» Haberin Devamı...

HALICILIK MESLEKTEN ÖTE KÜLTÜRÜMÜZÜN PARÇASIDIR

-Kısaca kendinizi ve firmanızı tanıtabilir misiniz?

-Ben İbrahim GEYİKOĞLU. Şirketimiz 1993 yılında kuruldu ama 30 ( otuz ) yıldır halı sektörünün içindeyim. Halıcılığa tamircilik ile başladım. Halı-kilim tamirciliğinin bana kazandırdığı pek çok yararı oldu; bir halıya baktığımda hangi yöreye ait olduğunu ve kaç yaşında olduğunu söyleyebilmek gibi.Bu,eski halı ve kilimleri tanımaktan,görmekten,alıp satmaktan geçiyor. Bana göre halıcılık çok ilginç bir meslek koludur. Halıcılığı birazda Arkeolojiye benzetebiliriz.Pek çok benzer yanları var.Geçmişinizi araştırıp günümüze taşımak ve uyarlamak gibi…Bu meslek, zamanla hem mesleğimiz hem de hobimiz haline geldi.Bu anlamda ; severek ve zevkle çalışıyoruz. Şirketimizin ana faaliyet konusu halı ve kilim üzerine ihracat ve ithalat dır. İhracatı yaklaşık 17 yıldır yapmakta olup hemen hemen dünyanın her yerine mal satıyoruz. Ayrıca şirketimiz yaklaşık 17-18 yıldır Sümer Halı A.Ş. ile çalışıyor ve de bayisidir.

Avrupa Gümrük birliğine girdiğimizden beri Türk halıcılığı biraz kargaşa yasıyor. Daha önce Türkiye,sadece ihracat yapmaya çalışırken su anda aynı zamanda büyük miktarda ithalat yapıyor.Böylece Türkiye de iki kesim görüş ortaya çıkıyor. Bir bölümü;Türkiye deki imalatı bitirdiğini düşündüğü için ithalata karşı;Kalan kesim ise Türkiye de tüketicinin istediği halıyı beğenme ve alma özgürlüğü olduğunu düşündüğü için ithalattan yanadır. Türkiye son 10 ( on ) yılda iyi bir pazar haline geldi. Bir anlamda yurt içinde üretilen halıların iç pazara bile yetmediğini biliyoruz ki zaten bu iletişim çağında herkes dünyadaki yenilikleri kendi ülkelerinde de sahip olmak istiyor.Zaten kapasitenizi aşan her adımda farklı çözüm yolları denemek ve araştırıp,sunmak zorundayız.Tüketici Nepal halısı istiyorsa ve biz üretemiyorsak,olması gereken ürünü ithal edip,satmaktır.İhtiyaçlarımıza göre en doğru yoldan hareket etmeliyiz.Bu anlamda hem üreticiye hem de tüketiciye hak vermeliyiz.İşte bu noktada; araştırmacı ve yaratıcı olmak da diğer bir önemli tarafıdır halıcılık sektörünün.

Biz uzun zamandır bu ısın içerisindeyiz.Üretmekten yana olan bir şirket olarak,tüketiciye yönelik çalışıyoruz.Çalışma prensibimiz;günümüz şartlarına uygun çalışmaktır.Renk , desen ve kullanılan materyaller tüketicinin istekleri doğrultusunda doğru ürünlerde kullanılarak üretim yapılmaktadır.Ürün yelpazemiz de bu kurallarla orantılı olarak geniştir,seçenekler sunuyoruz.Tek bir ürün üzerinde durmaktansa geçmişimizi günümüze uyarlayıp yeni ürünler üretiyoruz.Kendi kültürümüze ait modelleri birebir yapmaya çalışıp hem kültürümüzü koruyoruz hem de yenilikçi adımlar atıyoruz.

Bununla beraber; ithalatın da Türk halıcılığına zararı olduğuna inanmıyorum aksine ülkemiz için de yararları vardır.Türk halıcılığı şu anda tehlike de olduğu için başka ülkelerle rekabet içindedir.Aslında Türkiye hem iç pazarı hem de dış pazarı olan bir ülke olduğu için çok şanslıdır.Hem ekonomik kazanç hem de kültürel tanıtım yapmamız gerektiği için devletin yapması gereken şeyler olduğunu düşünüyorum.Bunlar kısaca ;üreticiye uzun vadeli düşük kredi,ihracatı teşvik etmek ,atölye imalatını teşviktir … vs

Halı üretiminin bilinçli bir şekilde yapılması gerekir. Üretim bilinçli yapılmıyorsa pazarda kendinize yer bulamazsınız. Kısacası halıcılıkta başarılı olabilmek için konuya hakim olmak gerekiyor. Halıcılığı öğrenmek için bu işe çok küçük yaşlarda başlamak gerektiği gibi benimsemek de gerekir.Çünkü halıcılık dünyanın en zor mesleklerinden biridir.Halıcılık; Türkiye'nin her yerinde değişik zamanlarda yapılmış ve hala yapılmaktadır. Yakın çevremizde Suriye, İran ve Türkmenistan gibi yerlerde yapılıyor. Bir halıcının ülkenin herhangi bir yerinde veya dünyanın başka bir yerinde yapılmış bir halıyı tanımlayabilmesi gerekir. Bir halıyı tanımlayabilmek, ipliğini bilmek modelini bilmek ve piyasadaki değerini anlayabilmek için halıcılığı meslek olarak değil yaşamınız haline getirmeniz gerekir.

Bir halının eskiden yöresini anlamak için o yörenin yününü modelini tanımak gerekiyordu.Örneğin;bir kilimin Erzurum olduğunu nasıl anlarız?

Erzurum'da soğuk iklim var ve orada yetişen hayvanın yünü farklı. İç Anadolu ve Akdeniz'deki iklim de farklı olduğu için bu bölgelerin hayvanlarının yünleri de farklı. İyi ve tecrübeli bir halıcı yünü çok iyi tanır. Renkler de bölgede yetişen bitki türüne göre değişir.Karadeniz'de tütün vardır ama iç Anadolu'da tütün olmaz. Ege'de zeytin vardır ama İç Anadolu'da zeytin olmaz. Zeytin ağacından elde edilen rengi tanırsanız renge bakarak halının hangi yöreye ait olduğunu tahmin edersiniz. Halının hangi yöreye ait olduğunu anlamanın bir yolu da desendir. Ulaşımın çok gelişmiş olmadığı yıllarda her yörenin kendine has desenleri vardı. Bir halının desenine bakarak Yozgat veya Van yöresine ait olduğunu söyleyebiliyordunuz.Hatta hangi modellerin hangi aşirete ait olduğunu söyleyebilirsiniz . Ayrıca deneyimli bir halıcı,halının desenine ve rengine bakarak halının yaşını söyleyebilir. Bunları öğrenmek için de işin içinde olmak, alıp satmak, halıya dokunmak gerekir. Halı imalatı yapmak için kişilerin halıyı ve kilimi bilmesi gerekir. Üretimde başarılı olmak için modeli, rengi ve pazarı tanımanız gerekir.

Halıcılığı bilmeyen bir üretici bilinçsizce hareket edip,materyalleri tedarik ederek dokumacıya veriyor. İşinizi yapıyor olsanız bile, pazarı tanımıyorsanız ve işin içinden gelmiyorsanız rekabet edemezsiniz ve düşünce karşıtlarıyla karşı karşıya kalırsınız bu da biz halıcıları tehlikeye atar.Sadece halıcılıkta değil her yapılan işte bilinçli üretim yapmalıyız.Türk halıcılığında günümüze kadar kullanılan teknik ve üretim bugünün teknolojısıyle üretilmediği için diğer üretim yapan ülkelerle rekabet etmemize ve bununla birlikte bu ülkelerle çalışmamıza sebep oluyor.Tabi bu bizim üretime ağırlık vermemiz anlamına gelmemelidir.Bizde teknolojiyi kullanıp aslında onlarla rekabet etme şansını yakalamalıyız.

Günümüz halıcılık sektörüne bakarsak her şeyin evrensel olduğunu görüyoruz.Yani; yün her yerden her yere gidiyor. Modeller her yere her sekil de gidebiliyor.Böylece ürünün menşei ni bilmek zor oluyor.Esas bu ısın puf noktası, artık Türk modellerinin her yerde kullanılabildiğini veya başka memleketlerin modellerini Türkiye de yapılabildiğini gösterir.Modellerimiz de gelişen teknoloji sayesinde tüm dünyada kullanılır hale geldi. Bize özgün modellerimiz de artık tüm dünya tarafından yapılabiliyor. Kısacası bizim kültürümüz olan halıcılık yavaş yavaş evrensel bir kimlik kazanmaya başlıyor. Bizim Erzurum yününü Hindistan da bulabiliyoruz ve üretiyorlar. Bu durumda şartlar eşitlenmiş oldu. Ama bizim bir avantajımız var; Norveç'te yada Uzak Doğu da halı işi yapan bir firma benim sahip olduğum halı kültürüne sahip değil tabii ki bizim kültürümüze de.Halıcılık mesleği,dibi gözükmeyen bir kuyudur; bugün hala Anadolu un kuytu köşelerinde el halıcılığı ile ilgili yeni bulgular ortaya çıkıyor.Arkeolojı ye benzetmemizin diğer bir nedenidir, halıcılık sektörünü. Bu nedenle bir halıcı asla ben her şeyi öğrendim diyemez. Ama bizim bildiklerimiz çok; halıcılık bizim kültürümüzün bir parçası.

Bizde şirketimiz olarak teknolojiyle ve günümüz olanaklarıyla doğru orantıda yenilikler peşindeyiz.Hem tüketici hem de üretici için yeni seçenekler doğuruyor.Yorumlar ve talepler bizi daha zevkle çalışmaya teşvik ediyor ayrıca düşünüp üretmemize de.Umuyoruz ki devletin de yardımı ile halıcılık ve kilimcilik daha üst seviyeye ulaşacaktır.Biliyoruz ki her şey bizim elimizde önemli olan fark edip adımlarımızı doğru ve ilerleyici nitelikte atmaktır. Bu noktada kültürümüzü olanaklarla birleştirip daha iyisi için çalışmak gerekiyor.Ürün yelpazemizin geniş olduğuna inanıyoruz,tüketicinin ihtiyaçlarına cevap verebiliyoruz.

Bir Çinli veya bir Hintli bizim kadar şanslı değil. Ancak halıcılık konusunda bizden de iyi olan ülkeler var. Örneğin İran halıcılığı profesyonel bir düzeyde yapılıyor. Ancak bizim gibi Avrupa Gümrük Birliği üyesi olmadıkları için ithalatları yok ve diğer ülkelerde neler yapıldığını görmüyorlar; eski yöntemlerle eski modellerin üretimine devam ediyorlar. Türkiye'de halıcılık bilgisi ileri bir seviyede fakat bu bilgiyi hayata geçiremiyoruz. Üretimi nasıl yapacağız? Türkiye'de imalat yapmak zor. Bunu söylerken Türkiye'nin pahalı bir ülke olduğunu söylemiyorum. Çoğu insan Türkiye'de işçiliğin pahalı olduğunu iddia ediyor ama bana göre bu iddia kesinlikle yanlış. Herkes Hindistan'da işçiliğin çok ucuz olduğunu söylüyor ama Türkiye Hindistan'dan daha ucuz. Türkiye'de bu sektörde bazı bölgemizde 40-60 $ ( dolar ) a insanlar çalışıyor. Bizim Mersin-Mut ta imalat atölyemiz vardır. Bu bölgede 60 $ ( dolar ) a insan çalışıyor Belki bazı bölgelerde daha fazla olsa bile Türkiye deki isçiliğin geneli 60 -100 $ ( dolar ) dır. Çin'de ve Hindistan'da 50 $ ( dolar ) dan aşağı kimseyi çalıştıramazsınız.Hatta Çin de 100 $ ( dolar ) a işçi çalıştırmak herhalde zordur. Türkiye'nin problemi yüksek işçilik maliyetleri değil; bizim problemimiz üretim kapasitemizin çok düşük olmasıdır. Gelişmiş ülkelerin üretimini daha ucuz olan Uzak doğu ülkelerinde yaptırdığını biliyoruz bu da Türkiye'deki halıcılık bilgisiyle başka bir ülkede halı üretimi yaptırmayı zorunlu hale getirecektir. Ama biz bunu yapamıyoruz ve yabancı pazarda rekabet gücümüz azalıyor. Türk halıcılığının kurtulması için yeni projelerin geliştirilmesi gerekiyor.Bunun içinde geç kalmadan adım atmamız gerekiyor.Aynı konuya deyinmek istiyorum; bunları yapmak,faaliyetini göstermek için birlikte düşünüp hareket etmeliyiz.Türkiye'de bile üretici kendi ilinde ürettiği mahsulleri toplatmak için farklı illerden ucuz işçilik isteyen işçiler topluyor.Durum bu şekilde olunca üretici olarak ucuz işçilik olan yerlere yönelmemiz ne kadar yanlış olabilir!!!

Türkiye yerleşik bir halı kültürünün olduğu bir ülke olmasaydı yurtdışına halı satamazdı. Ama sadece Türkiye'de yapılan üretim bize yeterli olamaz; yurtdışından da halı üretimi yapıp getirmeliyiz. Aksi halde Türkiye halı talebini karşılayamaz hale gelir. Türkiye'deki üretimi koruyalım böylece kültürümüz bize özgü olur ama yurtdışında yapılan halıların ülkemize girmesini de engellemeyelim. Biz bu kapasiteye sahip değilsek dışarıdan yardım almamız özümüzü kaybetmemize sebep olmamalıdır ki bu şekilde de değildir .Çünkü bizde yapılan halı üretimi ' el halıcılığı ' kültürel bir yapılanmadır.Buna dikkat çekiyorum çünkü çoğu zaman yurt dışından gelen halı ve kilim bürokratik engellere takılıyor; yakın zamana kadar yurtdışından eski halı getirmek yasaktı. El halıcılığının bir sanat olduğu unutuluyor. Bürokrasi bu konu üzerinde engel oluşturduğu sürece ve halıcıları anlamadığı sürece işimiz tabii ki zorlaşıyor. İthalata karşıt bir görüş yanlıştır çünkü ithalat ihracatı tetikler.Yani bir kavram diğer ilişik kavramın devamını sağlar. Yurtdışında bizim sahip olduğumuz halıcılık bilgisiyle imalat yaptırmalıyız ve bunu aynı zamanda devlet de desteklemelidir.

-Türkiye'nin el halısı üretim kapasitesi nedir?

-Üretim kapasitemiz bilindiği üzere çok yetersizdir. Dünya pazarındaki payımızın %3-5 olduğunu tahmin ediyorum.Eskiden evlerde el halısı vardı ve bu halılar çok değerliydi. 70'li yılların ortasında makine halısı üretimi hız kazandı. Türk insanı değerli el halısını verip yerine makine halısını aldı. Tüm evlerin ve camilerin içindeki el halıları kaldırıldı ve yerlerine makine halısı döşenmeye başlandı. Makine halısına gösterilen bu aşırı ilgi Türkiye'nin Avrupa Gümrük Birliği'ne girmesine kadar devam etti. Bu tarihte Türkiye kabartmalı Çin halıları ile tanıştı. Alanya ve Marmaris gibi yerlerdeki halı dükkanlarından yalnız yabancılar halı alırlardı; Türkler halı almazdı. Sonra birdenbire insanlar makine halısından sonra el halısı almaya başladılar ve Türk insanı kendi halısını tanımaya başladı. Böylece Türkiye iç pazarında bir devrim oldu ve Türkiye dünyanın en büyük halı pazarı haline geldi. İthalat yapılmadığından Türk insanı aynı ürünlerden sıkılmış ve yenilik istiyordu. Artık Alanya ve Marmaris'teki halıcılar yabancıya değil yerli halka halı satıyor. Türkiye'deki yeni nesil halı ve halı fiyatları konusunda çok bilinçsiz. Örneğin; hand-tufted türündeki halıların metrekaresi 300 $ ( dolar ) dır ve bu fiyat dünyadaki en yüksek rakamıdır.

Türkiye Avrupa ülkesi olma yolunda ilerliyor ve halıcılık 40-60 $ ( dolar ) a yapılacaksa bu işi yapmamalıyız. Muhtemelen gelecekte halı işi yapılamaz hale gelecek ve pazarı kaybedeceğiz böylece de Türkiye,halıcılığı bırakacaktır.Türkiye iç piyasasının korunması için ithalat yapılmalı ve ithalat yapanlar da vatan haini olarak görülmemelidir. Halı imalatının Türkiye'de yaptırılması gün geçtikçe zorlaşıyor ve bu nedenle imalatı yaptırabileceğimiz başka yerler bulmamız gerekiyor. Devlet başarılı el halısı üreticilerini ihracat konusunda desteklemelidir.

-El halıcılığının desteklenmesi gerektiğini Devlete uygun bir dille anlatacak bir kuruluş yok mu?

-İTKİB durumu anlatmaya çalışıyor ama yetersiz kalıyor. Devlet bizim gibi sektörü tanıyan ve sorunlarını bilen vatandaşları da dinlemeli. Türkiye'deki bazı halı üreticilerinin başarılı olamamasının nedeni pazarı çok iyi bilmemeleri ve kurumsallaşmayı tamamlayamamış olmalarıdır. Türkiye'de imalat çok maliyetli; üretim kapasitesi yeterli değil.

El dokuma halı kültürel bir obje ve halıcılık Türkiye'nin kültürel tanıtımına katkıda bulunuyor. Ayrıca halka istihdam yaratılmış oluyor.Halıcılığın hem ülke tanıtımına katkı sağlamasına hem de istihdam kaynağı olmasına rağmen devlet hiçbir destekte bulunmuyor.

El halıcılığının çözülmesi için devlet ve özel sektörün bir araya gelip sorunları ve çözümlerini tartışmaları gerekiyor.

-İhracat ve ithalat yapan bir şirketsiniz. Ticari anlamda ihracattan mı ithalattan mı çok kazanıyorsunuz?

-Döviz kurunun düşük olmasından dolayı ihracattan kazanamıyoruz. İhracatın güzel yanı ülkeye döviz giriyor. Türkiye'ye ithal gelen halıların %50'si yine yurtdışına gidiyor. Müşteriyi kandırmadığın sürece başka ülkelerden alınan malların yine başka ülkelere satılmasında bir sakınca yok.

Bugün gelişmiş ülkeler farklı bir ticaret mi yapıyor ! Amerika,Japonya,Uzak Doğu da mal yapıp bize ihraç etmiyorlar mı ? Aldığımız elektronik aletler-arabalar... vs ucuz işçiliğin olduğu yerde yapılıyor.Bizde tüketici olarak bizim isteklerimizi karşılıyorsa ürünü,etiketini göz önünde bulundurmaksızın satın alıyoruz ki birçoğu yurtdışından ithal ediliyor.

Sonuç olarak biz işimizi ciddiye alıyoruz.Halıcılığı meslek olarak değil kültürümüzün parçası olarak görüp elimizden geldiğinin en iyisi için çabalıyoruz.Bunları yaparken hem ülkemizi hem de kültürümüzü koruduğumuza inanıyoruz.

 

 » Ana Sayfa