» Haberin Devamı...

GUINNESE ADAY İPEK HALI

berberihaliedevam.jpg

-Halı işine ne zaman başladınız?

-Osman Çepken: Ailemizin halı işine girişi 1950'li yıllarda babam Yunus Çepken'le oldu. İlk yıllarda halı imalatı yapılıyordu ancak daha sonra halı alım satımı yapmaya başladık. Bir süre sonra tekrar halı imalatına geri döndük. 1980'li yılların sonunda işi ben devraldım ve bu yıllara kadar geldik. Kayseri'de ağırlıklı olarak ipek halı imalatı yapıyoruz. 10 yıl boyunca Almanya'daki Heimtextil ve Domotex'e katıldık. Yurtdışında çeşitli ödüller aldık. Ancak Türkiye'nin Gümrük Birliği'ne girmesi ve halı ithalatının serbest kalmasıyla bizim ihracattaki şansımız sıfıra inmiş oldu. İhracat yaptığımız yıllarda Avrupa'ya ve ABD ile Japonya gibi ülkelere halı sattık. Daha sonra ihracatımız bitti; şimdi ise iç piyasaya ve çeşitli illerimizdeki turistik mağazalara yönelik ağırlıklı ipek olmak üzere halı üretimi yapıyoruz. Yurt dışından sipariş alamıyoruz çünkü Çin'den gelen mallarla mücadele etmemiz imkansız çünkü orada malzeme ve işçilik ucuz olduğu gibi devlet halı sektörünü destekliyor.

-Yapacağınız farklı desenlerle Çin'e karşı mücadele etmek mümkün değil mi?

-Bu da etkili bir yol değil çünkü yapılan yeni bir deseni 3 ay sonra Çin halılarında görmek mümkün; Çinliler desen kopyalama konusunda artık uzman olmuşlar. Özellikle fuarlar sırasında Çinliler ürünlerin resimlerini çekip kısa süre sonra aynı ürünü bizim verdiğimiz fiyatın çok daha aşağısında bir fiyatla satıyorlardı.

-Bildiğiniz gibi el halıcılığı eski bir Türk geleneği ve bir sanat. Türkiye'de el halıcılığının ölmemesi için neler yapılmalı, Devlet kanalıyla ne gibi önlemler alınmalı? Bu konuda ne tür önerilerde bulunabilirsiniz?

-En önemlisi, Türk üreticisine ait desenlerin bir şekilde kontrol edilmesini sağlanması gerekiyor. Ben Çin'e gittiğim zaman orada kendi desenlerimi gördüm; bu ürünler Türkiye'ye de geliyor ve nihai tüketici halıdaki desenin kime ait olduğunu bilmiyor. Halı desenlerinin birbirinden ayrılması çok zor çünkü kullanılan malzeme ve renkler birbirine çok yakın. Yapılan farklı desenler de Çinliler tarafından çalınıyor. Eğer bizim ürünlerimizin kopyası olan halıların ülkeye girişi engellenebilirse az da olsa Türk halıcılığına bir fayda sağlanmış olabilir. Bunun dışında alınabilecek çok fazla önlem yok. Kopyalama yalnızca Çin'le de sınırlı kalmadı; Hindistan ve Pakistan da desen kopyacılığına başladı. Öte yandan Nepal kesinlikle kopya ürün yapmıyor; Nepal'in kendine has bir halısı var. Nepal ve İran'da Türkiye ile aynı kaderi paylaşıyor; Çin, Hindistan ve Pakistan bu üç ülkeyi takip ediyor.

-Diğer ülkeler kopyalamaya karşı nasıl bir tavır sergiliyorlar? Örneğin, İran bu anlamda bir önlem alıyor mu?

-İranlılar da aynı sıkıntıyı yaşıyorlar. Ama dünyadaki halıcıların %85'i İranlı ve İranlılar Çin'de de halı dokutuyorlar.

-Bütün bu söylenenler ışığında dünyadaki tüm halı üretiminin Çin'e doğru kaydığını söyleyebilir miyiz?

-Evet, yavaş yavaş bu gerçekleşiyor. Üretim Çin, Hindistan ve Pakistan gibi nüfusun kalabalık ve gelirlerin düşük olduğu ülkelere kaydı. Öte yandan, Türkiye'de ekonomi gelişti, ülkenin refah seviyesi arttı. Çocukluğumdan beri halıcılık işinin içindeyim; eskiden halı dokumak bir aile için önemli bir gelir kaynağıydı ama şimdi halı dokumacılığının çok fazla bir getirisi yok. El halısı üretiminde de düşüş oldu; örneğin, Kayseri'de el halısı üretimi 50.000 m2'den 10.000 m2 'ye düştü. Hereke'de ise çok daha büyük bir düşüş oldu ve üretim neredeyse durmuş durumda. Önceki yıllarda Hereke'deki halı pazarına giderdik. Pazar sabah 6'dan öğleden sonra saat 2'ye kadar açık olurdu; şimdi ise pazara kimsenin gelmediği söyleniyor çünkü üretilen halı yok ortada. Az sayıda üretim yapan üretici de halıyı yarı fiyatına satıyor.

-Halı dokumacılığı emek isteyen bir iş; Türkiye'deki işçilik fiyatları hakkında ne düşünüyorsunuz?

-İşçiliğin en pahalı olduğu ülkelerden biri Türkiye. İran'daki işçilik maliyetleri de bizden düşük. Çin, Hindistan ve Pakistan'da ise çok düşük işçilik maliyetleri var. Ama Türkiye'deki işçilik maliyetleri gerçekten çok yüksek ve bu sektörün en büyük problemi. Bana göre halı dokumacılığı Türkiye'de son zamanlarını yaşıyor. Elde halı dokumacılığı Türk geleneklerinin bir parçası ama dokumacılık da ekonomik şartlara uymak zorunda. Türkiye gelişen bir ülke ve geliri artıyor; halıyı dokuyanlar az gelişmiş ve geliri az olan ülkeler. Hindistan ve Pakistan gibi ülkeler Türkiye ile mukayese dahi edilemez. El dokuma halının aksine Türkiye'de makine halısında bir gelişme var. Ülkemizdeki güçlü fabrikalar sayesinde makine halısında büyük bir gelişme olmuştur. Birçok köklü kuruluşumuz makine halısı ihracatında dünya ile yarışır hale gelmiştir.

El halısına geri dönersek, ithal el halılarının eksper tarafından incelenmek üzere Isparta'ya gönderilmesi gibi bir uygulama başlatıldı ama bence bu çok gereksiz. El dokuması halılar eğer bir eksper tarafından incelenecekse halının mutlaka Isparta'ya gönderilmesi gerekmiyor; eksper her yerde var. Buradaki amaç Isparta'daki adamların, nakliyecilerin para kazanmasını sağlamaktan başka bir şey değil.

-O halde, sizin el halıcılığına bakışınızın çok olumlu olmadığını söyleyebiliriz…

-El halıcılığı asla bitmez ve biz de bitmesi taraftarı değiliz.El halıcılığı ancak butik halıcılık şeklinde yapılabilir. El halıcılığında biz daima Çin'den veya Pakistan'dan ilerideyiz ancak dediğim gibi butik halıcılık olarak yapılmalı ve doğrusu da bu zaten. Az dokunup öz dokunursa halı daha iyi olur. Halıda önemli olan işçilik ve daha önce bahsettiğim ülkeler ile işçilik maliyeti açısından rekabet etmemiz mümkün değil. İşçilik açısından Hindistan ve Pakistan gibi insan gücünün sayıca fazla olduğu ülkeler bizim rakibimiz değil. Türkiye'de el halıcılığını bilen arkadaşlarımız farklı halılar dokuyarak el halıcılığını geliştirebilirler. Zaten her 6 ayda bir üretilen desenin değiştirilmesi gerekiyor çünkü Çinli tüccarlar çok kısa sürede üretilen yeni bir deseni taklit edip çok düşük fiyatlarla satışa sunabiliyor. Bazı zamanlarda da Çinli tüccarlar Türkiye'den halı resimleri topluyor ve götürüp kendi ülkelerinde halıyı dokuttuktan sonra bu halıları Türkiye'ye satıyor.

-Üretiminizi Kayseri'de gerçekleştiriyorsunuz. Yıllık üretim kapasiteniz nedir?

-Geçmiş yıllara göre el halısı üretiminde çok büyük bir düşüş yaşanıyor. Geçmişte yaklaşık 3000 tezgahta halı dokunurken bugün halı dokunan tezgah sayısı 500'e düşmüş durumda. Gerçekten çok büyük bir gerileme var; üretimi %80 oranında azalttık ama ürettiğimiz az sayıdaki ürünü de satamıyoruz. Üretim de çok hızlı olamıyor; bir tezgahtan senede bir halı çıkıyor.

-İç piyasada yalnız turistik mağazalara mı ürün satıyorsunuz? İç piyasadaki diğer satış noktalarına mal veriyor musunuz?

-Genel olarak turistik mağazalara halı satıyoruz. Az da olsa iç piyasadan da belli ürünlere talep geliyor. İç piyasanın talep ettiği ürünler Çinli üreticilerin üretmediği halılar oluyor; örneğin, yeşil halı isteniyor.

-İpek halı dışında başka ürünleriniz var mı?

-İpek dışında Kayseri yün halıları var. Ama ağırlıklı olarak ipek halı üretimine ağırlık veriyoruz. Yün halı yalnızca turistik mağazalarda satılabilen bir ürün; yün halı ihracattaki payı da çok az.

-Yunus Bey, Guinnes Rekorlar Kitabı'na girmeye aday olan ipek halıyı dokuma fikri nasıl ve ne zaman ortaya çıktı?

-2000 yılında halı piyasasına bir farklılık getirmek adına bu boyutta büyük bir ipek halı dokuma fikri aklıma geldi ve bu konuya babam Osman Çepken ile paylaştım. Halıyı dokumaya karar verdik. 4 yılda 14 işçi tarafından dokunan halı için özel olarak bir hangar yapıldı. Özel bir tezgahta Brezilya'dan getirilen iple okundu. Toplam 42 milyon düğüm bulunan halıda cm2 'de 49 düğüm bulunuyor. Su anda gelen talepleri değerlendiriyoruz Halı sektörü bu büyüklükte bir halının dokunmasını sevindirici bir gelişme olarak karşıladı.

-Halının ölçüleri tam olarak nedir?

-Halının toplam alanı 85 m2, 11,20x7,64 ebadında. Uzunluğu bir otobüs kadar ve genişliği de iki arabanın enine eşit. Ağırlığı da yaklaşık 450 kg.

-Gelecek için benzer projeleriniz var mı?

-Bundan sonraki projemiz 100 m2 'lik bir halı dokumak. Bu halıdan önce 52 m2'lik bir halı yaptık; o halı çok çabuk satıldığı için Guinnes'e başvurmamıştık. Son yaptığımız halı için de en kısa zamanda müşteri çıkmasını ve bu talebin Türkiye'den gelmesini istiyoruz. Böylece çok emek harcayarak yaptığımız bu halı Türkiye'de kalabilir.

-Halının maddi değeri ne kadar?

-Yaklaşık 500.000 $.

-Genç nesil olarak Türkiye'de halı sektörünün geleceğini nasıl görüyorsunuz?

-Halıcılık bizim aile işimiz ve yeni nesil olarak ben de bu işi bırakamam. Bu konuda çok deneyimli ve eski bir şirketiz. Türkiye'nin en büyük 3 ipek halı üreticisinden biriyiz. Halı sektöründe köklü bir geçmişimiz var ve bu geçmişi silip çok farklı bir şey yapamayız. Farklılıklar getirerek, değişik boyut ve modellerde halılar üreterek işimizi sürdüreceğiz.

 

 » Ana Sayfa