» Haberin Devamı...

KÜLTÜREL BİR MİRAS: YÜZYILA YAYILAN KİLİMLER

Recep Karaduman: “1980 yılından beri Türkiye’nin her yerini gezerek topladığım eski halı ve kilimleri, özel bir koleksiyon oluşturarak izleyenlerin beğenisine sunduk. Kültürel mirasımızın birer parçası olan bu kilimleri sergileyerek, kilime olan ilginin çoğalmasına ve bu kültürün yaşamasına katkıda bulunma amacı taşıyoruz.”

Halıcılıktan çok daha önce gelişen bir dokumacılık dalı olan kilim, hafif ve kolay taşınabilir olması nedeniyle başlangıçta göçebe uygarlıkların ve zaman içerisinde yerleşik düzenlerin vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Anadolu kadınının duygusal dünyasını ve günlük yaşamını değişik renk ve motiflerle yansıtan bu yaygılar, monotonluktan uzak olmakla beraber yöresel karakteristiklerini yüzyıllar boyu korumuştur.

Recep Karaduman, bir halı sevdalısı olarak 41 yıldır halı ve kilim ticaretiyle uğraşan bir uzman. 1985’ten bu yana Kapalıçarşı’da açtığı Yörük Halı Pazarı isimli firmasıyla kilimseverlere hizmet veriyor. Recep Karaduman, yıllar içinde seçip sakladığı kilimleri “Yüzyıla Yayılan Kilimler” başlıklı sergisiyle geçtiğimiz ay Galeri Oda’da izleyenlerin beğenisine sundu. Eskiyi seven ve eskiye saygı duran Karaduman, özel kilim koleksiyonundan oluşan bu sergiyle kilime olan ilginin çoğalmasına ve bu kültürün yaşamasına katkıda bulunmayı arzuladığını ifade ediyor. Biz de kendisini sergisinde ziyaret ederek koleksiyonu hakkında bilgi aldık.

Recep Bey, halı ve kilim sektörüne girişiniz nasıl oldu biraz bahseder misiniz?

1966 yılında liseyi bitirdikten sonra, üniversiteyi okumak amacıyla İstanbul’a geldim. Üniversitede okurken aynı zamanda, Kapalıçarşı’da bir halıcının yanında işe girdim. Böylece bir yandan okurken, diğer yandan iş hayatına atılmış oldum. Askerden sonra tekrar Kapalıçarşı’da işe girdim. Bu süre zarfında kendimi yabancı dil anlamında geliştirmeye çalıştım ve 1980 yılında bir ortakla beraber Kapalıçarşı’da ’’Yörük Halı Pazarı’’ adlı iş yerini açtık. 1985 yılında ise aynı adla mevcut olan iş yerimi açtım.

Kültürel bir miras olan kilim sanatının Türk halı sektöründeki yerini değerlendirebilir misiniz?

1995 yılına kadar ciddi bir ihracat söz konusuydu. Bu tarihten sonra ithalatta oldukça büyük bir artış yaşandı ve ihracat gerildi. Ben şahsen ithalata karşı bir çizgide duruyorum. Bunun nedeni ithalatın başlamasıyla beraber yerli üretimin zarar görmüş olmasıdır. Devletin ithalatı serbest bırakmasıyla bizler de ithalat işine girdik ve çok para da kazandık ancak getirilen halılar hep eskilerin kopyasıydı. Bu nedenle öyle bir noktaya gelindi ki eski halıların da değeri düşmeye başladı ya da alıcısı azaldı diyelim. Tüm bunlar ithalatı kamçıladı ve hem kilim hem de halı olarak Afganistan ve Çin’den ülkemize çok ucuz mallar geldi. Az önce dediğim gibi ithalat ile birlikte yerli üretim darbe aldı. Örneğin Hereke’de üretim durdu. Bugün burada ipek üretilmiyor artık. Bir zamanlar son derece değerli olan Hereke ipeğinde şimdi üretim çok az yapılıyor.

1980 yılından beri bu işle uğraşan biri olarak ürünlerinizi nasıl tedarik ettiğinizden bahseder misiniz?

Bunca yıllık iş hayatımda ben hiç halı dokutmadım. Anadolu’ya gidip köy köy gezerek eski halıları topluyordum. Hemen hemen Türkiye’nin her yerini gezerek eski halı ve kilimleri topladım. Bunun dışında imalatçılar gelip bana kendileri ürün satarlardı. Afyon’dan, Kars’tan, Balıkesir’den ve daha başka pek çok şehirden insanlar gelirdi. Ancak bugün üretim durduğu için hiçbiri gelmiyor.

Şu an serginizde çok ciddi bir kilim koleksiyonu mevcut. Bu koleksiyonu nasıl oluşturdunuz?

Biraz önce söylediğim gibi, bu koleksiyonu Türkiye’nin her yerini gezerek çeşitli yörelerdeki eski kilimleri toplayarak oluşturdum. Bir kısmı da Recep Bey eski kilimlerden anlar diye düşünerek bana kilim getirenler aracılığıyla oluştu.

Size gelen bir kilimin antik değerinin olup olmadığını ya da diğer halılardan farklı olduğunu nasıl anlıyorsunuz?

Benim için halıyı değerli kılan kriterler o halının ölçüsü, rengi, desenleri ve kondisyonudur. İşçiliği iyi mi, kök boyası mı kullanılmış bunlara bakarım. Halı ya da kilimin üretim yılı da önemlidir ancak bundan daha önemlisi o halıdan ne kadar az üretilmiş olduğudur. Bir halıyı değerli kılan eşi benzeri olmamasıdır. Örneğin bir Isparta halısı 150 yıllık bile olsa eğer benzeri çok fazla üretim olmuşsa o halının değeri azalır.

Koleksiyonunuzdaki kilimler bu şekilde mi geldi yoksa işlem gördüler mi?

Elbette ki hepsi bu şekilde gelmedi. Bazılarının üzerinde ufak tefek tamiratlar yapıldı. İlk etapta yıkatıldı sonrasında tamir edildi. Ufak arızası olan kilimlere ise dokunulmadı. Orijinal haliyle kaldı.

Bundan sonra sergi çalışmalarınız devam edecek mi?

Bu sergi bizim için güzel bir deneyim oldu. Her çevreden ziyaretçilerimiz oldu. Sergiyi gezenlerin memnun kaldıklarını biliyorum. Bundan sonraki sergimiz büyük ihtimalle halı üzerine olacak. Şu an Anadolu’da sergilenmeyi bekleyen pek çok halı ve kilim bulunuyor. Önemli olan Türk halkının, kültürel mirasına sahip çıkıp değerini bilmesi.

 

 » Ana Sayfa