» Haberin Devamı...

ATLAS HALI YATIRIM ATAĞINDA

berberihaliedevam.jpg

-Okuyucularımıza kendinizi tanıtır mısınız?

-Adım Çetin Çetinkaya. 1969 yılında Kayseri'de doğdum. Lise mezunuyum; İngilizce eğitimi almak için ABD ve İngiltere'de toplam 1 yıl kaldım. Liseden mezun olduktan sonra halı sektöründe çalışmaya başladım.

-Meslek hayatınızın başından bugüne kadar aldığınız şirket içi sorumluluklar nelerdir?

-İlk zamanlarda İstanbul bölge müdürlüğüne gelen malların dağıtımından sorumluydum. Daha sonra işin pazarlama yönüne ağırlık verdim ve müşteri görüşmelerine gitmeye başladım. Şu anda ise yurtdışı ve yurtiçindeki tüm pazarlama faaliyetlerinden sorumluyum.

-Atlas Halı'nın yönetiminde ailenin diğer fertleri de yer alıyor mu?

-Başta babam olmak üzere, erkek kardeşim ve kız kardeşim de Atlas Halı yönetiminde aktif rol alıyorlar. Kardeşim Zeki Çetinkaya Çorlu ve Kayseri'deki fabrikalarımızda yapılan üretimden sorumludur. Babam Musatafa Bey özellikle hammadde alımıyla ilgileniyor ve ayrıca yeni yatırımlarla ilgili kararları kendisiyle birlikte alıyoruz. Yatırımlarla ilgili alımlar ve fiyat pazarlığını da kendisi yapıyor. Kız kardeşim üniversite eğitimini kısa süre önce tamamladı. Pazarlama ve finans eğitimi aldı ve kendisini şirketimizin finans kadrosunda görevlendirdik..

-Ailenizin halı ile tanışıklığı ne zaman ve nasıl başladı? Atlas Halı'nın kuruluşundan kısaca bahsedebilir misiniz?

-Ailemizin halı ile tanışması dedemiz sayesinde olmuştur. Ailemiz başlangıçta inşaat işiyle ilgilenirken tekstil kolu olarak manifaturacılığa başladı. Manifaturacılık bir yandan devam ederken 1967 yılında Kayseri'deki bizim gibi tüccar kesimle ortak bir girişimle Atlas Halı kuruldu.

-Kuruluşta şirketin ortak sayısı kaçtı?

-Ana ortakların sayısı 22'ydi. Daha sonra yatırımlar arttıkça insanlar hisselerini satmaya başladılar ve ortak sayımızda düşüş oldu. Dedemizin 1980 yılında vefatının ardından şirkette, aralarında babamın kendi amcasının da bulunduğu toplam 6 ortak kaldı. 1987 yılında babam şirketin diğer ortaklarının hisselerini aldı ve şirketin tüm hisseleri ailemize geçmiş oldu. Yaklaşık 17 yıldır da Atlas Halı bir aile şirketi olarak iş hayatındaki varlığını sürdürüyor.

-Üretim kapasitesinde şirketin kuruluş yıllarından bugüne ne kadarlık bir artış oldu?

-Şirketin kuruluş yıllarında İngiliz yapımı 3 tezgahla Wilton tipi halıların üretimi yapılıyordu. İlk üretilen halılardan örnekler halen Kayseri'deki bağ evimizde bulunuyor. Şirketimizin 3 makineyle başlayan üretim serüveni, yapılan iplik yatırımlarıyla birlikte entegre bir tesiste yapılan sistemli bir üretime dönüştü. Şu anda Atlas Halı'nın üretim kapasitesi yılda yaklaşık 6 milyon m2'dir.

-Üretiminizin dış ve iç pazar satış dağılımı nasıl?

-Atlas Halı olarak 2000 yılında Türkiye'de makine halısı üreticileri arasında ihracatta birinciydik. Ancak 2001 yılında Çorlu tesislerimizde talihsiz bir yangın yaşadık ve bu olaydan sonra doğal olarak ihracatımızda azalma yaşandı. 2003'ün 6. ayından sonra yatırım atağına kalktık ve yangının ardından şu ana kadar, Çorlu tesislerimizde 12 milyon $'lık yatırım yapmış olduk. Alınan makinelerin tamamı Ekim 2004'ün sonunda tam kapasiteyle çalışmaya başladı. Üretimimizin %30'unu iç piyasaya %70'ini ise dış piyasaya yönelik olmasını planlıyoruz. Ama gelecekte iç piyasanın oranı %40'a çıkarken dış piyasanın oranı da %60'a düşebilir.

-Son birkaç yıldır parça halı satışlarında yaşanan yükselmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Her şeyden önce halı, Türk kültürünün bir parçası. Ancak insanlar zaman zaman modayı takip etmek adına kendi mekanlarına uygun olmayan bazı ürünler alıyorlar. Duvardan duvara halı örneğinde de bu durum yaşandı; duvardan duvara halı ofis zeminleri için çok tutulan bir çözüm olabilir, ama ev zeminleri için uygun bir çözüm değildi. Ancak tüketiciler yine de evlerinin zeminine duvardan duvara halı kaplattılar. Daha sonra zeminde PVC, laminat parke gibi farklı malzemeler kullanılmaya başlanınca parça halı satışları arttı. Son iki yılda parça halıda sürekli yükselen bir satış trendi var. Atlas Halı olarak bizim satışlarımızda da geçen seneye göre %25-30 oranında artış yaşandı. Ekonomideki iyileşmeler, enflasyonun düşmesi ve insanların gelirlerine paralel alım güçlerinin artması halı satışlarına olumlu bir şekilde yansıyor. İnsanlar evlerindeki eşyalarını yenilerken halıya en son sıra gelse de son iki yılda halı satışları artış eğiliminde.

-Yurtdışına gönderdiğiniz ürünler ile iç piyasaya sattığınız ürünler arasında desen ve renk açısından bir farklılık var mı?

-Türkiye'de yaptığımız modellerin bir kısmını Avrupa pazarına, bir kısmını da Orta Doğu pazarına gönderebiliyoruz. Ancak ABD ve Uzak Doğu pazarında burada ürettiğimiz modeller satmıyor. İç piyasa tüketicisi şehir hayatının stresiyle boğuşmak zorunda olması nedeniyle akşam evine geldiğinde rahatlamak için modern desenler ve sade renkleri tercih ediyor. Avrupa ve Orta Doğu'ya göre biz daha boş desenleri tercih ediyoruz. Avrupa ve Orta Doğu'daki alıcılar her desenin farklı renklerde değişik versiyonları olsun istiyorlar. ABD ve Uzak Doğu pazarlarının tercihleri ile iç piyasanın tercihleri kesinlikle birbirine uymuyor. ABD pazarı el halısına yakın desen ve renklerde halıları tercih ediyorlar.

-Atlas Halı olarak yurtdışındaki farklı model, renk ve desen taleplerine uygun desen ve model çalışmaları yapıyor musunuz?

-Dış pazara yönelik özel desen çalışmalarımız var. Bunun dışında Avrupa'da, özellikle İngiltere'de, sadece desen ile ilgilenen 30-40 kişilik ekiplerden oluşan desen stüdyoları var. Pazardaki eğilimleri sürekli olarak araştıran bu stüdyolardan ihtiyaç olduğunda destek alıyoruz. Bazı zamanlar yaptıkları desenlerden biz seçim yapıyoruz, bazen de biz onlara renk gruplarımızı gönderiyoruz ve istediğimiz desen çalışmalarını yapmalarını istiyoruz.

-Türkiye'de bu tür bir yapılanma yok mu?

-Maalesef, hayır. Yetişmiş desinatör bulmak oldukça zor. Atlas Halı'nın Çorlu ve Kayseri tesislerinde 12 kişilik 2 desinatör grubumuz var. İstanbul'da da yurtdışındaki ve yurtiçindeki pazarlarda desen konusunda araştırma yapmak üzere bir desen grubu oluşturmak istedik. Ancak 4 aydır tüm uğraşlarımıza rağmen istediğimiz özelliklerde desinatörleri bulamadık. Üniversitelerin ilgili bölümleriyle ve oradaki öğrencilerle temasa geçtik fakat olumlu bir sonuç alamadık. İlginçtir şu anda işsiz olan desinatörler de çalışmak istemiyorlar.

-Dokuma makinelerinizde hangi markayı tercih ediyorsunuz?

-Van de Wiele markasını tercih ediyoruz çünkü çok sorunsuz bir makine. Türkiye'deki halı üreticilerinin çok büyük bir kısmı, sorunsuz çalışmasından dolayı ve artık halı sektörünün vazgeçilmezi olması nedeniyle bu markayı tercih ediyor. Üretimini Belçika'da yapan Van de Wiele ayda 18 makine üretiyor ve üretilen bu makinelerin yaklaşık 12 tanesi Türkiye'ye geliyor.

-İpliği nasıl temin ediyorsunuz?

-İpliği kendimiz üretiyoruz. Hem kayseri hem de Çorlu tesislerimizde iplik üretimi yapıyoruz.

-İplik üretimine ne zamandır devam ediyorsunuz?

-Çorlu polipropilen tesisimiz kuruluşundan bu yana üretim yapıyor. Kayseri tesislerimizdeki iplik üretimi ise 1976 yılından bu yana devam ediyor.

-Hangi elyaf çeşitlerini kullanıyorsunuz?

-Polipropilen, akrilik ve yün elyaf kullanıyoruz. Çözgü ve atkıda kullandığımız diğer iplik grupları arasında ise pamuk polyester ya da polyester viskon ve jüt yer alıyor.

-Atlas Halı'nın ürün dağıtım ağını nasıl oluşturuyorsunuz? Türkiye'de kaç noktada Atlas ürünleri satılıyor?

-Ürün dağıtım ağını bölge müdürlükleri aracılığı ile oluşturuyoruz. Türkiye genelinde 10 bölge müdürlüğümüz ve 2 ana bayimiz var. Bunların altında 900-1000 perakende satış yapan müşterimiz var. Perakende bayilerinin %25'i münhasır bayi statüsünde. Toplam sayıları yaklaşık 1000 olan perakendeci müşterilerimizin hepsi aktif halde olmayabiliyor. Müşterilerimiz arasında 3-4 ayda bir alım yapan gruplar var. Ancak müşterilerimizin %60-70'i sürekli olarak alım yapan aktif bayiler.

-Bölgelere bakıldığında Atlas Halı'nın daha güçlü olduğunu söyleyebileceğiniz bir bölge var mı? Bu konuyla ilgili yapmış olduğunuz bir araştırma var mı?

-Bu yönde bir araştırma yok. Halı sektörünün en büyük sorunlarından biri de pazar payını araştırmanın güç olması. Bunun nedeni Gaziantep'teki küçük ölçekli üreticilerin yaptığı üretim ve satışın kontrol edilemez olmasıdır. Ancak büyük üreticiler arasındaki pazar payımız %17 ila %22 arasında değişiyor. Büyük üreticiler arasında dayanışma olduğunu söyleyebiliriz; gerektiğinde birbirimizi koruyoruz ve toplu kararlar alabiliyoruz.

-Çorlu fabrikasının toplam üretimdeki ve ihracattaki payı nedir?

-Çorlu tesislerimiz yeni bir yatırım ve buradaki makinelerimiz oldukça hızlı olduğu için bu tesisimizin toplam üretimdeki payı %50. Çorlu'daki üretim tamamen ihracata yönelik olarak gerçekleştiriliyor. Kayseri'deki üretimin de bir kısmı ihracata ayrılıyor.

-Halının temizliği ile ilgili Türk toplumunda çeşitli yanlış uygulamalar var. Halı temizliği ile ilgili tüketicilere ve satış noktalarına ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

-Toplum olarak temizliğe çok özen göstersek de piyasada halı ile ilgili satılan çok fazla temizlik malzemesi bulunmuyor. Halının yıkanması veya sert kıllı fırçalarla halının fırçalanması kesinlikle yanlış bir uygulama. Fırça ile yapılan temizlik halının havına zarar veriyor; halının bol suyla yıkanması halının dokumasına zarar veriyor. Halının üretiminde kullanılan iplerin nem oranı da suyla yıkanırken bozulduğu için halının yüzeyinde kırılmalar olabilmektedir. Üretilen her halıyla beraber bir kullanma kılavuzu veriyoruz ancak satış noktasındaki satıcı bu kılavuzu genelde tüketiciye vermeyi ihmal ediyor. Bizim bu kılavuzda önerdiğimiz temizleme şekli hafif nemli bir bezle halının silinmesidir.

-İhracatta bu yıl ve önümüzdeki yıl için belirlediğiniz bir rakam var mı?

-2000 yılında 20 milyon $ ile ihracatta Türkiye birincisi olduk. Ancak 2001 yılında yaşadığımız yangından dolayı ihracatta gerileme yaşadık. Bu yıl sonuna kadar ihracatta hedeflediğimiz rakam 15 milyon $. Yeni yatırımlarımızın tam kapasiteyle çalışmaya başlamasıyla önümüzdeki yıl için hedeflediğimiz rakam 25-27 milyon $ olacak.

-Atlas Halı'nın Türkiye'nin toplam ihracatındaki payı nedir?

-İhracattaki payımızı tam olarak belirleyemiyoruz çünkü İTKİB tarafından güncellenen ihracat verileri el halısı veya makine halısı ayrımı yapmıyor. Bu nedenle makine halısı ihracatının ne kadar olduğunu tam olarak göremiyoruz.

-Makine halısı satışları Çin'den getirilen ucuz mallardan etkilendi mi?

-Şimdiye kadar makine halısı Çin mallarından darbe yemedi ama bu durum ne kadar sürer bilemiyorum. Tüm dünyada hatırı sayılır bir üretim kapasitesine sahip olan Türk makine halıcılığı devlet tarafından korunmuyor. Çin, Hindistan ve Nepal gibi ülkelerden çok düşük fiyatlarla ülkeye yapılan halı ithalatı hala devam ediyor. Gümrük vergileri hala çok düşük seviyelerde tutuluyor. Şu anda olmasa da Çin'in belli bir süre sonra makine halısını da etkileyeceği muhakkak çünkü üretilen halılar çok çabuk taklit ediliyor. Taklit sorunu iç piyasada da söz konusu. Büyük üreticiler arasında bir centilmenlik anlaşması var ama Gaziantep'teki küçük üreticiler taklit üretim yapıyor.

-Küçük üreticilerin pazar payındaki yeri nedir?

-Küçük üreticilerin de pazarda bir payı var. Türkiye'nin pazar payı diğer ülkelerden farklı. Türkiye'de kaliteli ürünlere talep daha fazla. Dış pazara sattığımız polipropilen ürünleri iç piyasada satamıyoruz. Türk tüketicisi halıyı çok uzun süre kullanmak istediği için kaliteli ürüne yöneliyor. Bu nedenden dolayı Gaziantep piyasasındaki ürünlerin iç piyasadaki şansı çok fazla değil. İç piyasada yün ve akrilik ürünler üretemediği için büyük üreticilerle rekabet edemiyor; dış piyasada polipropilen ürünler satıldığı için bizim gibi büyük üreticilerle rekabet edebiliyorlar.

-Atlas Halı'nın düzenlediği desen yarışması hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

-Desen yarışmasını Milli Eğitim Bakanlığı aracılığı ile yürüttük. Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki birkaç görevli sadece bu iş için görevlendirildi. Yarışma tüm halk eğitim kurslarında ve meslek liselerinde duyuruldu. 1000'den fazla desen yarışmaya katıldı. Bu desenler ilk olarak Ankara'da bölge müdürlerimiz tarafından elendi. Daha sonra Bakanlık yetkililerinin belirlediği jüri tarafından dereceye giren desenler belirlenmiş oldu. Dereceye giren desenlerin bazılarını biz ürünlerimizde kullandık.

-Bu yarışmaların devamı neden gelmedi?

-Yarışmayla ilgili yerine getirilmesi gereken çok fazla prosedür vardı. Tüm bunlarla uğraşmak açıkçası bize biraz zor geldi. Bakanlıkla işbirliği içinde yapıldığı için bazı zorluklar yaşandı. Ama bu tür yarışmaların düzenlenmesinde çok fayda var. Bu sayede genç desinatörler teşvik edilebilir, üniversitelerin ilgili bölümlerindeki öğretmen ve öğrencilere heyecan gelmiş olur. Ayrıca bu yarışmalara yalnız halı deseni çizenler değil aynı zamanda perde, döşemelik kumaş deseni çizenler de katılıyor ve böylece halı üreticileri olarak diğer desen gruplarından da faydalanmış oluyoruz.

-Atlas Halı olarak 2005 yılına yönelik yeni bir ürün projeniz var mı?

-Alternatif ürün projelerimiz var ancak henüz yatırımlarımız tamamlanmadı. Tamamlanmakta olan yatırımlarımız ve 2005 yılında yapacağımız yatırımlarla birlikte yeni desen ve modeller geliştireceğiz. Şu anda piyasada oyma halı üretimi çok yaygın. Tüketici bir süre sonra bu tür halıya doyacak ve satın almamaya başlayacak. Biz de bu durgunluk esnasında ne gibi bir alternatif ürün geliştirebileceğimiz üzerine bir çalışma yapıyoruz.

-Halı sektörü dışında yatırım yaptığınız bir alan var mı?

-Pamuk ipliği yatırımımız var. Ayrıca Kayseri'de Hipaş adındaki tesisimizde openend pamuk ipliği üretimi yapıyoruz.

-İstikbal'de halı sektörüne girdi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

-Açık konuşmak gerekirse, İstikbal gibi köklü bir sanayi kuruluşunun bu kadar çok halı üreticisi ve milyar dolarlık yatırım varken Belçika ve Mısır'dan halı ithal etmesi bizi üzdü.

-Yurtdışındaki fuarlara katılıyor musunuz?

-Yaklaşık 15 yıldır Domotex'e katılıyoruz. Ancak Domotex'e her yıl gitmekten sıkıldığımızı söyleyebilirim. Biz iki yılda bir gitmek istiyoruz ama bunu Almanya'daki fuar idaresine kabul ettirmemiz gerekiyor. Ayrıca Domotex'e Türkiye'den katılan firmaların birçoğu 4-5 büyük Türk üretici katıldığı için katılıyor. Büyük üreticiler fuara katılmasa ben diğerlerinin de katılmayacağını düşünüyorum.

 

 » Ana Sayfa