|
|
» Haberin Devamı... | ||||||
|
Halıcıların İTO’daki temsilcisi Mustafa Paça ile konuştuk
Mustafa
Paça: “Hükümet politikası nedeniyle ithalatta bir takım
kısıtlamalar oldu ancak bizim esnafımızın da
hatası var. Çünkü kalitesiz ya da defolu mallar getirdiler. Bu nedenle de
görevliler herkese şüpheci bir gözle bakıyor. Maalesef
esnafımız bu işi suistimal ediyor. Kalite ve hizmetle öne
çıkmak varken ucuz fiyatla ürün satmaya çalışıyorlar. Bugün
Unkapanı’nda herkes ucuz fiyat peşinde.” Sizi
tanıyabilir miyiz? 1953
yılında Giresun’da doğdum. Evli ve 3 çocuk babasıyım.
1972 yılında halı ticaretine başladım. O dönemde bir
halı bayisinde müdür olarak çalışıyordum. Oradan
ayrıldıktan sonra 1982 yılında kendi işimi kurdum.
Şu anda da İstanbul’da Samur ve Dinarsu Halı’nın bölge bayisi
olarak çalışmalarımıza devam ediyoruz. Halı
dışında satışını
gerçekleştirdiğiniz başka ürünler var mı? Classen
marka laminat parke ithal ediyoruz. Yerli üretimde ise Çamsan’ın
Parkelam’ını satıyoruz. PVC’de Tarkett ve Vinfloor ürünlerini
satıyoruz. Samur’un
üretimini yaptığı parça halısı Samur Rug’ın
satışlarından memnun musunuz? Aslında
Samur Rug çok güzel bir ürün, ancak Türk insanının klasik
halıdan yana bir alışkanlığı olduğu için
satışları beklediğimiz düzeyde değil. Ancak zaman
içerisinde beklediğimiz düzeye geleceğine inanıyorum. İstanbul
Ticaret Odası üyeliğiniz olduğunu biliyoruz. Bu
çalışmalarınız kaç yıldır devam ediyor? Biz
Serilen Halıcılık olarak şirketimizi kurduğumuz sene
Ticaret Odası’na üye olduk. 1983 yılından beri de Ticaret Odası’nın
faaliyetlerine bizzat iştirak ediyoruz. Bir dönem Meslek Komitesi’nde
çalıştım ve iki dönem de meclis üyesi oldum. Yani 13.5 senedir
İstanbul Ticaret Odası görevlerinde yer alıyorum. İstanbul
Ticaret Odası’nda nelerle ilgileniyorsunuz? Duvardan
duvara halı satışı yaptığımız zaman
fazla bir sıkıntımız olmuyordu. Bizi asıl
uğraştıran el halısında yaşanan sorunlar.
Örneğin el halısı yurtdışından ithal edilirken,
gümrüklerde yaşanan sıkıntılar ile çok fazla
uğraşıyoruz. Bazen yurtdışından tamir edilmek üzere
halılar geliyor ve tekrar yurtdışında çıkıyor,
bunlarla da ilgileniyoruz. Ben hem komite üyesiyim hem de meclis üyesiyim ve
mecliste de Türk ekonomisi ve İstanbul’un yerel ekonomik sorunları
ile ilgileniyoruz. Örnek vermek gerekirse geçen dönem tüm üyelerimize ucuz
faizli kredi sağlanması konusunda birkaç banka ile
anlaştık. Ayrıca İstanbul’un tarihi eserleri ile de
ilgileniyoruz. İstanbul
Ticaret Odası’nın kaç meclis üyesi bulunuyor? Geçen
dönem 190 kişi üyeydi. Bu dönemde bu sayı 230’a çıktı. Yeni
Odalar Birliği Kanunu’ndan sonra, meslek gruplarına kayıtlı
kişi sayısına göre meclis üyesi seçiliyor. Halıda
kayıtlı toplam 1200 üyemiz var ve bu kişiler arasından 2
tane meclis üyesi çıkıyor. Ancak 5 meclis üyesi çıkaran gruplar
da var; örneğin inşaat, tekstil ve hazır giyim.
Kayıtlı üye sayısı 2000 ile 5000 arasında
değişen sektörlerde 3, 5000 ile 10.000 arasında üyesi
bulunanlarda 4 ve 10.000’nin üstünde de 5 tane meclis üyesi çıkıyor. Geçen
sene meslek grupları ile ilgili bir takım değişiklikler
yapıldı. Bu konu hakkında bilgi alabilir miyiz? 500’ün
altında üyesi bulunan meslek komiteleri kendisine en yakın meslek
grupları ile birleştirildi. Peki
sizce zemincileri yani laminat parkecileri, duvardan duvara
halıcıları ve PVC satıcılarını bir araya getirmek
mümkün mü? Ne yapmak gerekiyor? Üye
sayısı 500’ü aşarsa mümkün ancak bu sayıya
ulaşabileceğimizi zannetmiyorum. Ancak tüm grupları biraraya
getirip birleşme sağlanabilirse olabilir. Bu dönemde de geçen dönem
yaptığımız gibi bu konuda gayret göstereceğiz. Konuyu
Mevzuat Komisyonu’na kadar getirdik ancak kanun değişikliğinden
dolayı konu orada kaldı. Yeni kanuna göre 500 üyeyi bir araya
getirirsek bu mümkün olabilir. Diyelim ki laminat parkeci, duvardan duvara
halıcı ve PVC’yi bir araya getirmek istiyoruz; bunun için bu meslek
gruplarındaki firmaları tespit edeceğiz ve 3 komite birden
müşterek çalışma yaparak bu işi başarabilir. Ancak bu
iş çok kolay bir iş değil. Ben
bu konuda kendim çalışacağım, gerçi plastik, kauçuk ve
parkecileri tanımıyorum ancak onlarla da bir
tanışalım, konuşalım ve neler yapabileceğimizi
görelim. Geçen dönem biz parkecilerle gayet iyi anlaşıyorduk ancak
PVC grubunda çok fazla adamımız olmadığı için
uymadı. Şöyle birşey de yapabiliriz; halı işi
yapıp da başka gruplarda yer alan arkadaşlarımız da
var. Örneğin mobilya ve inşaat grubunda yer alıyorlar. Bu
firmalardan 10-15 tanesini seçimlerden hemen sonra bizim grubumuza
geçireceğim. Bunun dışında makine parçacıların da
gruba katılmak üzere başvurmalarını sağlayabilirsek
bizim grubumuzdaki üye sayısı da 450’leri bulacaktır. Tabi
önümüzdeki 4 sene içinde yeni şirketler kurulur, sayımız
500’leri bulur o zaman parkeci ya da plastikçilerle işbirliği
yapmamıza gerek kalmadan organize olabiliriz. Şu anda halı
komitesinde kayıtlı duvardan duvara halıcı sayısı
150 kadar. Benim tahminlerime göre 150-200 tane de başka gruplara
kayıtlı kişiler var. Bunların bir kısmı da makine
halısı ve parça halı satıyor. İthalatta
yaşanan sıkıntılar konusundaki düşüncelerinizi
öğrenebilir miyiz? Hükümet
politikası nedeniyle ithalatta bir takım kısıtlamalar oldu
ancak bizim esnafımızın da hatası var çünkü kalitesiz ya da
defolu mallar getirdiler. Bu nedenle de görevliler herkese şüpheci bir
gözle bakıyor. Maalesef esnafımız bu işi suistimal ediyor.
Kalite ve hizmetle öne çıkmak varken ucuz fiyatla ürün satmaya
çalışıyorlar. Bugün Unkapanı’nda herkes ucuz fiyat
peşinde. Halıcının ürünü tanımlaması gerekir;
bugün bu fiyat ama bu özelliklerinden dolayı demesi lazım. Sektörümüzde
mağazalar zinciri anlayışı gelişmekte, bu konudaki
düşünceleriniz nelerdir? Bence
de üretici firmaların mutlaka bir satış zinciri kurmaları
lazım. Fakat demin söylediğim fiyat politikası yüzünden en ucuzu
alayım ve en ucuza satayım mantığı var bir çok
insanda. Mesela Merinos güzel bir zincir kurdu ki; en önce onlar kurdu ve çok
da başarılılar. Serilen
Halı’nın kendi zincirini kurmak gibi bir planı var mı? Bizim
böyle bir arzumuz var ama şu anda bizim arzumuzdan ziyade bölge
bayiliğini yaptığımız fabrikaların dediğini
yapmak durumundayız. Bunun için biraz erken olduğunu
düşünüyorum. Samur ve Dinarsu’nun tek başına birer zincir
kurmaları için laminat parke ve PVC zemin kaplaması yapmaları
lazım. Onlar
bu üretimi yapmıyor ama o ürünlerin hepsi sizde var. Evet
var ama bizim ürünümüze Samur ya da Dinarsu sahip çıkmaz ki. Ben zinciri
kurayım ve benim mağazalarımda bu malı sat
düşüncesinde olmazlar ki bu ayrıca diğer bayilere de
haksızlık olur. Benim böyle bir zinciri açmam için fabrikaların
tüm ürünleri a’dan z’ye yapıyor olmaları gerekir. Şu anda Samur
ve Dinarsu’nun düşüncesi kimseyi karşısına almak değil
ama yerli ürünlerin bayilerinde daha fazla satmasını istiyorlar.
Bayiler diğer ürünleri de alıp satmak istiyorsa da buna da
karşı çıkmıyorlar. Benim şahsi görüşüm ise
serbest rekabet kuralları uygulanmalıdır. Ancak bazı
sektörlerde markalaşma var, o yüzden onların zincir kurması çok
daha kolay oluyor. Bizim yerli halı üreticileri ya da bölge bayilerinde
bir markalaşma henüz söz konusu değil. Bence markalaşmak çok
önemli. Sektörümüz 1970’li yıllarda kurulmasından bu yana çok
aşamalardan geçmiştir. Geldiğimiz noktaya da şükretmemiz
gerekir çünkü bizler ilk 15 yıl hep tek tip ürün sattık. Bugün Samur
veya Dinarsu’ya baktığınız zaman halıda 30-40
çeşit ürün sunuyorlar. Ancak bu bile yeterli değildir. Bir halı
mağazasında karo halı olmalı, kontrat halısı
olmalı, buklenin her çeşidi olmalı, tafting halı
olmalı. Sektöre
yönelik önerileriniz nelerdir? Ürünlerin
tüketiciye iyi tanıtılması gerektiğini düşünüyorum.
Bizim esnafımız bu konuda ne yazık ki çok geride. Bizler bu
konuda onları uyardığımız zaman, Türk tüketicisi
fiyata bakıp çıkıyor diyerek işin içinden
sıyrılıyorlar. Kolaycılığı seçiyorlar.
İyi showroomlar olmalı, iyi mağazalar olmalı,
mağazalarda ürün çeşidi çok olmalı ve bu ürünler de kaliteli
olmalı. Ürünler tüketiciye tanıtılarak tüketiciler
bilinçlendirilmeli. Bu şekilde bir satış gerçekleştirilmesi
gerektiğini düşünüyorum. Sektör 1970’lerden bu yana iyi bir noktaya
geldi ama son yıllarda yaşanan krizlerle bir gerileme oldu
biliyorsunuz. Şu
anda ekonomi düzelmiş gözüküyor fakat bunun esnafa, memura ve halka
yansıması biraz zaman alacak sanırım. Şu an için bu
sektörde çalışan insanların para kazandığına ben
inanmıyorum. Üzerimizde ağır vergiler var. Bu da esnafta
bıkkınlık yaratıyor. Bizler bu sektör düzelecek diye umut
ederek bekliyoruz. Bu düzelmenin gerçekleşebilmesi için de en tepeden yani
fabrikadan başlayarak en küçük dekorasyon firmasına kadar bir çaba
gösterilmesi gerekiyor. Fabrikaların reklam kampanyaları yapması
lazım. Toplantılar düzenleyerek, eğitimler vererek sektörü
bilinçlendirelim. Son krizden sonra ben 2005 yılının da bu
şekilde geçeceğini ama 2006 yılı itibariyle bir düzelme
yaşanacağını düşünüyorum. Bir de bu işi
İstanbul’da yapan mağazaların ciroları biraz daha yukarda olmalı
diye düşünüyorum. Biz bu mesleğe saygınlık kazandırmak
istiyoruz ve bunu yaparken de kimseyi karşımıza almıyoruz. |
|||||||