Mehmet Ali Abdan:
“Türkiye’de henüz olmasa da, Avrupa ve Amerika’da halı 2-3 yılda değiştirilen
gerçek bir endüstriyel üründür. Bu trendin farkına varan John Feizy,
Gümüşsuyu’ndan halı almaya başladı. Bir süre sonra da ilk olarak Romanya’da
sonra da Gaziantep’te de bir fabrika satın alındı.“
- Sizi ve firmanızı tanıyabilir miyiz?
- 1963 yılında Gaziantep’te doğdum. İnşaat Mühendisliği eğitimi aldım
ancak eğitimim devam ederken inşaat mühendisi olarak çalışmamaya karar
vermiştim. İş hayatına dış ticaret konusunda atılmaya karar verdim
ve Gaziantep’te gıda ithalat ihracatına başladım. Daha sonra İstanbul’da
bulunan Bayındır Holding’de, Tadelle ve Sarelle markalarının yurt
dışı pazarlarına satışını gerçekleştirdim. Bir süre kumaş ticareti
ile uğraştıktan sonra 1997 yılının Mart ayında halı ihracatına başladım.
Halı, daha önce ticaretini yaptığım tüm ürünlerden çok farklıydı.
Halı işine Gümüşsuyu’nda başladım ve 2000 yılında Gümüşsuyu kapanmadan
önce şirketten ayrıldım. Bence Gümüşsuyu halı ticaretinin öğrenilebileceği
en iyi yer. Şu anda piyasada Gümüşsuyu okulundan mezun olmuş bir çok
profesyonel var ve ben de onlar arasında yer almaktayım. O dönemde
çok farklı özelliklere sahip olan Amerika pazarı ile ilgileniyordum
çünkü Amerikan pazarı gerçekten de çok renkli ve zevkli bir Pazar
ve Gümüşsuyu Amerika’yı kurduk. Daha sonra Gümüşsuyu’nda ne yazık
ki önlemeyen bir takım problemler oldu ve bu nedenle şirketteki görevimden
ayrıldım. Gümüşsuyu’nda çalışırken işim gereği Amerika’ya gidip geliyordum
ve o dönemde de John Feizy’e halı satmıştım. Bu vesile ile kendisiyle
tanıştım. Ancak Gümüşsuyu kapanınca, John Feizy de 10 aylık bir iş
protokolünün ardından tedarikçisini kaybetmiş oldu ve yeni bir tedarikçi
bulmak kendisi için çok zor olacaktı. Bu nedenle ben kendisi ile 2000
yılının sonunda bir anlaşma yaptım. Bu anlaşma doğrultusunda Gaziantep’te
kurulu bir halı fabrikasını satın aldık ve fabrikanın işletmesini
de ben devraldım.
- Şirketinizin
sahibi John Feizy hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?
- John Feizy İran asıllı bir Amerikalıdır. Kendisi 45 yıl önce üniversite
eğitimi için Amerika’ya gitmiş ve eğitimini tamamladıktan sonra oraya
yerleşmeye karar vermiş. Bir süre petrol şirketinde çalıştıktan sonra
halı işine girmiş. İranlı olduğu için İran’dan el halısı tedarik etmiş
ve zaman içinde kendisi de çaba göstererek bugünlere gelmiş, büyük
bir şirketin tek sahibi olmuştur. Amerika’daki şirketin yıllık cirosu
65 milyon dolar ancak bu şirketin üretimi yok. Şirketin iki ana tedarikçisi
var. John Feizy’nin şirketi uzun yıllar boyunca sadece el dokuma halısı
pazarlamış ancak bu halılar fabrikasyon üretimle yapılmadığı için
firma, el dokumacılarını organize etmek üzere el halıcılığının yapıldığı
İran, Hindistan, Nepal ve Çin gibi ülkelerde şirketler kurmuştur.
1999 yılında ise John Feizy, makine halısının da bir tüketim ürünü
olduğunu kabul ettiği için, Gümüşsuyu ile makine halısını da ürün
yelpazesine katma kararı aldı. Türkiye’de henüz olmasa da, Avrupa
ve Amerika’da halı 2-3 yılda değiştirilen gerçek bir endüstriyel üründür.
Bu trendin farkına varan John Feizy, Gümüşsuyu’ndan halı almaya başladı.
Bir süre sonra da ilk olarak Romanya’da sonra da Gaziantep’te de bir
fabrika satın alındı ve doğru bir yer seçtiğimizi ulaştığımız başarıya
bakarak görebiliyoruz. Gaziantep’te içinde az sayıda eski model tezgahlar
olan bir fabrikayı satın aldık ve 10 ay çalıştıktan sonra bu tesisin
bize yetmeyeceğini anladık. Ayrıca şirketi Türkiye’deki vergi mevzuatına
adapte etmekte de biraz zorlandık. Mali danışmanlar da bizi Gaziantep
Serbest Bölgesi’ne yönlendirdiler. 8 ay içinde yeni fabrika inşaatını
tamamladık ve yeni makinelerimizi buraya getirdik.
- Yeni gelen makinelerinizin
markası nedir ve şu anda kaç adet makineniz var?
- Kullanmakta olduğumuz makinelerimizin markası Van de Wiele ve şu
anda 8 tezgahla çalışmaktayız. Eski fabrikamızdaki diğer ekipmanlarımızı
da buraya getirdik. Bu sayede ekibimiz fabrika taşıma konusunda da
oldukça deneyim kazandı.
- Gelecek dönem
için tekrar yer değiştirmeyi düşünüyor musunuz?
- Serbest Bölge ile ilgili kanunlarda bazı oynamalar yapılıyor. Şu
an için serbest bölge ile ilgili bize yansıyan bir olumsuzluk olmadı
ama durumumuzdan çok emin olamıyoruz. Taşınmak zorunda kalırsak fabrikayı
söküp Romanya’ya götürebiliriz. Ancak Türkiye’deki bu işletme yaklaşık
4 yıl önce ben ve arkadaşlarımın hayal gücü ile kurulmuş bir yer.
Bu işletme gerçek parayla yapılmış gerçek bir yatırım. 120 kişi istihdam
eden bu fabrikayı kurduk ve her yıl ülkemize 8-10 milyon dolar döviz
girdisi sağlıyoruz. Şirketimiz son iki yılda yıllık %30 civarında
bir büyüme kaydetti. Başta Amerika olmak üzere 198 ülkeye ürün satıyoruz.
- Hangi ülkelere
ihracat yapmaktasınız?
- Başta Amerika olmak üzere, Kanada, Almanya, İngiltere, İtalya, İspanya,
Yunanistan, Avustralya, Japonya, Brezilya, Meksika, Arjantin, Şili
ve Kuveyt gibi ülkelere ihracat yapıyoruz. Fabrikamızdaki 8 tezgahla
elbette ki tüm dünyaya ürün veremeyiz. Ben ve arkadaşlarım kendimizi
Amerikan pazarına yönlendirdik; onlar gibi düşünmeye çalışıyoruz.
Ancak geçen sene Almanya’da bulunan bir firmayla bağlantı kurduk ve
istenilen ürünle ilgili 4-5 ay ürün geliştirme çalışması yaptık. Umuyoruz
önümüzdeki yıl Almanya, Amerika’dan sonra ikinci büyük pazarımız olacak.
- Fabrikanızın
üretim kapasitesi nedir?
- Yıllık kapasitemiz 2 milyon m2. Kapasite kullanım oranımız ise %60
civarında.
- Türkiye pazarına
girmeyi düşünüyor musunuz?
- Serbest Bölge kuruluş amacına ters düşmek istemediğimiz için iç
pazara girmeyi planlamıyoruz ancak iç pazara yönelik bir organizasyon
yapma yeteneğimiz var. Bütün hammaddemiz Türkiye’den temin ediliyor
ve işçilerimizin hepsi Türk ve ürünlerimizi yurtdışına gönderiyoruz;
zaten Serbest Bölgeler de bunun için kurulmuş. Amerika’yı bir kenara
koyarsak, tüm Avrupa’da en canlı halı pazarı Türkiye’de. Benim iç
pazarla ilgili görüşlerim şöyle; Türkiye halı pazarında her şey çok
değişecek. Eskiden sattığımız gibi halı satamayacağız ve fabrikacılıkla
ilgili de büyük değişiklikler olacak. Türkiye’de özel taşımacılık
şirketleri hızla gelişiyor ve fiyatlarını gitgide daha aşağı çekiyorlar.
Böylece yakın zamanda bölge ana bayiliği kavramı ortadan kalkacak.
Taşımacılık şirketleri ürün nakliye hizmetini vermeye başlarsa, fabrikalar
doğrudan perakendeciye mal vermeye başlayacak ve otomatik olarak toptancılar
ortadan kalkacak veya fabrikalar kendi franchising zincirlerini kuracak.
Böylece halının satıldığı yerlerde değişecek; mesela halıyı büyük
alışveriş merkezlerinde alacağız. Üretimle ilgili de çok büyük değişiklikler
olacak; dev şirketler sıkıntı yaşayacaklar. Halıcılık butik bir iş
haline geldi. Bu iş geleneksel anlamda bir endüstri değil; halıcılık
işinin en az %51’i moda ve değişen trendlerden oluşuyor. Küreselleşmenin
getirdiği nimetler sayesinde halı modası da olabildiğince hızlı değişiyor.
Bir Japon, Amerika’da hangi renk pantolonun giyildiğini veya hangi
renk halının moda olduğunu çok iyi biliyor. Her şey çok hızlı değiştiği
için halı sektöründe bu değişikliklere ayak uydurabilecek esnekliğe
sahip olmayan büyük şirketler çok büyük problem yaşayacaklar. Ayrıca
bu sektörde kurumsallaşmak da çok iyi değil çünkü kurumsallaşma çok
artarsa değişen trendlere ayak uydurmak biraz daha zor olur.
- Şirketinizin
yapısında öngördüğünüz bu değişikliklere göre bir yeniden yapılanma
planlıyor musunuz?
- Bizim yapımız zaten değişiklikleri izlemeye ve bu değişikliklere
anında cevap vermeye uygun. Biz 4 arkadaş olarak bir araya gelip 15
dakikalık bir toplantının ardından fabrikanın yönünü tamamen değiştirebiliriz.
- Bu 4 kişinin
görevleri neler?
- Hepimiz Gümüşsuyu Halı’dan geliyoruz. Ben satıştan sorumluyum, diğer
arkadaşlar işin teknik kısmıyla ilgileniyorlar. Erol Bey tekstil mühendisidir
ve dokumaya işleriyle ilgileniyor. Alper Bey ise endüstri mühendisidir;
kalite kontrol işlemleri ile ilgileniyor. Ebru Hanım da Alper Bey
gibi endüstri mühendisi; kendisi satın alma ve üretim planlamaya bakıyor.
- Önümüzdeki dönemler
için belirlediğiniz hedefler nelerdir?
- Şu ana kadar gerçekleştirmiş olduğumuz büyümenin altına düşmemek
istiyoruz. Bizler bu fabrikayı Türkiye’nin en büyük halı fabrikası
yapacağız diye bir iddia taşımadık. Firmamızın hedefi toplam 13-15
tezgahta yılda 3,5- 4 milyon m2’lik üretim kapasitesine çıkmak. 2005
yılının ikinci yarısından itibaren Gaziantep halı piyasasında bazı
firmalar elemine olacaklar ve mevcut yatırımın %25-30’u el değiştirecek.
Fabrikaların sadece sahibi değişecek ve çalışmaya devam edecekler.
Bu noktadan sonra da sektör sağlıklı bir yapıya kavuşacak.