|
|
» Haberin Devamı... | ||||||
|
İRAN HALILARININ TARİHİ
Sanatsal
görkemin en üst seviyesi olarak da ifade edilen İran
halılarının tarihi, 2500 yıl öncesine dayanmaktadır.
İranlılar, halı dokumacılığında
yaratıcılık ve becerinin en benzersiz örneklerini yaratarak tüm
eski uygarlıkların öncüsü olarak tarihe geçmiştir. Halı
dokuma yeteneği, babadan oğula aktarılarak bir aile
geleneği haline gelmiştir. İran halı tarihini incelemek,
dünya üzerinde başka hiç bir uygarlıkta görülmemiş bir kültürel
gelişimin yolunu izlemek demektir. İran
halılarının tarihini ortaya çıkarmak için, dünyanın en
büyük uygarlıklarından biri olan Pers
uygarlığının kültürel gelişiminden bahsetmek gerekir.
Göçebe kabilelerin, kendilerini soğuk ve rutubetten korumak amacı ile
zemin ve çadır girişleri üzerinde kullandıkları bu
halılar, güzellikleri ile krallar ve asilzadelerin dikkatini çekmiş
ve bu sayede halılar birer varlık, prestij ve üstünlük sembolü olarak
soyluların denetimine geçmiştir. İran
halılarının çözgüsünde pamuk kullanılmakla beraber yün bu
halıların dokunmasındaki temel malzeme haline gelmiştir.
Yün gibi ipek de orjinal İran halılarının
yapımında halen kullanılmaktadır. Bu halıların
yapımındaki kilit nokta karmaşık tasarım ve desenler
yaratmak üzere kullanılan oldukça canlı renklerdir. En temel
dekorasyon aracı olarak kullanımının dışında
İran halıları aynı zamanda kabilelerin yazı ve
ifadelerini de aktarmaktadır. İran halıları ayrıca
binlerce müslüman tarafından seccade olarak da kullanılmaktadır.
Bilinen
en eski İran halısı, 1949 yılında Rus arkeolog Rudenko
tarafından, Altay Dağları’nın 5000 metre
yukarısında gerçekleştirdiği kazılar esnasında
ortaya çıkarılmıştır. Pazirik kilimi olarak
adlandırılan bu halının orta kısmında koyu
kırmızı bir renk ve biri geyik diğeri ise İran
atlılarını betimleyen iki geniş bordür yer almaktadır.
İskit krallarının yaklaşık 2400-2500 yıl öncesine
ait donmuş mezarlarında muhafaza edilmiş bir şekilde
bulunan bu halı bugün Leningrad’daki Hermitage Müzesi’nde korunmaktadır.
Aynı bölgede bulunan bir diğer halı ise Senneh düğümü (tekli
düğüm olarak da bilinir) ile dokunmuş olup, tarihi İsa’dan önce
1. yüzyıla dayanmaktadır. Halıların
varlığına ilişkin belgelenmiş ilk kanıt, M.S
224-641 tarihleri arasında yaşamış Sasaniler’e
dayanmaktadır. M.S 628 yılında İmparator Heraclius,
Tak-ı Kisra’nın (Ktesiphon) fethinden sonra Sasaniler’in
başkentine çok çeşitli halılar getirmiştir. Getirilen
halılar arasında, “Spring time of Khosro” isimli ünlü halı da
bulunmaktadır. Khosro I’in hükümdarlığı döneminde üretilen
27 m2’lik bu halı, tüm zamanların en değerli halısı
olarak tarihe geçmiştir. Arap tarihçilerin tanımlamalarına göre
halının kenarlarında mavi, kırmızı, beyaz,
sarı ve yeşil renkli çiçekler, arka planda toprak renklerinin
altına kaçan tonları, su görüntüsü yaratan kristal benzeri parlak taşlar
yer almaktadır. Ancak Araplar bu muhteşem halıyı parçalara
ayırarak, her birini birbirinden bağımsız olarak
satmıştır. Arap
Hilafet döneminin ardından, ismini kurucusundan alan Türk kavimi,
Selçuklular, Pers İmparatorluğu’nu fethetti. M.S 1038 - 1194
tarihleri arasında hüküm süren Selçuklu İmparatorluğu’nun
İran halıları üzerinde büyük etkileri olmuştur. Selçuklu
kadınları Türk düğümü kullandıkları halı
dokumacılığında oldukça hünerliydi. Selçuklu
İmparatorluğu’nun etkilerinin en fazla ve en uzun olduğu
Azerbaycan ve Hamadan köylerinde Türk düğümü bugün hala
kullanılmaktadır. Türk
düğümünde iplik, çözgü çiftinin önce öndeki sonra arkadaki teline
dolanarak bağlanır. Sine düğümü olarak da bilinen İran
düğümünde ise Bu düğümde iplik yalnızca çözgü çiftinin önündeki
teline bağlanır, diğer çözgünün arkasından geçirilip
aşağı doğru çekilerek
sıkıştırılır. Moğollar
13. yüzyılda Pers İmparatorluğu’nu işgal ettiklerinde, bu
halıların dokunduğu bir çok ev ve çadırla
karşılaşmışlardır. Daha sonraki iki yüzyıl
boyunca, Moğollar’ın etkisi ve tahribatı nedeniyle halı
dokumacılığı da dahil olmak üzere ülkenin sanatsal
yaşamında bir düşüş gerçekleşmiştir. Ancak
Timurlenk’in oğlu Şah Ruh, İran halıların önemini
vurgulamasıyla beraber bu harika eserlerin üretimine, saray
tarafından desteklenen tezgahlarda yeniden
başlanmıştır. Saray tarafından sağlanan ve
oldukça cömert kabul edilen bu yardımlar, en hünerli ve en kaliteli
üretimlerin gerçekleşmesini garantilemiştir. İran
halı sanatı, 16. yüzyılda Safaviler döneminde doruk
noktasına ulaşmıştır. Bu sanata ait ilk somut
kanıtların da bu döneme ait olması bu bilgiyi
doğrulamaktadır. Bu döneme ait yaklaşık olarak 1500 örnek
dünyanın çeşitli yerlerindeki müzelerde ve özel koleksiyonlarda
muhafaza edilmektedir. Şah Abbas hükümdarlığı süresince,
ticaret ve sanatta ilerlemeler kaydedilmiştir. Şah Abbas, Avrupa ile
ilişkileri destekleyerek ticareti geliştirmiş ve aynı
zamanda başkent İsfahan’ı görkemli bir şehre dönüştürmüştür.
Bunlar dışında halılar için bir kraliyet atölyesi kurmuş,
bu atölyede yetenekli zanaatkar ve tasarımcıların muhteşem
örnekler yaratmasını teşvik etmiştir. O dönemde dokunan
halıların büyük çoğunluğunda ipek
kullanılmıştır. Afaviler döneminden kalan en önemli
halılar Ardebil Camisi’nde bulunan 1539 yapımı iki adet
halıdır. Bu iki halı Londra Victoria ve Albert Müzesi ile Los
Angeles’daki County Müzesi’nde sergilenmektedir. Birçok uzman, bu
halıların halı tasarım konusunda gelinen en yüksek seviyeyi
temsil ettiğine inanmaktadır. Şah
Abbas ayrıca, halılarda altın ve gümüş iplik
kullanımını geliştirmiştir. Bu yöntemle üretilmiş
olan halılardan biri olan ve taç giydirme töreninde
kullanılmış halı bugün Kopenhang’daki Rosenburg
Şatosu’nda korunmaktadır. Bu özel parça, kadife yüzeyli bir hava
sahip olup altından parlayan bir alt tabana sahiptir. Elbetteki bu
halılar sadece kraliyet mensupları ve asilzadeler için özel olarak
dokunmuştur ve herhangi bir altın hazine kadar sıkı bir
şekilde korunmaktadır. Avrupa’nın
önemli kraliyet saraylarından gelen talepler doğrultusunda bu
altın ve gümüş iplikli halılar, gelişen ve oldukça da
başarılı bir ihracat endüstrisine öncülük etmiştir. Kral
Sigmund’a bağlı tüccarların halı almak için Pers
İmparatorluğu’na gerçeleştirdiği ziyaret neticesinde çok
büyük sayıda halı Polonya’ya ihraç edilmiştir. Fransa Kralı
14. Louis ise kendi zanaatkarlarını bu işin sanatını
öğrenmeledir için Pers İmparatorluğu’na göndermiştir.
1700’ler sonunda, bu sanatın devamlılığını
sağlamak ve 15.-16. yüzyıllar arasında üretilen değerli
eserleri incelemek üzere Tahran’da İran Halı Şirketi ve bir
tasarım okulu kurulmuştur. 19.
yüzyılın son çeyreğinde ve Kajar hükümdarlığı
süresince ticaret ve sanat yeniden önem kazanmıştır. Tebrizli
tüccarların halıları İstanbul üzerinden Avrupa’ya
ihracatı ile halı dokumacılığı yeniden
gelişmiştir. 19. yüzyıl sonunda Avrupa ve Amerika’dan bazı
şirketler bu bölgeye gelerek işletmeler kurmuş ve batı
marketleri için üretimlere başlamıştır. Günümüzde ise
halı dokumacılığı İran’daki en yaygın el
sanatıdır. İran halıları, zengin renkleri,
olağanüstü sanatsal desenleri ve kaliteli tasarımları ile
dünyaca ünlüdür. Tüm dünyadaki önemli binalarda, müzelerde ve konaklarda,
İran halısı en fazla değer verilen mülk olarak kabul
görmektedir. |
|||||||