|
|
» Haberin Devamı... | ||||||
|
VAN DE WİELE DÜNYANIN HALISINI DOKUYOR
Atila
Demirhan: “Çok farklı tipte makine üretmekteyiz. Bizim başarımızın
sırrı biraz da buradan geliyor aslında, çünkü biz sadece makine
üreticisi değiliz, aynı zamanda ürün de geliştiriyoruz.
Müşterilerimizin önünü açacak, halı makinelerinde dokunabilecek,
farklı pazarlardan pay alabilecek ürünlerin geliştirilmesinde de
çalışmalarımız var.” Türkiye’deki
halı üreticilerinin yoğun bir şekilde makina aldıkları
Van De Wiele firmasının Türkiye temsilcisi Atila Demirhan ile
sektördeki gelişmeleri değerlendirdik. Sizi
ve firmanızı tanıyabilir miyiz? 1963
doğumluyum. 1971 yılında ailemle beraber Belçika’ya
yerleştim ve eğitimimi orada tamamladım. 1986 yılında
Belçika’da Balta firmasında 2 yıl süreyle çalıştım.
1988 yılında Van de Wiele’de çalışmaya başladım,
daha sonra görev gereği Van de Wiele için Türkiye’ye geldim ve Van de
Wiele İstanbul’u kurduk. Van
de Wiele İstanbul kurulduktan sonra ne gibi gelişmeler
yaşandı? Türkiye’de
Van de Wiele çalışmalarına 1996 yılında Barlo Teknik
olarak başlamıştır. 1999 yılından itibaren ise
Van de Wiele İstanbul olarak tamamen yabancı menşeyli bir
şirkete dönüşmüştür. 2000 yılına doğru
temsilcilikten ayrılarak direkt satışlara başladık.
Satıştan sorumlu kişiydim ve diğer arkadaşlarım
da yedek parça konusuyla ilgileniyorlardı. Belçika’da
çalıştığım yıllarda, Türkiye’de bir pazar
olduğunu görüyordum. Buraya yönelik bir hedefimiz vardı. Türkiye’ye
teknisyen olarak gelip gittiğim için buradaki firmaları yakından
tanıyordum. Van de Wiele İstanbul’un kurulması ile birlikte
satışlarda inanılmaz bir gelişme oldu. Tabi pazarın da
böyle bir şeye ihtiyacı vardı, ancak Gaziantep çok farklı
bir pazar ve daha önce bu piyasaya yeterince giremedik. Gaziantep’te ciddi bir
potansiyel vardı ama Merinos’un dışında yeni teknoloji
yoktu. Gaziantep’e
ikinci el makineler geliyordu ve yeni teknolojili makineler
kullanılmıyordu. İnsanlar teknolojiden korkuyorlardı.
Makinelerin pahalı olmasının dışında, bu
makineleri anlatabilecek insanlar da yoktu. 1993 yılında yeni teknoloji
ile Türkiye’ye girdik ama o dönemde de yine teknik eleman anlamında
oldukça sıkıntılı günlerimiz oldu. Bu teknolojiyi Saray,
Gümüşsuyu, Atlas Halı ve Dünya Halı gibi büyük firmalarda bile
birden uygulamak zor oldu. Çünkü üst kadrodaki insanlar teknolojiyi takip
edebiliyor olsalar bile işletmedeki kullanıcılar
korkuyorlardı. Bu aşamada da gerçekten çok fedakarlık gösterdik.
Kalite olsun, teknik olsun, elektronik olsun her açıdan gece gündüz
onların yanında olduk, onları partnerlerimiz olarak görüp zaman
zaman Belçika’ya eğitime götürdük ve zamanla orada yetişen
insanlarımız teknolojiye açıldılar, firmadan firmaya
geçişler de oldu. Şu anda Van de Wiele tezgahları kullanım
açısından herkese açık bir durumda. Bence bizim Türkiye’deki
satışlarımızı oldukça etkileyen bir faktördü bu.
Elbette ki pazarda da bir talep söz konusu. Şu
anda Türkiye’de çalışan kaç makineniz bulunuyor? Türkiye’de
şu an 350 makinemiz bulunuyor. Bunlar, bizim 1993 yılından bu
yana direkt satışını gerçekleştirdiğimiz
elektronik jakarlı makinelerdir. Makine
fiyatlarında görülen artışın nedenlerine değinebilir
miyiz? Dünyadaki
makine imalatçılarında, özellikle de Avrupa’da, bir fiyat
artışı söz konusu ve bunun nedeni olarak da hammadde
fiyatlarını gösterebiliriz. Hammaddede ciddi fiyat
artışları oldu. Ancak bunun dışında işçilik
fiyatlarında da bir artış söz konusu. Elektronik parçaların
fiyatlarında yaşanan artış daha yüksek. Gaziantep’de biz ve
rakibimiz de aynı şekilde fiyat fedakarlıklarında bulunduk.
Ancak bunu sonsuza kadar sürdürme imkanımız da yoktu. Şu
anda makinelere olan talep ne durumda? Talepte
biraz azalma var, ancak bu sadece Türkiye için geçerli değil,
dünyanın her yerinde bir azalma söz konusu. Örneğin geçen sene
Türkiye’ye 92 makine verdik. Yılda
kaç makine üretiyorsunuz? Geçen
sene 183 makine üretildi ve yarısı Türkiye’ye geldi. Biz kadife
tezgahlara olan talebe göre ayda 18 tane makine üretebiliyoruz. Üretiminizin
yarısı Türkiye’ye geliyor. Geri kalan yarısı hangi ülkelere
satılıyor? Mısır,
Amerika, Belçika, Suudi Arabistan, Suriye ve Dubai başta olmak üzere bir
satış profili var. Üretilen
makine modellerinize değinebilir miyiz? Çok
farklı tipte makine üretmekteyiz.
Bizim başarımızın sırrı biraz da buradan
geliyor aslında, çünkü biz sadece makine üreticisi değiliz, aynı
zamanda ürün de geliştiriyoruz. Müşterilerimizin önünü açacak,
halı makinelerinde dokunabilecek, farklı pazarlardan pay alabilecek
ürünlerin geliştirilmesinde de çalışmalarımız var. Müşterimiz
makineyi alıp kendine faydalı bir ürün geliştiremiyorsa bunun
bir anlamı yok. Yeni müşterilerimize verdiğimiz tavsiye de
kendilerine bir hedef koymaları, örneğin zaman içinde 8 tezgaha
çıkmaları. Van
de Wiele’in Türkiye’de en çok çalıştığı müşterisi
kim? Merinos
Halı. Van
de Wiele’in tarihçesi hakkında bize bilgi verebilir misiniz? Van de
Wiele’in halı sektörüne girişi ne zaman ve nasıl
gerçekleşti? Van
de Wiele’nin 1880 yılında başlamış olan 125 senelik
bir geçmişi var. 1880 yılında Polydoor Benoot, ziraat makineleri tarzı makinelerle bu
işe başlıyor. Firmanın 1900 yılında toplam 18
çalışanı mevcuttu. 1921’de Polydoor Benoot’un damadı olan
Michel Van de Wiele şirkete katılıyor. Onun
katılımıyla beraber endüstriyel (dokuma) makine üretimine
başlanıyor. 1937’de dökümhanesi kuruluyor. 1949’da şahsi bir aile
şirketinden A.Ş haline geliyorlar. 1967’de NC makine
kullanımına geçiliyor. 1970 yılında mekiksiz kadife
tezgahını üretiyor. 1975’te ilk mekiksiz halı tezgahı
üretiliyor. 1986 yılında Fransa’daki jakar fabrikası
şirkete dahil oluyor. 1993’te ISO-9002 belgesi ve 1995’te de ISO-9001
belgesi alınıyor. 1996 yılında da Van de Wiele
İstanbul kuruluyor. 1999 yılında İngiltere’deki Bonas
firması, Van de Wiele bünyesine katılıyor. 2002’de ise IRO Çin’de üretime başlıyor. 2004
yılında yedek parça, satış ve servis alanında İRO
AB-SWEDEN grubu içindeki tüm şirketler tek çatı altında
birleşti. Van de Wiele’in şu anda üretim yaptığı
ülkeler Belçika, İsveç, Almanya, İtalya, Fransa, Çin ve Tayvan olarak
sıralanabilir. Belçika’da halı ve kadife tezgahları,
İsveç’te halı ve diğer dokumalar için atkı
akümülatorları ve elektronik aksamlar, Almanya’da örgü makineleri için
özel atkı akümülatorları yapılıyor. Belçika’da .Ferromatrix
dediğimiz dökümhane var. Titan overlock makineleri de Belçika’da
üretiliyor. Belçika’da yine Vigan diye bir firmamız var. Onlar gemilerden
boşaltım yapmak için kullanılan özel vinçler üretiyorlar.
Fransa’da jakar ve jakar ekipmanları üretimi gerçekleştiriliyor. Çin
ve Tayvan’da örgü makineleri ekipmanları üretiliyor. Bunların
dışında Van de Wiele satış ve servis olarak 13 ülkede
hizmet veriyor. Türkiye’ye
geçen 92 makine girişi oldu dediniz. Bu makinelerin parasal değeri
nedir? Van
de Wiele’de fiyatı 650.000 ile 1.200.000 Euro arasında
değişen makineler var. Van de Wiele’nin üretiminde çok
değişik makineler bulunuyor. Bunlardan bir tanesi CRX 82
dediğimiz çift rapiyerli makinedir ve bu makine alt ve orta
sınıf halılar dokumak içindir. CRX83 dediğimiz makine ise
aynı anda 3 atkıyı transfer edebilme kabiliyetine sahiptir. Türkiye’de
biliyorsunuz 3 atkılı makineler daha çok tercih ediliyor. Bunun
dışında UCL83 dediğimiz bir makinemiz var. Bu makine de 3
rapiyerlidir ve bu makinenin özelliği aynı atkıda hem bukle
yapabiliyor hem de kesik hav yapabiliyor. Bu makine halı
dokumacılığında bir devrim niteliğindedir. Bu makine
şu ana kadar 30’un üzerinde satıldı. Belli bir kapasiteye
ulaşmış firmalarda mutlaka bulunması gereken bir makinedir.
Tüm bunlar dışında bir de SLC83 dediğimiz bir makinemiz var;
kilim dokumak için kullanılan bir makinedir bu. Son olarak CLP81
dediğimiz makine sadece bukle halı dokur. Ancak bu makineden
Türkiye’de yok. Bu
makineler biraz daha butik olduğu için insanlar gözü kapalı
almıyorlar. Türkiye’de firmalar biraz da birbirlerinden etkileniyorlar.
Bir firma ne aldıysa diğeri de aynısından almak
isteyebiliyor. Az önce saydığım makineler dışında
MAX63 dediğimiz yeni bir makine ürettik. Axminster teknolojisine
dayalı makinedir ve bizim için tamamen yeni bir teknolojidir. Bu makinenin
kullanım alanı ‘’contract
market’’ ve butik halılar içindir.
Bizim bu makinedeki hedefimiz 160-170 devir/dakika çalışmak.
Makineyi piyasaya hemen sürmek gibi bir telaş içerisinde değiliz,
makine ilk olarak Belçika’da iyice bir test edilsin istiyoruz. Çünkü
biliyorsunuz ki makinenin Ar-Ge’deki çalışması ile endüstriyel
olarak 24 saat çalışması arasında farklılıklar
vardır. Türkiye’de bu makineden eski teknoloji olarak Otoman Halı,
Angora Halı (İstanbul) ve Dünya Halı’da var (50 RPM). Makinenin
160 ya da 170 devir olmasının üretim sürecine ne gibi etkileri var? Makinenin
devirini işletmeler belirler. Makinenin teknik olarak devire bir
dayanıklılığı bulunur. İşletmedeki
şartlar, kullanılan hammadde, insanların eğitimi, hava
şartları üretim sürecini doğrudan etkileyen öğelerdir.
Neticede işletme iyi randıman alacağı devirde
çalışacaktır. Ancak iyi bir organizasyon kurmak gerekir.
Örneğin makine 170 deviri geçtikten sonra bobin değiştirmek
imkansız hale gelir. İşletmede iyi bir randıman almak için
150 devirden sonrası gerçekten zorlaşıyor. Belçika’da mesela 160
ile 180 arası çalıştırıyorlar ama makine
ayarlarını da çok iyi yapıyorlar. Örneğin Balta
firması inanılmaz derecede organize olmuş bir firmadır ve
hiçbir konuyu şansa bırakmaz. Türkiye’de
önümüzdeki dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu yılki hedefleriniz
nelerdir? Bu
yılki hedeflerimizde bir değişiklik yok, 2004 yılı ile
aynı. Biliyorsunuz Belçika yıllardan beri konusunda 1 numara, parça
halı konusunda onlara ciddi bir rakip olsak bile butik ürünlerde bizden
daha ilerideler. Benim tahminimce 2006’da bizim
halıcılarımız da bu işlerde yoğunlaşacaklar,
çünkü diğer klasik ürünlerde kar marjları çok düşük. Bu nedenle
de alternatif ürünlere bir yönelme bekliyorum. Bunun dışında
yeni bir ürünümüz var; ismi Shaggy. Bu üründe hedefimiz Nepal ve tafting
tarzı halılar üretmek. Çin
pazarı hakkındaki görüşlerinizi öğrenebilir miyiz? Çin’e
geçen sene 10 tane makine sattık. Ürünlerini rakipleri
olmadığı için çok rahat satabiliyorlar. Çin’den
korkulmaması gerektiğine neden olarak şunu gösterebilirim;
mevcut teknoloji ile makine halı üretimindeki işçilik maliyeti çok
düşük. İşçilik gerektiren konularda Çin’den tabi ki korkulur.
İnsan gücünden dolayı çok ucuz rakamlara el halısı
üretebiliyorlar. Ancak Çin’deki uygulamacılar tezgahları bizler kadar
verimli çalıştıramıyorlar. Bu konuda en verimli
çalışan Belçika ve Türkiye’dir. Aslında Çin’den ziyade bize
rakip olabilecek pazar İran pazarıdır. Ayrıca Türkiye
lojistik anlamında da Çin’den çok daha iyi bir konumda. Van
de Wiele’in şu anda piyasadaki en gelişmiş ve en yeni ürünü
hangisi? En
yeni ürün olan Shaggy’nin oldukça fazla talep göreceğine inanıyorum.
Mobilya firmalarının kataloglarını incelediğinizde bu
tür halıların arttığını görebilirsiniz. Ciddi bir
pazar haline geleceğini tahmin ediyorum, çünkü bu halılar taftingden
daha ucuza maledilebiliyor. Ayrıca MAX63’ün de devreye girmesiyle butik
mallara doğru bir yoğunluk oluşacak. Van
de Wiele İstanbul olarak yedek parça servisiniz de var. Bu servisten biraz
bahsedebilir misiniz? Merkez
binamızda yedek parça servisimiz var. Ayrıca Gaziantep’te Organize
Sanayi Sosyal Tesisler’de bir yer aldık ve çok kısa zamanda
orası da faaliyete geçecek. Van De Wiele olarak
sattığımız makinelerin arızadan dolayı
duruşlarını minimuma çekmek zorundayız. Mevcut teknolojiyle
5-6 tezgahı olan firmanın 1 tezgahı bozuldu mu bu ağır
kayıplar getiriyor. Biz
makine üretimini gerçekleştirdiğimiz için yedek parça ve servis
hizmeti de vermek durumundayız.
Makinelerin randımanlı çalışabilmesi için düzenli
bakım da şarttır. |
|||||||