|
|
» Haberin Devamı... | ||||||
|
KAŞMİR PAZARA İDDİALI GİRDİ
Atilla
Sümer: “Biz pazar lideri olma hedefini pazara ilk girdiğimiz an
başaracağız demiyoruz. Şu anki makine parkı pazara
güçlü bir giriş yapmak ve büyümek için gayet uygundur. Bizim şu an
için üretim kapasitemiz yıllık 6 milyon m2 ve bu rakam 2006
yılında 12 milyon m2 olacak. 2007 yılındaki hedefimiz ise
dünyadaki en büyük halı üreticilerinden biri olmak.” Kaşmir
Halı adı 2004 yılının sonbaharından itibaren
sektörde ağızdan ağıza dolaşmaya başladı.
Sektörün önemli iplik üreticilerinden Gülsan Group’un Kaşmir Halı
markasıyla halı üretimine gireceği duyulunca tüm sektör
nasıl bir çıkış yapacaklarını beklemeye
başladı. Kaşmir Halı yaklaşık 6 aylık bu
hazırlık sürecinin ardından çok güzel bir lansmanla, 1
Haziran akşamı Swissotel’de görücüye çıktı. Başarılı
geçen lansmanın ardından Kaşmir Halı’ya önemli
katkıları olan Genel Koordinatörü Atilla Sümer ile sektörün ilgiyle
okuyacağına inandığımız bir söyleşi
yaptık. İşte ayrıntılarıyla Kaşmir
Halı, hedefleri, vizyonu ve merak edilen daha pek çok konu... Öncelikle
Kaşmir Halı’nın Genel Koordinatörü olarak Atilla Sümer’i
tanıyabilir miyiz? 1952
doğumluyum. Yüksek öğrenimimi 1970-74 yılları arasında
işletme konusunda yaptım. 1978 yılında ise işletme
masterımı yaptım ve aynı yıl halı sektöründe
çalışmaya başladım. İlk görevim Türkiye’nin en büyük
halı firmalarından birinde muhasebe şefliği idi. İki
yıl bu görevde kaldım ama bir süre sonra ilgi ve yetenek
alanımın satış-pazarlama olduğunu farkettim.
Doğrusunu söylemek gerekirse, talep gelmemesine rağmen,
satış-pazarlama operasyonunu yönetmeye talip oldum. İnsani
ilişkilerimin iyi olmasından ve ilişkilerde pozitif elektrik
vermemden dolayı bu görevi istediğimi söyledim ve deneme sürecim
başladı. Bu göreve üç ay için vekaleten atandım ancak üç ay
sonunda göreve asaleten devam kararı verildi. Yaklaşık 20
yıl süreyle satış-pazarlama operasyonunu yürüttüm. 1997
yılının Nisan ayında misyonumu tamamlamış
olduğum düşüncesi ile ayrılma kararı aldım. Benim
halı sektörüne girdiğim dönemde, halı pazarı bu kadar
canlı ve çeşitli değildi. Pazardaki marka sayısı çok
azdı. Aslına bakacak olursanız tüm pazarlardaki marka
sayısı çok azdı. Marka yaratmanın bazı yönlerden daha
kolay, bazı yönlerden daha zor olduğu bir dönemde, Türkiye’de o
dönemin en önemli markalarından birini yarattık. Ayrıldıktan
sonra, şimdi pazarda geniş yer edinmiş olan yeni bir halı
markasını yaratma ve operasyonun tamamını yürütme teklifi
ile karşılaştım. Teklif getiren grubun finansal gücü vardı
ama yol haritaları yoktu. O yol haritası da uzun yıllar boyunca
halı piyasasında yaşamış biri olarak benim
uzmanlık alanıma giriyordu ve işe başladık. Kurumsal
kimlik aşamasından, satış operasyonunun mükemmel bir
biçimde oluşturulmasına kadar tüm alanlarda severek, isteyerek ve
özverili bir biçimde çalıştık. Çalıştık diyorum,
çünkü bugün burada olduğu gibi o gün de orada bir ekibimiz vardı ve
ekibin başarısı işin başarısını
getirdi. Marka
oluşturmada en önemli bulduğunuz noktalar nelerdir? Marka
ruhtur. Marka ürünün ve hizmetin iklimini belli eder. Ruhu olmayan bir ürün
veya hizmet pazarda yerini sağlamlaştıramaz. Rekabetin giderek
arttığı günümüz iş dünyası marka yaratmanın ne
kadar önemli olduğunu artık kabul ediyor. Benim
bir düsturum var. Markayı yaratırken birlikte
çalıştığım yaratıcı ekibi bizzat seçer ve
öncelikle onlara hedefi geçirmeye çalışırım. Hedef
yaratıcıya geçtiği anda önünüze kimse çıkamaz. Vizyonunuzu
ve hedeflerinizi anlayan bir yaratıcı ekip sizi yansıtmayı
ve markanıza katkı sağlamayı başarır. Eğer
hedefleri ve hayalleri değil sadece ticareti düşünüyorlarsa,
başarı sağlamak imkansız olur. Farkındaysanız,
burada yönetici faktörü sadece vizyon ve hedef tarif eden kişidir. Geri
kalanı Atilla Sümer veya falanca yönetici değil ekip yapar.
Yapılan işler başarılıysa yönetici değişir
ama marka kalır. Benim marka yaratma anlayışım bundan
ibarettir. Halı
pazarında marka kavramı ne durumda?
Şu
anda sektörde birbirinin tescilli markasını kullanan bir çok
kuruluş var, ancak bu doğru bir davranış değil. Çünkü
biz aynı zamanda birbirimizle iş hayatındaki
çalkantıları da paylaşıyoruz. Pazarda rakip olabiliriz ama
bu rekabet hiç bir zaman yıkıcı olmamalıdır. Eğer
pastayı büyütürsek, Türkiye dünyada bir halı lideri olur ve bu işten
kazançlı çıkacak olan da yine Türkiye’dir. Marka kavramı her
alanda önemli oldu ve Türkiye’de de bilinen halı markaları
oluştu. Kaşmir
Halı ile çalışmaya başlamanızın öyküsü nedir? Halı
pazarından kısa bir süreliğine sektör değiştirerek
ayrıldım ama tüketici kitlesi çok da farklı olmayan bir alanda
çalıştım. 2004 yılının Haziran ayında
Topçuoğlu Ailesi ile görüşme ve hedeflerimizi paylaşma
fırsatımız oldu. Büyük bir yatırıma girdiklerinin
bilgisini verdiler ve birlikte çalışma konusunda tekliflerini
getirdiler. Benim, öncesinde de Topçuoğlu Ailesi’nin vizyonu, kültürü ve
hedefleriyle ilgili bir bilgim vardı ve Gülsan Group saygı
duyduğum bir gruptu. Çünkü yaptıkları her işteki
başarılarından, sanayiyi takip eden herkes gibi benim de haberim
vardı ve en önemlisi büyümeyi hazmetmiş, altyapısı olan
insanlar olduklarını biliyordum. Onların bu teklifi benim marka
yaratma aşamasındaki hayallerimi tetikledi ve onların bu
heyecanını paylaşacağım düşüncesiyle Gülsan Group
ile çalışma kararı aldım. 2004 Kasım ayından beri
de görevin başındayım. Gülsan
Group hangi alanlarda faaliyet gösteriyordu? Gülsan
Group’ta üç büyük ana üretim merkezi mevcut ve bunlardan bir tanesi
dünyanın en büyük polipropilen iplik üretimi. Diğer önemli üretimi;
dünyanın en büyük çuval üreticisi. Günde 1.250.000 adet gibi bir çuval
üretim rakamları mevcut. Üçüncü ana üretim ise Türkiye’de ilk defa
yapılan çocuk bezi üretiminde kullanılan (nonwoven) spambond üretim
merkezidir. Bu konuda yapılan yatırımlarla dünyanın en
büyüğü olacaklar. Dördüncü bir yatırım olarak halı
üretimine girme kararı vermişlerdi. Kaşmir
Halı markasıyla nasıl bir hedefe yürüyorsunuz? Eğer
kataloglarımızı incelediyseniz farketmişsinizdir.
Türkiye’de ilk kez bir halı markası bu kadar geniş bir kalite
çeşidi ile pazara giriş yaptı. 16 kalitemiz var; 16 kalitenin
tüm desenlerinin kültürünü, tam anlamıyla incelediğinizde orada bir
keyif, bir kalite göreceksiniz. Burada halının kalitesini
kastetmiyorum, tabii ki halının kalitesi çok önemli, onu zaten elde
ediyoruz da. Öyle bir halı vardır ki baktığınız
zaman seversiniz. Kaşmir Halı kalitelerinin tamamında
seveceğiniz halılar var. Bu
sektörde 30 yıldır makina halısı üretip de sektöre bu kadar
çeşitle, ürün kalitesiyle çıkan olmamıştır.
Şirketlerde karlılığa en büyük etki eden konu üretimde
çeşitliliktir. Çünkü çok çeşide girdiğinizde üretim miktarınız
azalır, stok miktarlarınız artar. Müşterilere buna uygun
asorti yapmanız lazım ve ona göre ikmal kaynaklarını yüksek
tutmanız gerekecektir. Bunlar şirkete yaklaşık %15 gibi bir
artı maliyet yükler ve bütün halı üreten sanayi şirketleri de
bundan kaçarlar. Bu sebeple çoğu belirli bantlarda koşarlar. Ya
polipropilen yapmaya çalışırlar veya bol akrilik yaparlar ve
araya da bir iki tane polipropilen koyarlar. Arada bir kaç tane firmamız
da yün kalitesi yapıyorlar. Ama biz tanıtım gecemizde de
gördüğünüz gibi üç tane yün, altı tane akrilik, yedi tane
polipropilen kalitesiyle çıkış yaptık. Ürün çeşidi ve
kalitesi olarak baktığınızda bu büyük bir zenginliktir.
Bizim bir hedefimiz var; biz halıda pazar lideri olacağız.
Rekabet konusunda kendimizi benimsiyoruz, yani Kaşmir Halı’nın
rakibi kendisidir. Biz atalet içinde, başarının
sarhoşluğu içinde olursak en büyük zararı kendimize veririz.
Çünkü bunun geçmişteki örneklerini oldukça fazla gördüm ve yaşadım.
Şu
andaki makine parkı bu liderliğe uygun mu? Biz
pazar lideri olma hedefini pazara ilk girdiğimiz an
başaracağız demiyoruz. Şu anki makine parkı pazara
güçlü bir giriş yapmak ve büyümek için gayet uygundur. Bizim şu an
için üretim kapasitemiz yıllık 6 milyon m2 ve bu rakam 2006
yılında 12 milyon m2 olacak. 2007 yılındaki hedefimiz ise
dünyadaki en büyük halı üreticilerinden biri olmak. Bunun
gerçekleşebilmesi için, doğru ürünlerle doğru kalitelerle,
doğru fiyat politikalarıyla çalışmanız gerekiyor ki; şu
andaki çalışmalarımızın hepsi bu yöndedir. Düşük
fiyatla malımızı satma mantığında asla
olmayacağız. Diğer firmaların pazardaki vade ve fiyat gibi
politikaları bizi pek fazla ilgilendirmiyor. Biz pazardan farklı
hareket edeceğiz, zaten liderlik de öyle başlıyor. Şimdiye
kadar nasıl bir yol aldınız? Kaşmir
Halı’yla ilgili çalışmalarımız için Kasım
ayından itibaren satış müdürümüz Ercüment Bey ve ben Türkiye’de
6.000 km. yol yaptık. Türkiye genelinde önemli bütün toptancılarla ve
satış noktalarıyla görüştük. Dolayısıyla
pazardaki toptancı ve perakendecinin yaklaşık %80’i Kaşmir
markasını duydu. Şu andaki hedefimiz tüketiciye kısa süre
içinde ulaşmak, bunu da bir kaç ay içinde
başlayacağımız reklam kampanyalarımızla
sonuçlandıracağız. Biz
desende, satış kültüründe ve tüketiciye ulaşmada
farklılık yaratacağız. Tüketici Kaşmir Halı
markasını ve halılarını sevecek. A-B sosyoekonomik
grubu da müşteri hedefimize ekledik. Bir halı markası ilk kez bu
grup konusunda böyle iddialı. Belki tanıtım gecemizde
duymuşssunuzdur, bizim Mimar Sumru
Hanım’a da, Hasibe Teyze’ye de, öğrenci Ayşe’ye de, yeni evli
çifte de halımız var. Her birinin seveceği halıları,
özenli bir tasarım-üretim çalışması sonucu
hazırladık. Yetenekli bir tasarım ekibi, özverili bir üretim
ekibi, pazarı bilen bir satış ekibi ve
yanıbaşımızda da vizyon sahibi, kültürlü ve herşeyden
önemlisi ticari ahlak sahibi bir grup var. Başarımız bu
kriterlerle garanti altında. Sektörü
nasıl değerlendiriyorsunuz? Eski
dönemlerde çalışma ahlakı farklıydı. Rekabet
vardı ama saygı sınırları içindeydi. Halı sektörü
oluşmaya başlıyordu. Bence Halı Dergisi’nin yayın
hayatına başlaması Türkiye için ve sektör için bir şans.
Bütün firmalarla iletişim halinde olduğunuz için ve her türlü
gelişmeyi sayfalarınıza aktardığınız için
sektörü biraraya getirmiş oluyorsunuz. Kaşmir
olarak lansman toplantımızla birlikte pazara girmemizden sonra
inanılmaz ölçüde siparişler gelmeye başladı. Aynı
lansman toplantısı 11 Haziran’da Konya’da gerçekleşecek. 19
Haziran’da ise İzmir’de olacağız. Sektörde
bu konuda deneyimli değerli iş arkadaşlarıyla
çalışmaya başladık, çünkü bu bir ekip işidir.
Kişiler istedikleri kadar yetenekli olsunlar, ekip iyi olmazsa hiçbir
şey yapamazsınız. Sektöre
bu şekilde hızlı girişiniz Antep’teki küçük üreticileri
nasıl etkileyecek? Biz
marka olacağımız için onlara bir zarar vermemiz söz konusu
olamaz. Antep’teki üreticileri sevgiyle ve saygıyla kucaklıyoruz,
onlara hiçbir şekilde en ufak bir zarar vermemiz sözkonusu değil.
Türkiye’de yatırım yapan her sanayici Türkiye için çalışan
insandır, hepsine saygımız sonsuzdur. Ama bu sektörde üretici
kimliğinden uzak, sektöre yatırım yapmayıp ithalat yolunu
seçen ve tüketiciye oldukça yüksek rakamlarla ürün satan bir kitle de var.
Benim ülkemin insanına ve içinden çıkan kaynaklara günah, milli gelirden
gidiyor bütün bunlar. Antep’teki üreticiler de standartlarını,
kalitelerini, fiyatlarını arttırsınlar; çünkü bizim
onların pazarlarıyla ilgili herhangi rekabet hedefimiz yoktur. İhracat
hedeflerinizin de olduğunu biliyoruz. Yurtiçi ve yurtdışı
satış rakamlarınızın yüzdesini nasıl planlıyorsunuz? Üretilen
halının %65’i yurtiçi pazarına, %35’i yurtdışı
pazarına şeklinde planlandı. Ancak iç pazarda istediğimiz
noktaya ulaşmak öncelikli hedefimizdir. Şu
anda yurtdışı müşterilerimizle görüşüyoruz, iç
pazardaki müşteriler gibi dış pazardakiler de Kaşmir
Halı’yı bekliyorlar. Önümüzdeki yıl Domotex Fuarı’nda
Kaşmir Halı olarak geniş yer alacağız. Bu
işte çok önemli bir nokta var: işinize olan aşkınız,
halıya olan aşkınız çok önemli. Bir de insanlarla
iletişiminiz... Biz yıllarca insanlara çok doğru hizmetler
verdik, bu insanlara yalan söylemedik. Bizimle çalışarak ticaret
yapan insanlar yıllarca para kazandılar. Şimdi tüm ekip olarak
doğru, dürüst ve bağlı bulunduğumuz grubun itibarına
katkı sağlayacak bir hedefe emin adımlarla yürüyoruz. |
|||||||