| » Haberin Devamı... | |||||||
|
ATLANTİK
HALI MODAYI YAKIN TAKİP EDİYOR
Mahmut
Özkan: “Bizim insanımız halıyı bilhassa el halılarını
kolay kolay değiştirmezdi. Bizim halılarımız
rahatlıkla uzun süre kullanılabilir ama renkler ve moda değişiyor.
Desen ve renk üretirken mobilya sektörünü takip etmek zorundayız.
Halılarımızı mobilyaların renklerine göre üretmek
zorundayız. Çünkü halı, mobilya ile birlikte kullanılıyor.
Hatta ev tekstilini, perde sektörünü, hangi renklerin ve desenlerin
çıktığını takip ediyoruz. Tabii, moda değiştikçe
insanlar 3-5 yılda bir değişiklik yapıyorlar. Sıklıkla
yapılan değişikliklerin de sektöre olumlu katkısı
var.” - Sizi ve firmanızı tanıyabilir miyiz? - Ben Mahmut Özkan. 1955 doğumluyum. İşletmeciyim ve 8 yıldır halı sektöründeyim. Halı ile ilk tanışmamız Atlantik ile oldu. Daha önce demir-çelik sektöründe Erbosan Şirketleri’nde genel müdür yardımcısı olarak 18 yıl çalıştım. Ardından Atlantik Halı’ya genel müdür olarak geldim. 8 yıldır da burada çalışıyorum. - Atlantik Halı olarak bu sektöre girdiğinizden beri nasıl bir gelişme yaşadınız? - Başlangıçta bizde iki kalite vardı. Orta Doğu’ya yönelik ihracatımız vardı. İç piyasadaki payımız daha azdı. Çift düğüm halı üretmeye başladık. Daha sonra, çift düğüm halıların üzerine oyma yapmaya başladık. Amerika pazarına yönelik olarak saf yün halı yapmaya başladık. Bunları belli bir süre sonra iç piyasaya da yönelttik. - Atlantik Halı’nın 8 yıl içinde halı sektörüne yaptığı yatırımlardan bahseder misiniz? - Atlantik Halı grubumuzun toplam cirosunun %15’ini gerçekleştiriyor. Demir Çelik, Gıda ve Tekstil sektöründe faaliyet gösteren grubumuzda büyümeye en açık şirket Atlantik Halı’dır. Büyüme ve yeni yatırım kararları da alınmıştır. Hiçbir zaman bu işte en büyük olalım diye bir düşüncemiz olmamıştır. Yüksek verimlilik açısından optimum büyüklüğe ulaşmak ve en kaliteli halıyı üretmeye devam etmek, sürekli yenilik peşinde koşmak, iş ortağımız diye nitelendirdiğimiz yurt içi ve yurt dışı müşterilerimizle birlikte aynı hedefe odaklanarak başarıyı paylaşmak ana vizyonumuzdur. Grup sinerjisi içerisinde güçlü mali bünyesiyle, kaliteli insan kaynağını birleştirmek suretiyle emin adımlarla istikrarlı büyümek istiyoruz. Biz teknolojimizi 8 yıl içinde tamamen yeniledik. Halı sektörüne başladığımızda farklı sistem vardı. Şimdi tamamen bilgisayarlı sisteme geçtik, yeni tezgahlar aldık. 1998 yılında başladığımız yatırımımızı geçtiğimiz yıl tamamladık. Bu sene yeni bir yatırıma daha başladık. Bu yatırım kapsamında ise 4 tane daha halı tezgahı bağlantısı yaptık. 2 tanesi üretime başladı. İplik ünitesine de yatırım yaptık. Biz entegre bir tesisiz, üretime elyaf ile başlıyoruz. Kendi ipliğimizi yapıyoruz daha sonra da havuz yapıyoruz en sonunda da halı dokuyoruz. İplikte de %100’e yakın kapasite artışı yaptık. Bu yatırımlarımız bu sene de devam edecek. - Şu anki kapasiteniz hakkında bilgi verir misiniz? - Şu anda yaklaşık günlük 3.000 m2 halı üretiyoruz. Bu da aşağı yukarı yıllık 1.000.000 m2 yapıyor. - Bu 1.000.000 m2’nin ne kadarı yerli pazarda yer alıyor? - Atlantik ihracatta çok başarılı bir kuruluştur. İç piyasada da pazar payını arttırmak amacındadır. Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik koşullara göre ihracat-iç piyasa ayarlamasını istediğimiz gibi yapabilecek esnekliğe sahibiz. - Yeni yatırımlarla kapasiteniz kaç m2’ye ulaşacak ve yeni yatırımların ne zaman tamamlanması planlanıyor? - Yeni yatırımlarla kapasitemiz 1,5 milyon m2‘ye çıkacak. Yatırımlarımızı bu yılın sonuna kadar veya en geç 2005’in ikinci yarısına kadar tamamlamış olacağız. - Atlantik Halı Türkiye’de kaç noktada bulunuyor? - Bizim 6 bölge müdürlüğümüz, 5 bölge bayiimiz var. 1-2 tane yeni bölge bayiliği talebi var. Şu anda onları değerlendiriyoruz. Türkiye genelinde toplam 11 toptan satış noktamız var. Ayrıca bu 11 satış noktasına bağlı tali bayii diye nitelendirdiğimiz müşterilerimiz de var. - Atlantik Halı’nın Türkiye’deki pazar payı ne kadardır? - Pazardaki payımız %5 civarında. - Merinos iç pazarda daha ağırlıklı galiba? - Merinos çok büyük bir kapasiteye sahip, arayı oldukça açtı. Elbette bu üretimi satacak. Ama iç piyasada Saray’ın yıllara dayanan, köklü bir ismi var. Merinos’un da iç piyasada güçlenme çalışmaları var. - Sektörde çok büyük oranda desen taklidine rastlanıyor? Desen taklidine karşı nasıl önlemler alıyorsunuz? - Evet, desen taklidi maalesef var. Bazı büyük firmaların bunun için özel birimleri var ama daha küçük firmalar desen taklidine gidiyorlar. Biz bütün desenlerimizi tescil ettirdik. Bu konuda dava açma, üzerinde taklit desen olan halıları toplatma imkanımız var. Desen taklitlerinin olması oldukça kötü çünkü pazardaki satışlarımıza zarar veriyor. Kopyayı yaparken kalite özelliklerini birebir tutturamıyorlar. Tüketicilerimizin çoğu işin farkında ama bilmeyen de var. Biz desen konusunda Türkiye’nin en güçlü firmasıyız bu sebeple en fazla bizim desenlerimiz taklit edilir. - Atlantik Halı tüketiciye ulaşmak için televizyonda bir reklam kampanyası düşünüyor mu? - Sektör çalışmalarımız devam ediyor tabiiki, bilhassa iç piyasaya yönelik artan kapasitemizle doğru orantılı olarak reklam ve tanıtım faaliyetlerimizi de arttıracağız. Artan kapasitemiz ile birlikte iç piyasaya daha çok önem vermeyi planlıyoruz. - Türkiye zemin sektöründe laminat parke ve PVC’nin hızlı yükselişi sözkonusu. Laminat parkenin ya da PVC’nin kullanıldığı zeminler üzerine parça halının tercih edilmesi, parça halıda hızlı bir pazar büyümesine sebep oluyor. Bu gelişmeler hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz? - Duvardan duvara halı zaten Türkiye’de çok fazla yaygın değildi. Türk tüketicisinin el halısından gelen bir kültürü var. Bilhassa, Kayseri bölgesi Bünyan halılarının üretildiği yer. Bizim insanımız bu tip halıya alışık, duvardan duvara halıyı çok fazla kullanmıyor. Asıl bu anlayış Avrupa’da değişti. Ayrıca laminatın fiyatının düşmesinin de etkisi oldu, daha önceleri laminat parke biraz pahalıydı. Tabi, kültürler de farklı. Onlar eve ayakkabıyla giriyorlar, bizde öyle değildir. Laminat parke yaygınlaşınca, onun üzerine duvardan duvara halı kaplamak pek mantıklı olmamaya başladı. Duvardan duvara halı laminat parkenin bütün özelliğini kapatıyor. Onu da göstermek için parça halılar kullanılıyor. Avrupa bu yönden hızlı gelişiyor. Biz de bu anlamda Avrupa pazarını ilk keşfeden şirketiz diyebilirim. - Cami halısı konusunda da çalıştığınızı biliyoruz. Bu konuya da değinebilir miyiz? - Cami halısını Türkiye’de iyi satıyoruz, Avrupa’da da aynı şekilde fakat Orta Doğu’da istediğimiz kadar cami halısı satamadık. Orta Doğu’da çok sayıda cami yapılıyor ama daha ucuz halılar kullanılıyor. Hedefimiz yavaş yavaş Orta Doğu pazarına da girmek. Cami halısında büyük bir pazar var. Endonezya’ya daha dün 850 m2 cami halısı gönderdik. - Halı konusunda eski alışkanlıklar değişmeye başladı. Eski klasik desenlerin yerini modern desen anlayışı almaya başladı. Halıda desen ve moda gelişimi hakkındaki görüşlerinizi öğrenebilir miyiz? - Bizim insanımız halıyı bilhassa el halılarını kolay kolay değiştirmezdi. Bizim halılarımız rahatlıkla uzun süre kullanılabilir ama renkler ve moda değişiyor. Desen ve renk üretirken mobilya sektörünü takip etmek zorundayız. Halılarımızı mobilyaların renklerine göre üretmek zorundayız. Çünkü halı, mobilya ile birlikte kullanılıyor. Hatta ev tekstilini, perde sektörünü, hangi renklerin ve desenlerin çıktığını takip ediyoruz. Tabii, moda değiştikçe insanlar 3-5 yılda bir değişiklik yapıyorlar. Sıklıkla yapılan değişikliklerin de sektöre olumlu katkısı var. - Sizi yurtdışındaki fuarlarda da görüyoruz. Domotex Fuarı’na düzenli katılan firmalardansınız. Atlantik Halı firmasının bu çalışmalar konusundaki görüşleri nelerdir? - 1997 yılından beri Domotex’e katılıyoruz. Sadece Domotex ile sınırlı kalmıyoruz. Başka fuarlara da katılıyoruz. Geçen yıl Flooring Russia Fuarı’na katıldık, Rusya da halı sektöründe gelişen bir piyasa. Bu yıl Flooring Russia Fuarı’na tekrar katılmayı düşünüyoruz. Rusya’da bu yıl iki fuara katılmayı düşünüyoruz. Bir de St. Petersburg’da bir fuar var. Oraya da katılmayı planlıyoruz. Büyük ihtimalle Ukrayna’da da bir fuar olacak. Türkiye’deki fuarlar da çok iyi gidiyor. Geçen seneki Zemin Fuarı’na katılmadık. Ancak yurtdışındaki müşterilerimizin bu fuarı ziyaret ettiklerini öğrendik. 2005 Zemin Fuarı’na katılmayı planlıyoruz. Yurtdışındaki müşterilerimizi de Zemin Fuarı’na davet edeceğiz. Türkiye’de böyle bir fuarın gelişimi hepimiz için yararlı olacaktır diye düşünüyorum. - Halının alerjiyi tetiklediği konusunda kamuoyunda yanlış bir bilgilendirme var? Bu konu hakkındaki görüşlerinizi öğrenebilir miyiz? - Halının böyle bir özelliği yok. Halıyı düzenli olarak temizlemek gerekiyor elbette. Halının temizlenmesinde de teknoloji insanlara yardımcı oluyor. Halıyı kaldırıp yerine ne koyacaksınız? Parke, PVC çözüm değil, bu malzemeler halının alternatifi olamaz. Halı sektörü Türkiye’de ihmal edilemeyecek bir sektör. Eskiden beri el halısından gelen bir kültürümüz var ve sanayi olarak da dünyada söz sahibi olabilecek konumdayız. Halı iddialı olabileceğimiz, dünya liderliğine oynayabileceğimiz bir sektör. - Dünya halı sektöründe Türkiye’de ciddi bir pay sahibi olabilir mi? - Evet. İhracatta çok iyiyiz. Artık mal vermediğimiz ülkeler özellikle de Avrupa’da hangileri diye araştırıyoruz. Fuarlarda ulaşamadığınız ülkeleri bulabiliyorsunuz. Örneğin, Arnavutluk firması ile, Domotex Fuarı’nda görüştük ve işi çözdük. Biz siparişi aldık ve malı gönderdik. Halı sektörüne girdiğinizde çıkmak zor olur. Halı esnafının yapısı da çok değişik. Başlangıçta sizi çok araştırır ve kendi açısından da haklıdır. Çünkü halının devamının gelmesi lazım, halı standart bir mal değildir. Değişik halılar birbirinin alternatifi değildir, çünkü her fabrikanın kendine göre renk ve desen anlayışı vardır. Başlangıçtaki muhafazakarlık, işin devamının gelmesi anlamında güzel bir şeydir. Başlangıçta zorlanırsınız ama girdikten sonra da kolay kolay sizi bırakmaz. Tabii, çok büyük bir yanlış yapmazsanız. Şükürler olsunki biz hiçbir müşterimizin 1-2 sene sonra bizi bıraktığını hatırlamıyoruz. Bu piyasanın böyle bir özelliği var. Ben bunu fuarlarda da anlattım. Fuarlar çok önemli. Mesela, Arnavutluk fuarında söyle bir olay oldu; oraya 40-50 parça halı götürdük ve bizim amacımız tüketiciye bunları satmak değil sadece sergilemekti. İlk günden anlaşmalarımızı yaptık ama insanlar bizim halıları görüp “satılık mı?” diye sormaya başladılar. Arnavutluk’taki fuara İTO ile gitmiştik. Onlara gittik, “halılarımızı satabilir miyiz?” diye sorduk. Onlar da satabilirsiniz dediler ve halıları sattık. - Çin, dünya pazarında tekstil alanında büyük baskı kurmaya başladı. İşçiliğin ucuz olması tekstil sektörünü korkutuyor. Şu anda Çin’de makine halısını etkileyecek bir gelişme var mı? - Açıkçası, şu ana kadar çok fazla etkilemedi. Ama etkileyebilir. Çin’den bütün piyasalar çekiniyor. Ne zaman ne yapacağı belli değil. - Oyma halı konusuna da değinebilir miyiz? - Oyma halıyı Türkiye piyasasında ilk defa biz başlattık. Daha sonra oyma işinde bir yan sanayi oluşturduk. Biz entegre bir tesisiz ve kendi oymalarımızı kendimiz yapıyoruz. Sadece oyma yapan birkaç tane yer kuruldu. Bunlar sektördeki diğer fabrikalara çalışıyor hatta bunlardan biri bizim bayimizdi. Biz bu sektörün bu kadar büyüyeceğini hiç tahmin etmiyorduk. - Oyma tekniği hakkında da bilgi alabilir miyiz? - Oyma, elle yapılıyor ve daha fazla işçilik gerektiriyor ama satılıyor. Oymanın fiyatını da halıya ekliyoruz. Son günlerde de oldukça moda ayrıca bu iş sadece Türkiye ile de sınırlı kalmadı. Bütün dünyaya yayılıyor. - Öyleyse, Atlantik Halı sektöründe bir çığır açtı diyebilir miyiz? - Evet, sektörde öncü olduğumuz kabul ediliyor. - Oldukça rağbet gören oyma halılar dünyada farklı bir ülkede de üretiliyor mu? - Çin’de oyma vardı. Hem makine hem de el oyması yapılıyor. Onların halısı tafting, bizimkiler dokuma. Halılarımız çok dayanıklı, 25 yıl garantisi var. Böyle bir sektörün oluşması enteresan. - Çeşitli firmalar 13-15 aylık taksitler yapıyorlar. Kapasite artışınızdan sonra sizin de bir kampanya düşünceniz var mı? - İç piyasada bir pazar payına talipseniz veya pazar payınızı korumak ve arttırmak amacındaysanız elbette piyasa koşullarına uymak durumundasınız. Biz de artan kapasitemizle birlikte gerekeni yapmak arzusundayız. |
|||||||