» Haberin Devamı...

El halıcılığının önemli etkinliği
11.ICOC KONFERANSI TÜRKİYE’DE GERÇEKLEŞECEK

Mehmet Çetinkaya: “Bu zamana dek yapılan ICOC Konferansları ortalama 600 civarında yabancı katılımcıyla gerçekleşmiştir. Türkiye’nin konumu ve halı kültürü açısından cazip bir ülke olduğunu düşündüğümüzde 1000 kişi kadar yabancı ziyaretçi ağırlayacağız diye düşünüyorum. Bu önemli konferans Swiss Otel’de gerçekleşecek.”

Türkiye’nin önemli şehirlerinden biri olan İstanbul, 2007 yılında önemli konuklarını ağırlamak için hazırlanıyor. ICOC Konferansı için önemli şehirler arasındaki yarışı ipi en önde göğüsleyerek kazanan İstanbul’un bu başarısının arkasında yeni kurulmuş bir derneğin kurucuları var. Yıllardır halı sektörüne emeği geçmiş ve el halısının Türkiye için gerçek değer olarak öne çıkarılmasını isteyen bir grup gönüllü “El Halıcıları Derneği” adı altında örgütlerini de oluşturmuşlar. Bu konuyla ilgili El Halıcıları Derneği Başkanı Mehmet Çetinkaya ile tüm bu gelişmeleri yansıtan bir söyleşi yaptık.

Mehmet Bey, öncelikle okuyucularımıza kendiniz hakkında bilgi aktarabilir misiniz?

1959 Elazığ doğumluyum. İlkokulu ve liseyi Elazığ’da tamamladım. İlkokul yıllarından itibaren resim sanatına karşı bir ilgim vardı. Bu ilgi gün geçtikçe artmaya başladı, ben de eğitimimi güzel sanatlar alanında yapmak istedim. Türkiye’de bu alanda eğitim almak gerçekten oldukça zor, birçok sınavda başarılı olmanız gerekiyor. İstediğim alanda eğitim alabilmek için 1977’de Belçika’ya gittim, Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi’ni bitirdim ve 1983’te Türkiye’ye döndüm. Diplomamın denkliği için Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ne gittiğimde dekan yardımcısının da önerisi ile buradaki akademiyi tanımak ve ülkemizdeki çalışmalar hakkında da bilgi edinmek için bir yıl Marmara Üniversite’sinde okudum. Önceleri amacım tekrar Belçika’ya gitmekti. Fakat bir yıl burada eğitim aldıktan sonra fikrim değişti. Bir yıl reklam ajansında grafiker olarak çalıştım ve askere gittim. Mezun olduğum bölüm grafikerlikti fakat benim hayatımda asıl yeri olan sanat resimdi. Türkiye’de resim yaparak hayatını kazanmak oldukça zordur, bunu da herkes kaldıramaz. Eğer aileden kalmış belirli bir birikiminiz varsa elbette ki resim yapabilirsiniz, fakat bu iş para kazanmak için yapılamaz. Askerden döndükten sonra bir işim olması gerekiyordu, ben de “para kazanmam gerekiyor” diyerek ticarete atıldım. Arasta Çarşısı’nda vakıflardan bir dükkan kiraladık ve halı satışları ile bu sektöre girmiş oldum. 2002 yılına kadar burada çalışmalarımızı sürdürdük. 2002 yılında Sultanahmet’teki bugünkü yerimizi restore ettik ve merkezimizi buraya taşıdık. 1990 yılından itibaren halı ve tekstille ilgili uluslararası konferansları takip ediyorum. Bu konferanslar insanın bakış açısını değiştiriyor, ufkunu genişletiyor. İşe ilk başladığımda hem eski halı hem de yeni halı satıyordum. 1990 yılından itibaren bu konferansların da etkisi ile tamamen eski halı satışına yöneldim. Eski halı ile ilgili bir takım bilimsel araştırmalar yaparken güzel sanatlar mezunu olmanın faydalarını gördüm. Dünyanın çeşitli ülkelerindeki uluslararası konferansların hepsine katıldım. Bu organizasyonların tamamında Türk halıları hakkında bilgiler vardı. Öyleyse bu konferans Türkiye’de de düzenlenmeli diye düşündük. Konferans komitesi bir teklif ile başvurmamız halinde değerlendirileceğini söyledi. Bunun üzerine 2007 yılında yapılacak 11. ICOC Uluslararası Halı Konferansı’nın Türkiye’de gerçekleşmesi için bir kaç aday ülke ile bir yarışa girdik. Teklifimizi aynı zamanda konferansın da merkezi olan Philedephia’da bulunan komiteye ilettik. Teklifimiz kabul edildi ve hemen konferans çalışmalarına başladık. Bu teklifin içerisinde yapılacak sergiler oldukça önemliydi. Bununla ilgili ekip olarak Ankara’ya gittik. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nü ziyaret ettik ve bu kurumun da desteğini istedik. Bugün Vakıflara ait kilim müzesi kapalı durumda, halı müzesi de çağdaş müzecilik anlayışından uzak. Belki bu konferans vesilesi ile Vakıflar çağdaş bir müzeye kavuşmuş olacak. Topkapı Müzesi, Türk İslam Eserleri Müzesi gibi müzelerde özel sergiler düzenlenecek. Konferans komitesi bize bu organizasyonu hangi yasal kimlikle yürüteceğimizi sorduğunda baktık ki ülkemizde el halıcılarının biraraya geldiği bir sivil toplum kuruluşu yok. Bizler de el halıcılarını biraraya getirerek, El Halıcıları Derneği’ni 2004 yılında kurduk. Şu anda 75 üyemiz var ve üye sayımız giderek artıyor. Halı sektörü örgütlenmiş bir sektör değil, sadece İTKİB’de ve ticaret odasında temsilciliklerimiz var, fakat onların yapılanması bir sivil toplum kuruluşu gibi olmadığından bazı isteklerinizi yerine getirmeleri mümkün olmuyor. Derneğimiz yeni bir dernek, fakat şu anda uluslararası bir halı konferansının sorumluluğunu almış, çalışmalarını başlatmış durumda.

ICOC Konferansları ve Türkiye’de düzenleyeceğiniz 11. ICOC Konferansı çalışmaları hakkında bilgi alabilir miyiz?

ICOC Konferansı’nın ilki 1978 yılında Münih’te ve sırasıyla 1980’de Washington,1983’te Londra, 1986’da Budapeşte,1990’da San Fransisco, 1993’te Hamburg ve Berlin’de, 1996’da Philedelpia, 1989’da Milano ve 2003 yılında da yine Washington’da gerçekleşmiştir. Bu zamana dek yapılan konferanslara ortalama 600 civarında yabancı katılımcı gelmiştir. Türkiye’nin konumu ve halı kültürü açısından cazip bir ülke olduğunu düşündüğümüzde 1000 yabancı ziyaretçi ağırlayacağız diye düşünüyorum. Katılımcılar erken başvurularda 350 USD, geç başvurularda da 500 USD ödeyerek bu konferansa katılabilecekler. Konferans Swiss Otel’de gerçekleşecek. Aynı zamanda konferans süresince Swiss Otel’de bir de esnaf fuarı düzenlenecek. Konferans bünyesinde özel koleksiyonerlerden alınan halıların sergilenmesi de Tophane-i Amire’de olacak. Yapacağımız duyuru çalışmaları sonucunda ülkemizden de 400-500 kişinin katılımcı olacağını düşünüyoruz.

Bu organizayona devlet desteği söz konusu mu?

Organizasyonun açılış ve kapanış yemeği Kültür ve Turizm Bakanlığı sponsorluğunda gerçekleşecek. Bunun dışında henüz netleşen bir sponsorluk yok. Konferans için 800.000 USD’lik bir bütçe gerekiyor. Şu anda sponsor arayışımız devam etmektedir.

El Halıcıları Derneği’nin ICOC Konferansı sonrası yapmayı planladığı çalışmalarından bahseder misiniz?

Şu anda tüm vaktimizi uluslararası konferans için harcıyoruz. Bu konferanstan sonra elbetteki bazı çalışmalarımız olacak. Amerika’ya yaptığım seyahatlerde halı kolleksiyoncularının, satıcıların, müzelerin büyük bir işbirliği içerisinde olduğunu gördüm. Her şehirde bir halıcı derneği var. Senede en az bir kez konferanslar düzenliyorlar, tebliğler sunuyorlar. Amerika’da hangi şehirde ICOC Konferansı gerçekleşiyorsa o şehirdeki dernek bu işin organizasyonunu üstleniyor. Biz de dernek olarak çeşitli konferanslar gerçekleştireceğiz. Bugün dekoratif halınını tanıtımının yapılması için fuarların yapılması şart. 1994 yılında kullanılmış halı ve kilim lerin sergilendiği Halı Kongresi Harbiye Kültür Merkezi’de yapıldı. Bu kongrenin bünyesinde Mimar Sinan Üniversitesi ve bir fuar firmasının çalışmaları ile bir fuar organize edildi. Mehmet Çetinkaya Art Gallery olarak bu fuara katıldık ve yabancı firmalarla iş bağlantıları kurduk. 1995 yılında tekrar bir organizasyon yapıldı fakat başarısız gerçekleşti. 1999 yılında Tüyap’ın yapmış olduğu, 2000 yılında da CNR’nin gerçekleştirdiği halı fuarları gerçekten başarısızdı. Bugün halı artık modayı takip ediyor, eski halının da bir moda çizgisi var. Bugün dekoratif halınını tanıtımının yapılması ancak fuarlarla mümkündür. Bu sebeple 6. Zemin Fuarı içerisinde dekoratif halı üretimi yapan firmaların katılımlarının daha da fazla olması gerektiği inancındayım. Halı sektörü dünyadaki değişimlerden en az diğer sektörler kadar etkileniyor. 1996-1997 yılları arasında müşterilerimiz %50 Avrupa’lı,  %50 ABD’li idi. AB’nin oluşumu ile Avrupa ekonomisindeki değişiklikler bizim pazarımızı da etkiledi. Şu anda satışlarımızın büyük bir bölümünü Amerika’ya yapıyoruz. Bu sebeple Amerika’daki halı ile ilgili özel fuarlara katılıyoruz.

Antika halı sektörü hakkında bilgi verir misiniz?

Bu sektördeki kar oranları oldukça farklıdır. Makine halısı üretiminin cirosu fazla olabilir ama kar marjı düşüktür, fakat antika halıda makine halısında yaşanan rekabetten söz edemezsiniz. Antika halıda rekabet olmadığı için elde edilen karı tam olarak hesaplamanız mümkün değildir. Eski halıyı alan tüketici bu işin kültürüne, bilgisine sahip. El halısında rekabeti elinizdeki mal kendisi yaratıyor diyebilirim. Ben bazen sattığım bir halıyı birkaç yıl sonra tekrar müşterimden satın alarak ona farklı bir halı satıyorum ve kar ediyorum.

Sizce, Türkiye’de el halıcılığının yok olmaması için neler yapılmalı?

İTKİB 4-5 ay önce ülkemizde el halıcılığının yaşadığı sorunlarla ilgili bir sempozyum düzenledi. Bu sempozyumda imalatçının sorunları irdelendi. Bugün Çin, Hindistan, Nepal piyasası ile rekabet etmeniz için maliyetleri düşürmeniz gerekiyor. Bence bizim rekabetimiz kalite ile olmalı, biz fiyatla rekabet edemeyiz.  Bu sektörde 30 bin kişi ekmek yiyor, kimse bu kişilerin ekmeğini engellememeli. Bugün Türkiye’deki en büyük üretici Woven Legends adında Türk ortaklı bir Amerikan firması. Bu firma Nepal, Hindistan, Çin ve Türkiye’de halı yaptırıyor. Bu halılar içerisinde en pahalısı Türkiye’de ürettikleri halılar. Bu firma rekabeti kalite üzerine kurabiliyorsa bizler de bu firmadan örnek alarak kaliteye dayalı bir rekabetle karlı çıkabilir el halıcığını içinde bulunduğu sıkıntıdan kurtarabiliriz.

 

 » Ana Sayfa