| |
» Haberin Devamı... | ||||||
|
Halıcılık Kültür Tarihimiz ile ilgili çok önemli bir kitap yayımlandı: ATATÜRK’TEN KÜLTÜREL MİRAS ÇANKAYA KÖŞKÜ HALILARI “Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nce yayımlanan “Atatürk’ten Kültürel Miras Çankaya Köşkü Halıları” isimli kitabın yazarları Naciye Kayıpmaz ve Fahrettin Kayıpmaz ile Halı Dergi si olarak bir söyleşi yaptık. Kitabın yayın öyküsünü yazarları anlattı.” Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nce Atatürk’ün doğumunun 125. yılı anısına Kasım 2006’da Ankara’da yayımlanan “Atatürk’ten Kültürel Miras Çankaya Köşkü Halıları” isimli kitabın yazarları Naciye Kayıpmaz ve Fahrettin Kayıpmaz ile Halı Dergi si olarak bir söyleşi yaptık. Halı araştırmacıları Naciye Kayıpmaz ve Fahrettin Kayıpmaz, bu çalışmaya Cumhurbaşkanlığı Çankaya Köşkü halılarının envanter çalışmaları sırasında 2000 yılında başladıklarını, Ankara’da Çankaya Köşkü, İstanbul Tarabya Köşkü ve Anıtkabir Askeri Müzesi koleksiyonları içinde Büyük Önder Atatürk tarafından bizzat kullanılmış veya kendisine hediye edilmiş halılar ve kilimler içinden ve Cumhurbaşkanlığı halı ve kilim envanterindeki yaklaşık 950 parça içinden seçilerek yapıldığını ifade ederek, kitapla ilgili dergimize şu açıklamayı yaptılar: “Bir ulusun tarihini yeniden yazan güzel bir insana, bir ulusun tarihinin yeniden yazıldığı güzel mekanlara, bu mekanlarda, bu tarihe ve bu güzel insana tanıklık eden özgün eserlere, özellikle düz veya düğümlü dokumalara ait araştırmalar şüphesiz çok özel çalışmalar. ‘Ulusun bağrında serbest bir kişi olmak kadar büyük bir mutluluk var mıdır? Gerçeği anlamış olan, kalp ve vicdanında tinsel ve kutsal hazlardan başka zevk taşımayan insanlar için, ne kadar yüksek olursa olsun maddi makamların hiçbir değeri yoktur.’ ilkesiyle yaşayan bu büyük insanın çok önemli ve özel zamanlarına tanıklık eden bu eserleri araştırmak ve yayına hazırlamak farklı bir haz.
“Hayatımın bütün safahatında olduğu gibi, son zamanların buhranları ve felaketleri arasında da bir dakika geçmemiştir ki, her türlü huzur ve istirahatımı, her nevi şahsi duygularımı, milletimin selameti ve saadeti namına feda etmekten zevkiyab olmayayım.” diyerek geçirilen asil bir ömrün tanığı olan bu mekanlarda; “Mal- mülk bana ağırlık veriyor. Bunları asil milletime geri vermekle büyük ferahlık duyuyorum. Zenginlikten ne çıkar? İnsanın serveti kendi manevi şahsiyetinde olmalıdır.” düşüncesini her an yaşamış ve önüne serilen önemli bir serveti bu yüzden ulusuna “hediye” ederek geçirmiş lider bir insanın, bir ölçüde hassas sanat zevkini de yansıtan bu halı ve kilimler, hepimiz için çok önemli, çok değerli ve çok anlamlı birer kültürel miras. Sadece sanat, sadece tarih veya sadece geleneksel el sanatları ölçüleriyle bakıldığında, belki de birçok halı ve kilim araştırmacısının dikkatini çok fazla çekmeyecek olan bu halı ve kilimler; çok değerli, çok anlamlı ve çok önemli yönlerini, bir güzide insana ait olmaları, ona tanıklık etmeleri, ve ondan bize kültürel miras olmaları yönüyle hak etmiş bulunuyorlar.” Kitapta Çankaya Köşkü ve Büyük Önder Atatürk’e ait çok önemli zaman ve mekanlara tanıklık etmiş halıların öyküleri var.
ÇANKAYA KÖŞKÜ Ankara’da Bulgurluzade Mehmet ve Rıfat Beyler tarafından Çankaya sırtlarında satın alınıp, Ankara Müdafai Hukuk Cemiyeti Başkanı ve Ankara Müftüsü Hoca Rıfat Börekçi önderliğinde Ankara sakinleri adına Büyük Önder Atatürk’e hediye edilen bağ evi, bir milletin yeniden dirilişinin en önemli merkezlerinden biridir. Sivas’tan Heyet-i Temsiliye Başkanı olarak çıkıp 27 Aralık 1919 tarihinde Ankara’ya teşrif eden Büyük Önder; önce ikametine ayrılan Ziraat okulunda kalmaya başlar. Ankara’da toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne başkan seçildikten sonra da bir müddet İstasyon’daki taş binada kalır ve Haziran 1921’de, Çankaya sırtlarında bulunan ve yaklaşık 19. yüzyıl sonlarında yapılmış olan bu bağ evine yerleşir. Büyük Önder Atatürk’ün en uzun süreli kaldığı ve Türklerin yeniden kurulan bu en son devletinin bütün kuruluş ve kurtuluş serüvenine tanıklık eden bu güzide mekan; yakın tarihimizin olduğu kadar, sanat tarihimizin de çok önemli duraklarından birisidir. Kendisine hediye edilen Çankaya’daki bu bağ evini, ancak ordu namına devir ve ferağ ederek kabul eden büyük insan, 1921 yılı Haziran ayından itibaren 1932 yılı Haziran ayına kadar tam on bir yıl burada ikamet eder. İlk sıralarda bağ evi, sonraları Ordu Köşkü adı verilen binada 1924 yılında Mimar Vedat Bey tadilata başlar ve ön kısma camekanlı bir giriş, arka kısma uzunlamasına bir ofis ve mutfak, binanın sağ köşesine ise kule biçimli özel bir alan ilave ederek bugünkü görünümünü verir. 1932 yılı Haziran ayında Köşk bahçesi içine, hemen yan tarafa yapılan ve halen Cumhurbaşkanı özel konutu olarak kullanılan Pembe Köşk’ün tamamlanmasıyla Cumhurbaşkanlığı artık bu binada faaliyetine devam eder. Büyük Önder’in kullandığı ve yakın tarihimizin en önemli olaylarına tanıklık eden bu ilk Cumhurbaşkanlığı Köşkü binası, bir kısım eşyaları ile birlikte ve kullanıldığına yakın ama tadilat geçirmiş haliyle korumaya alınır. Kitapta Köşk Halıları şöyle tanımlanmış:
KÖŞK HALILARI Müze Köşk’te bulunan ve Büyük Önder tarafından bu köşkte on bir yıl boyunca kullanılan, kendisinden sonra kullanıldığı haliyle de korunmaya çalışılan, 2001 yılına kadar bu şekliyle teşhire açık bir müze olarak tanıklık ettiği bir güzide tarihi yaşatan binadaki diğer bütün eşyalar yanındaki el dokuması halı ve kilimler, özellikle kültür tarihi araştırmacıları için dikkat çekici özellikler taşımaktadır. Bu binanın kendilerine tahsisinden sonra, köşkte yapılan tadilat ve dekorasyonla bizzat ilgilendiğini bildiğimiz Büyük Önder, hiç şüphesiz bu konutta değişik mekanlarda serilen halıların seçimiyle de yakından alakalıydı. Her halı tanımı içinde vermeye çalıştığımız Köşk Arşiv kaydı ile ilgili bilgilerden bu halıların köşke geliş şekli ile ilgili bilgiler dışında, orijinalde kullanım yeri veya diğer bilgilerle ilgili detay bulunmasa da, bu halıların seçiminde, Büyük Önder’in tercihlerinin, o devrin halı kültürü ve beğenilerinin veya dünya halı ticareti ile ilgili o şartlar altındaki eğilimlerin tespiti mümkün olmaktadır. Şu ana kadar ulaşabildiğimiz bilgilerle kayıtlı kalarak, ilk Çankaya Köşkü halılarının; hibe, satın alma veya başka ülkelerden hediye gibi köşke geliş yollarının veya sergilenme koşullarının çok açık biçimde kayıtlandırılamadığını söyleyebiliriz. Yakın tarihimizin bu dönemlerini bilenler için bir yanda bir milletin yeniden kurtuluşunu sağlayacak İstiklal Savaşı, bir yanda Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı ve yepyeni bir devletin omurgasının oluşturulduğu bu çok müstesna günlerde, böylesi kayıtlara ne zamanın ne de şartların müsaade etmeyeceği de açıktır. Sonraki dönemlerde ise, Büyük Önder’in sağlığında korumaya alınan bina ve eşyalarını, vasiyetnamesi gereği Cumhuriyet Halk Partisi’ne bırakması, daha sonra özel bir kanunla Riyaseti Cumhur Köşkü’ne yeniden kayıt edilmesi gibi bir kısmı kağıt üzerinde yürütülen prosedür gelişiminin etkileri olduğunu da tahmin ediyoruz. Bu yüzden Büyük Önder tarafından bu halıların seçiminde ele alınmış olan kriterleri irdeleyemiyoruz. Bu çalışmada ilk Çankaya Köşkü halılarını; bulunduğu mekan, dokuma tarihi ve dokunduğu kültür yapısı kriterleriyle ele almış durumdayız. Halıları tek başına tanıtmak yerine Büyük Önder’in kullandığına yakın şekliyle ve 2000–2001 yıllarında müze teşhirindeki yerinde, tanımlamayı tercih ederek ona ait bu ortamıyla hissettirmek istedik. Köşkün zemin katında, girişten itibaren orta holün hemen solunda yer alan Elçi Kabul Salonu’nda bir Hereke (Lev:1) ve bir Yağcıbedir halısı (Lev:2) bulunmaktadır. Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşa tarafından hediye edilen sedef kakmalı mobilya takımıyla birlikte döşenmiş olan bu halılar bu odada oldukça nezih bir mekan oluşturmuştur. Elçi Kabul Salonu kemerli kısmında ise Büyük Önder’in çalışma masası yanında güzel bir ipek Hereke halısı (Lev:3) yer almaktadır. Orta holde yer alan ve ağırlığı nedeniyle çok sonradan yukarı sofadan buraya indirilmiş olan bilardo masasının da bulunduğu alanda, ortada büyükçe İran Kirman çevresi halısı (Lev:4) ve Balıkesir çevresi Yağcıbedir halısı (Lev:5) serili bulunmaktadır. Bu holün Medhal Taşlık’a açılan ve sonradan kapatılan giriş kapısına asılmış bulunan Sivas çevresi çift kanatlı kilimi Levha 6’da ayrıntılı olarak sunulmuştur. Orta holden geçilen, Büyük Önder’in konuklarıyla yemek öncesinde oturmayı tercih ettikleri sağdaki Yeşil Salon’da ise Buhara çevresi Tekke Türkmenleri halısı (Lev:7) ile ortada İran İsfahan çevresi halısı (Lev:8) ve Balıkesir çevresi Yağcıbedir halısı (Lev:9) yer almaktadır. Orta holden veya Yeşil Salon’dan geçilen yemek salonunda ve kule bölümünde mangal altında İran Keşan çevresi halısı (Lev:10), Azerbaycan Karabağ çevresi halısı (Lev:11) ve Azerbaycan Kuba çevresi halısı (Lev:12) bulunmaktadır. Büyük Önder’in birçok yayında geçen ve çok ünlü olan konuklarıyla birlikte uzunca süren yemek toplantılarına şahitlik eden mekanda, son dönem bir Uşak halısı (Lev:13) yer almaktadır. Üst kata çıkıldığında, hemen sağdaki dinlenme odasında İran Heriz çevresi dokuması bir halı (Lev:14) bulunur. Üst kat sofasında ortada çok güzel bir İpek Hereke Fabrikayı Hümayün halısı (Lev:15) ve balkon kapısı önündeki mangal altında Sivas Sanayi Mektebi halısı (Lev:16) yer almaktadır. Büyük Önder Atatürk’e ait çok özel zamanları hissettiğiniz bu bölümde, sofadan geçilen yatak odasında, duvarda nefis bir tapestry pano (Lev:17) sizi karşılar. Yatağın hemen sağında Türkmenistan Tekke halısı (Lev:18) ve şömine önünde İran Luri çevresi halısı (Lev:19) bulunmaktadır. Buradan geçilen kule çalışma odasında Bergama çevresi Yağcıbedir halısı (Lev:20), çalışma masası altında Büyük Önder’in ayaklarını uzatarak dinlendiği Konya çevresi yastık halısı (Lev:21) ve Azerbaycan Gence çevresi halısı (Lev: 22) bulunmaktadır. Ortadaki sofadan veya kule çalışma odasından geçilebilen kütüphanede, Bergama çevresi Yağcıbedir Türkmenleri Oba namazlası halı (Lev:23) ve Büyük Nutkun’da yazıldığı masanın altında son devirlere ait bir Uşak halısı (Lev: 24) bulunmaktadır. Kütüphaneyi sofaya bağlayan ikinci kapı üzerinde Batı Anadolu seyrek motifli cicimi (Lev: 25) perde olarak asılmış durumdadır. Bu çalışma içinde, bundan sonraki levhalarda yer alan halı ve kilimler, şu anda köşkün deposunda bulunan halı ve kilimlerden oluşmaktadır. Bu halıların bir çoğunun gene köşk içinde değişik alanlarda yer değiştirilerek kullanılmış olduğunu veya Büyük Önder Atatürk’e hediye edildikten sonra biraz kullanılıp sonraki küçük tadilatlarda depoya kaldırıldığını düşünüyoruz. Örneğin Ankara kalesi ve etrafının resmedildiği tapestry pano, Büyük Önder Atatürk’e hediye edildiği 1932’lerde bu köşkün yukarı çıkan merdivenlerine duvara asılmış ve böyle kullanılmıştır. Bir hatıratta kullanıldığı yer böyle beyan edilmiş bu dokuma, sonraki dönemlerde buradan indirilmiş ve depoya konulmuş olmalıdır veya Atatürk’ün sağlığında, 1932’de bu köşkün hemen yanında yapılan ve halen Sayın Cumhurbaşkanlarının özel konutu işlevini sürdüren Pembe Köşk’te de Atatürk tarafından kullanılan bir kısım halıların Müze Köşk deposuna kaldırılan bu halılar olduğu düşünülebilir. Burada belirtilmesinde fayda bulunabilecek bir konu da, Büyük Önder’in ölümünden çok sonra bazı halıların; Defterdarlık (1427,888,1785/1, 1797, 1955, 1802, 1765, 1877, 2025, 1455), Ankara Etnografya Müzesi (891, 987, 111, 996, 1794, 1342, 912), Anıt Kabir Askeri Müze Komutanlığı (1084, 1089, 1093, 1023, 1088, 1091, 942, 108), Makine Kimya Endüsrisi (2136), Kırmızıtepe İlköğretim Okulu ((994), Dolmabahçe Sarayı (343), Cumhuriyet Halk Partisi (1082, 1087, 1092, 1343, 890, 1085, 1976, 1332, 1356, 1355, 1937, 2134, 2138), İstanbul Tarabya Köşkü (368, 474, 1938, 994), Milli Saraylar (147, 1269) halı numaralarıyla bu halıların bir kısmının belirtilen yerlere verilerek kayıtlardan düşüldüğü konusudur. Tahmin edilebilir ki köşk müçtemilatı içinde kullanılan ve Müze Köşk binasında bizzat Atatürk tarafından kullanılmamış olan ikinci dereceden birçok halı ve benzer demirbaş eşya sonraki dönemde bu tür devir işlemi görmüş olmalıdır. Bu açıdan, Anıtkabir Askeri Müze Komutanlığı ve İstanbul Tarabya Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ne devredilen halıların yerinde incelenmesinde literatüre girecek kıymette halı veya kilim bulunmadığı için bu çalışmaya ilave edilmemiştir. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Çankaya Köşkü içinde Müze Köşk, Pembe Köşk, Genel Sekreterlik Konutu ve halı deposu veya İstanbul Tarabya Köşkü içinde yer alan ve halı araştırmacıları için önem taşıyacak değerde; elinizdeki bu kitabın kapsamında Büyük Önder Atatürk’e ait halılar dışında çok sayıda kıymetli el halıları, yağlı boya tablolar, porselen takımlar, gümüş takımlar, avizeler, kumaşlar, mobilyalar ve müzik enstrümanları da bulunmaktadır. Bu yönüyle Cumhurbaşkanlığı Çankaya Köşkü ve İstanbul Tarabya Köşkü, ileride başka araştırmalar ve yayınlar için de ülkemizin en müstesna yeri ve kaynağı olması özelliğini sürdürecektir.”
Kitaptan çok önemli bazı halılar: Halı (Hereke çevresi dokuması olabilir) 20.yüzyıl ilk çeyreği Köşk Envanter No: 7252 Tereke No: 1473 Ebatlar: 142 x 220 cm. Kalite: 48 x 50 dm./ilme Düğüm: Gördes Düğümü İlme İpleri: Yün Çözgü İpleri: Pamuk Atkı İpleri: Pamuk
Tanım: Hereke Fabrikayı Hümayunu’nda 1890’lı yıllardan sonra, kumaş dokuma atölyesi yanında kurulan halı atölyesinde özel bir kısım halılar da dokunmaya başlanmıştır. Burada dokunan halılar, geleneksel Türkmen el halılarına göre desen ve dokumaları farklı, ticari ve Osmanlı Nakkaşhanesi’nde nakkaşların hazırladıkları desenlerde dokunmuş halılardır. “Hereke” adıyla daha sonraları tanınan bu halılar, nakkaş tasarımlı, figüratif ve bu dönemin dünya halıcılığının ticari etkileri ile biraz da İran halıları desenleri etkisi görülen bir yapıdadır. Bu halıda İsfahan halılarındaki genel desen şeması (1) Osmanlı nakkaşlarınca biraz da Osmanlı desen üslubunda elden geçirilerek uygulanmış olmalıdır. Halıya Ait Dip Not: (1) Gantzhorn, Volkmar., The Chiristian Oriental Carpet, Taschen, Köln, 1991, ss:395, 17.yy. İsfahan Halısı |
|||||||