplarını göreceğiz?

Dekorasyonda trendler çok sık değişiyor ve buna bağlı olarak halıda da sürekli bir yenilik arayışı söz konusu... Halı artık moda kavramının sınırlarına dahil edilmiş bir ürün. Bu isteseniz de, istemeseniz de böyle... Bu kaçınılmaz gerçeği, hiçbir üreticinin göz ardı etmemesi gerekiyor.

Son eğilimleri değerlendirecek olursak, yurt içi ve yurt dışı çalışmalarımızda edindiğim izlenimler gösteriyor ki, renklerde doğaya bir dönüş var. Toz ve toprak renkleri, turuncu ve yeşillerle destekleniyor. Kırmızı ve siyah tonlar cesaretle kullanılmış ve vazgeçilmez bej tonları bu yılın renklerine de hakim olacak.

Türkiye’de tasarım konusunda alınan eğitimler sizce yeterli mi, sektörümüzde yetişmiş tasarımcı bulma konusunda sorun yaşanıyor mu?

Yeterli demeyi çok isterdim. Eğitim kurumlarının kendilerine özgü sorunlarının olduğunu biliyorum. Bu Türkiye’nin genel durumuyla alakalı bir konu aslında. Tasarım konusunda eğitim veren arkadaşlarımın kaç tanesi yurt dışı sergilere, fuarlara gidebiliyor! Tasarım dünyada hangi boyutta, yeni neler yapılıyor ve bütün bunlar öğrencilere yeterince aktarılabiliyor mu? Temel kurallar öğretiliyor ama, öğrencileri sektöre hazırlamak da eğitimin bir parçası olmalı.

Tasarım açısından sektör kendi kriterlerini oluşturmuş durumda. Bu kriterleri geliştirebilecek, hatta değiştirebilecek tasarımcılar elbette ki var. Her yıl, bir sürü genç insan güzel sanatlar fakültelerinden mezun oluyor. Bu insanları sektöre kazandıracak çalışmaların yapılması lazım. Buna şiddetle ihtiyaç var. Bu insanlarla emek-değer ilişkilerinin sağlıklı kurulması zorunlu. Makineye milyon dolarlar veren yatırımcıların, bu makinelerin insanların yeteneğine ve bilgilerine bağımlı olduğunu bilmeleri gerekiyor. Tasarım konusundaki taleplerin ülkemizde hızla gelişim kaydettiği verisi, her markanın öngörmesi gereken bir husustur.

Tasarım konusunda çalışmalarınızı yaptığınız yazılım programları da var bildiğimiz kadarıyla. Bu yazılımların kullanılmasının sağladığı kolaylıklar nelerdir?

Yazılım programları, tasarımı hayata geçirme aşamasında işimizi hayli kolaylaştırır. Teknik olarak işimizin hızlanması, hayal ettiğimiz şeyleri gerçeğe dönüştürme sürecimizin kısalması, zamanı lehimize çeviriyor, ki rekabetin yoğun yaşandığı bir sektörde bu önemli bir avantaj. Yanı sıra yazılımların, tasarımcının yaratı aşamasında yaşadığı baskıyı yok etmesi ise ne yazık ki mümkün değil. O noktada bilgi, yetenek ve vizyonunuz en önemli kaynaklarınız. Farkı yaratan da işte budur, yani kalifiye insan faktörü...

Halı konusunda yapılan çalışmaların taklit edilmesi sorunu yaşanıyor sektörümüzde. Konuyla ilgili emeği geçen bir tasarımcı olarak sektörde yapılan çalışmaları kopyalayarak çalışan diğer meslektaşlarınıza ve sektördeki diğer firmalara önerileriniz nelerdir?

Satış kaygısıyla oluşan yanlış pazarlama yöntemleri, bu yozlaşmanın en büyük nedeni. Sadece Gaziantep’te 400 kadar elektronik tezgah ve 200’e yakın halı üreticisi firma var. Bunların çok büyük bir kısmı, içeride ve dışarıda tek bir pazar için üretim yapıyor.

Özellikle ihracatta, katma değeri olmayan, benzer renk ve tasarımdaki ürünlere sıklıkla rastlayabilirsiniz. İşte insan faktörü burada devreye giriyor. Yeni ufuklar açabilecek, katma değeri olan ürünleri pazarlayabilecek donanımlı insanların bu sektöre acilen kazandırılmaları gerekiyor.

Öncelikle Türkiye’yi ucuz halı üreticisi olarak gören yabancıların düşüncelerini değiştirmek çok önemli. Onlar pahalı halı da satıyorlar ve bu ürünleri başka ülkelerden alıyorlar. Sizden daha ucuz üretecek birileri her zaman vardır. Bu kadar çok elektronik halı tezgahının olduğu kaç ülke var! Bu gücü kullanamazsanız sektör makine çöplüğüne döner. Bu ülkede bunun örneklerini çok gördük. Taklit dönemi artık sona erdi. Firmalar bunun bilincine varmak zorundalar. Sektör kendi dinamiklerini oluştururken, profesyonel insanları kullanabilmeyi başarmalıdır.

Sektörde asıl olan yöneticilerin fikirleridir. Onların izlediği politikalardır. Önce onların kafa yapısı değişmeli ve denenmiş olan yolun fark yaratmayacağı bilgisiyle, sektörde tasarım anlayışını ön plana çıkaracak hamlelere imzalarını atmalıdırlar. Bu yönüyle bir öncü rolü üstlenen Royal Halı, sektörün lokomotif güçlerinden biri olma misyonu ve kalıcı farklar yaratma iddiasıyla, örnek teşkil edecek bir performans sergilemektedir.

 

 » Ana Sayfa