| » Haberin Devamı... | |||||||
|
BİRKO
Şirketler Grubu ve Koyunlu Halı BİRLİĞİN
VE DAYANIŞMANIN GETİRDİĞİ BAŞARI
Erdoğan
Mumcu: “Birko Grup Koyunlu Halı’nın kuruluş hikayesini
okuyan insanların da buradan bir ders çıkarması gerekir.
Geri kalmış bir yörede kasaba halkının biraraya
gelerek kurmuş olduğu bu tip ortaklıkların kurulması
Türk sanayi ve ekonomisi için çok önemli bir husus olduğu açık
ve net bir örnek oluşturmuştur. Ülkemiz ancak bu şekilde
kalkınabilir sanayi tabana bu şekilde yayılabilir.” BİRKO
Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı, Birko Koyunlu Halı
Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Mumcu ile
yaptığımız söyleşiyi sunuyoruz. - Sizi ve
firmanızı tanıyabilir miyiz? - 1943
yılında Niğde’nin Koyunlu kasabasında dünyaya geldim.
İlkokulu Koyunlu’da ortaokul ve liseyi Diyarbakır’da okudum. Sonra
Ankara Hukuk Fakülte’sine girdim fakat rahmetli babamın hem
Diyarbakır hem de Erzurum’daki işleri nedeniyle tahsil
hayatımı yarıda bırakmak mecburiyetinde kaldım.
Diyarbakır’da halı, mobilya ve elektrikli ev aletleri ticareti
yapıyorduk ancak bize sadece Niğdeli halıcı diye hitap
ederlerdi. Bunun sebebi her yöre insanının bir vasfının
olmasıdır. Niğde yöresinde özellikle de Koyunlu beldesi
halıcılığı ile ünlü idi. Rahmetli dedem koyun
yetiştiricisi idi. Babaannemin evinde bizim evimizde halı tezgahları
vardı. Yani el halısı hemen hemen her evde dokunurdu, bizim
soyumuz bu işin içerisinde idi.
İşte Koyunlu Halı’nın kökeni buralara
dayanmaktadır. Diğer halı firmaları arasında kapasite
reklam tanıtım olarak bizden fazla olanlar olabilir ancak halıcılık
ata, dede mesleğimizdir. Bu konuda bizim için karlılıkltan öte
mesleğin sürdüdürülebilirliği ön plana çıkmaktadır. Bizler
doğar doğmaz ninelerinimizi, annelerimizi halı tezgahı
başında bulduk, gördük dolayısıyla daha doğar
doğmaz kendimizi halı üretim ve pazarlamasının içine
girmiş bulduk. Şu anda bile dedemin, babamın ve
amcalarımın evlerinde hala halı tezgahları mevcuttur. Annem
bugün bile halı tezgahının başına geçtiğinde
halı dokuyabilir. Halı sektörü zamanla büyük ilerleme gösterdi ve
binlerce ailenin gerek üretim gerekse satış pazarlamasından
geçmişini temininde önemli bir faktördür. El
halıcılığı Isparta, Kayseri, Demirci, Şimav,
Uşak yörelerinde büyük gelişme gösterdi. Buna paralel olarak tabii
boyalardan elde edilen, üretilen yün halılarda Niğde,
Kırşehir, Yahyak, Taşpınar, Bor yörelerinde üretilerek aile
bütçesine önemli katkılar sağlamakta idi. Hem ürettimi hem de
pazarlaması bize atalarımızdan miras kalan bir husus dersek
yerinde bir ifade kullanmış oluruz. Ben hukuk
tahsilimi yarıda bırakarak Erzurum’daki işimizin
başına döndüm. 1982 yılına kadar burada halı
ticaretine devam ettim. 1982’de Ankara’ya gelerek mobilya ticaretine
başlamıştık ki şimdi başında bulunduğum
Birko Grup Şirketleri ortaklarımızın ısrarı
üzerine yönetim kurulunda görev aldım. 1985-1989 dönemi dört
yıllık ara harıicinde 16 yıldır yönetim kurulu
başkanı olarak görev yapmaktayım. - Birko’nun
kuruluşunğan bugüne kadar geçen süre içindeki gelişimi
hakkında bilgi alabilir miyiz? -
Şirketimiz, 1972 yılında kuruldu. 1973 yılında ise
Karde Pamuklu İplik Fabrikası’nın temeli atıldı. Bu
noktada ”halıya karşı bu kadar ilgiliyken, neden pamuklu
işletme ile işe başladınız“ diye sorulabilir. Bu konu
şirketimizin kuruluşu sırasında büyük
tartışmalara neden oldu ise de , ilk önce iplik tesisi ile sanayi
hayatına girmiş olmamız isabetli olmuş denebilir, çünkü
pamuk ipliği yarı mamül bir maddenin pazarlaması kolaydır.
Mamül madde üretiminde ve sanayicilikte bizlere tecrübe kazandırdı.
Günümüzde, ürettiğimiz malı pazarlamak çok önem kazanmıştır.
Özellikle ihracat faktörü daha da önem kazanmış durumdadır.
İplik fabrikası 1975’de üretime alındı. Niğde’de pamuk
yoktu ancak pamuk hammaddesinin temininde bir sorun çıkmadı. Önceleri
Çukurova, Hatay bölgelerinden temin edilirken zamanla İzmir yörelerinden
daha fazla alımlar yapılmaya başlandı, tabi ki bu meyanda
ithal pamuk olayı da kaçınılmaz bir gerçektir. İlerleyen
yıllarda halıya karşı olan sempatimiz, hobimiz dürtüye
dönüştü ve artık ortaklarımızın genel arzusu olan
halı fabrikasının temeli 1979 yılında atıldı
ve 1980 yılında da halı işletmesi devreye girmiş oldu.
1982 yılında göreve geldiğimde halı ve pamuk ipliği
olarak iki tesisimiz mevcuttu. Halının hammaddesi olan yün iplik
işletmesini 1984 yılında hizmete açtık böylece tesis adedi
3 oldu. Böylece yavaş yavaş entegrasyona başlamış
olduk. Zaten olması lazım gelen de buydu. 1982 yılında
halı işletmemizdeki makinalar jakarlı olup günlük üretimleri
150-200 m2 civarında idi. Desen ve yün değişimi günlerce
sürüyordu. 1989 yılından sonra mevcut halı
tezgahlarının tamamını değiştirerek, yerlerine
son sistem teknolojiye havi yeni tezgahlar getirdik. Bu sayede şu anda
günlük kapasitemiz yaklaşık olarak 4000-5000 metre. Üretimden de çok
memnunuz. Teknolojiyi yakından
takip ediyoruz. Bu sene ikinci bir boyahane kurduk. Şu anda halıdaki
üretim artışımızdan dolayı yün iplik tesissimizi
genişletmemiz gerekiyor. Bu genişlemeyi yaparken yeni tezgahlar da
getirmek lazım. Bu da oldukça harcama gerektiren bir yatırım.
Siz de takdir edersiniz ki işlerin durgun olduğu bir zamandayız.
Ama genel olarak halıda bir sorunumuz yok. Hem iç piyasada hem de
dış piyasada kapasitemize göre çok iyi rakamlar yakaladık. -
Üretiminiz içerisindeki ihracat payı hakkında bilgi alabilir miyiz? -
Üretimimizin yaklaşık %30’unu ihraç ediyoruz. Avrupa’da başta
Almanya, Fransa, İsveç ve Danimarka olmak üzere Amerika’dan Japonya’ya
kadar ihracat yapıyoruz. Yunanistan’da, Atina’da, Selanik’te birer
toptancı ve diğer şehirlerde de 4 perakendeci olmak üzere 6 müşterimiz
var. Bu müşterilerimiz çok özel ve kaliteli mal yaptırırlar.
Şu anda Avrupa ülkeleri arasında Koyunlu’yu tanımayan bir ülke
olduğunu sanmıyorum. Ayrıca, her sene Domotex Fuarı’na
gidiyoruz ve orada da tanıtım çalışmalarımız
oluyor. - 2003
yılında yaptığınız ihracat hakkında bilgi
alabilir miyiz? - Geçen
sene bizim ihracatımız 3 milyon $’dı. Bu rakam belki az
görülebilir ama bizim şimdiye kadar ihracatın üretimimizdeki
oranı %10 civarındaydı, %30 gibi oranlara daha yeni
ulaştık. Bence, sindire sindire yatırım yapıp piyasaya
girmek en ideal yoldur. Günde 10.000-20.000 metre halı üretip stok
yapmanın ve bu malı satmak için anormal fiyatlar verip piyasayı
alt üst etmenin hiçbir anlamı yok. Niğde’de kurulmuş bu
işletme için önce istihdam daha sonra karlılık geliyor. Bu
yıl ortaklarımıza kar veremedik. Gerçi 2003 yılında
halıdan 3 trilyon kar ettik ama iplik işletmesi seneyi karsız
kapadı. Halının karlılık oranımızı daha
da geliştirmesini umuyoruz. Burada vurgulamak istediğim nokta bizim
büyük tutkuyla bağlı olduğumuz el
halıcılığını makine
halıcılığının karşısında
ezdirmemektir. Kayseri, Niğde, Nevşehir ve Kırşehir gibi
yörelerde el halısı çok kısıtlı üretiliyor. El
halıcılığının makine
halıcılığına hiçbir etkisi olmaz. El
halıcılığı hem el sanatıdır hem de oradaki
genç kızlarımız için bir kazanç kapısıdır. Modern
tezgahta günde 3-4 m2 halı dokuyan
bir kız rahatlıkla çeyizini hazırlayabilir hem de sonrası
için bir gelir kaynağı elde eder. Gerileyen el
halıcılığını aktif hale getirmek yönünde daha
sonra uygulamayı düşündüğümüz bir projemiz var. El
halıcılığında saf yün ve doğal boya
kullanılıyor. Belki büyük çaplı üretimlerde tamamen kök boya
kullanamazsınız ama şu anda kök boyanın felsefesine uygun
kimyevi boyalar var. Ayrıca Niğde ile ilgili de birkaç şey
söylemek isterim. Niğde, 78.000 nüfuslu bir ilimiz. Daha önceleri
Nevşehir, Niğde’ye bağlıydı ve 1950’li yıllarda
siyasi çekişme nedeniyle Niğde’den koptu. Aksaray, Niğde’nin
ilçesiyken 1990’da il oldu. Niğde gitgide küçülürken Birko Grup olarak
1300 kişiyi istihdam ediyoruz. Halı ve iplik üretiminde 20 milyon
$’ın altına düşmüyoruz. Ama bu bizce yeterli değil. Bu
yıl başındaki teşvik yasasına Niğde’nin de
girmesini bekliyorduk. Bizim hemen uygulamaya koyabileceğimiz bir projemiz
vardı. Bu proje dokuma-boya-apre-konfeksiyonu içine alıyordu. Mesela;
konfeksiyonla ilgili olarak genç kızlarımıza bu işin
eğitimini verip daha sonra da evlerinde kendilerine vereceğimiz
numunelerden gömlek, pijama, eşofman v.b. gibi konfeksiyon ürünlerini
dikmelerini isteyecektik, ay başında da yaptıkları iş
kadar kendilerine ödeme yapacaktık. Bu proje ile hem istihdam
sağlanacak hem de çok büyük bir ihracat potansiyeline katkıda
bulunulabilirdi. Geçen yıl Maliye Bakanlığı’na
yaptığımız başvurudan sadece bedelsiz olarak 647 dönüm
arsa alabildik. Biz bu arsa tahsisinin ardından yatırım
teşvikinin geleceğini düşünmüştük ama maalesef bu
gerçekleşmedi. Şimdi, hükümetin Niğde’yi 1 yıl gecikmeyle
bile olsa yatırım teşviki kapsamına almasını umut
ediyoruz. Dokuma projesini gerçekleştirseydik bize verilen araziye atölyeler
kuracaktık. Bu durumda hem halı tezgahlarının
sayısını 25’e çıkarabilecek hem de gençlere
sağlayacağımız ortamla el
halıcılığının gelişmesine katkıda bulunacaktık. - 2005
yılı hedefleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz? -
Teşvik yasası kapsamına alınsaydık Dünya Bankası
gibi kurumlardan da destek almayı planlıyorduk. Ülkemizde de
eğitimi geliştirme projelerine destek veriliyor. Önümüzde günlerde bu
destekleri araştırmayı düşünüyoruz. Birko’nun ilk yatırımı
olan iplik işletmesi tesisini tamamen yeniledik. 1975 model makinelerin
hepsini kaldırdık, yerine son teknoloji Toyota Sussen makinelerini
getirdik yani; yeni yatırımlara geçmeden önce eskileri güncelliyoruz.
1989 yılında da halı işletmesindeki tüm tezgahları
yeniledik. Makinelerin randımanı çok iyi şu anda bir makineden
aldığımız en düşük üretim 500-600 m2’dir. Eski
makinelerle bizim bu kadar gelişmemiz zaten mümkün olamazdı.
Ortaklarımız zaman zaman fazla yatırım
yaptığımız, kur ve döviz farkı ödediğimiz için
karlılığın düştüğü yönünde eleştirilerde bulunuyor.
Ben de burayı öncelikle kar amaçlı değil istihdam amaçlı
kurduğumuzu hatırlatıyorum. Kuruluşumuzun ilk
yıllarında Erzurum’daydım, kurucu üyeler benimle görüştüler
ardından yönetici olarak göreve devam ettim. Devlet büyüklerimizden biri önceki yıllarda buraya
açılış için geldiğinde hayret içerisinde “siz bu kadar
insanı nasıl birarada tutup da bu şirketi yönetiyorsunuz?” diye
sormuştu. Aslında biz de birbirimizi görmüyoruz herbirimiz ayrı
bir bölümde çalışmasını sürdürüyor ancak genel kurullarda
görüşüyoruz. Birko Grup Şirketi, Niğde Vergi Dairesi’ne ayda en
az 700 milyar ile 1 trilyon arasında katma değer vergisi
yatırıyor. Bu rakama işçilerin stopajı, sigortası,
kurumlar vergisi dahil değildir. Bundan daha büyük katkı olabilir mi?
1300 insan çalışıyor. İstanbul, Ankara’da
bürolarımız, Niğde’de merkezimiz var. Pazarlama
şirketimizin de 4 şehirde şubeleri var. Ayrıca,
araştırma sonuçlarına göre bünyemizdeki 1300 kişi
aileleriyle birlikte 4220 kişi yapıyor, yani; 4220 kişiye ekmek
veriyoruz. Ayrıca, Niğde sanayisine de katkımız var. 24.000
ton pamuk işliyoruz. Bence, bir işletmeyi kurarken kapsamlı
düşünmek lazım. İzmir’den Çukurova’dan buraya gelen pamuk
sayesinde o pamuğu taşıyan yüzlerce kamyoncuya gelir
kapısı açılıyor. Sanayinin gelişimi ile hem yurt içinde hem yurt
dışındaki yan sanayi de gelişiyor. Örneğin, halı
sanayisi sayesinde İzmir’deki pamuk üreticisi ve Meksika’daki akrilik
üreticisi de para kazanıyor. Bu şirketi kurduğumuzda Meksika’dan
akrilik alacağımız, Brezilya’ya halı
satacağımız aklımıza gelmezdi. Bizim gerçekten bu
kadar büyük bir organizasyon olacağımız aklımıza
gelmezdi. O zamanki düşüncemiz 300-400 kişiyi istihdam edecek
halı ve iplik fabrikası kurmaktı. Ayrıca, geçen yıl da
26.000 iğlik tamamen yeni sistem bir iplik tesisi kurduk. Bu tesis
sayesinde pamuk-polyester, pamuk-naylon gibi karışımları
yapabilmemiz mümkün, istendiğinde tamamen naylon veya viskon iplik de
üretebiliriz. Geçen yıl açtığımız bu tesisin adı
compact iplik tesisi. Daha önce sadece tek katlı iplik üretebiliyorduk,
iki, üç katlı iplik üretemiyorduk. Yeni yatırımımızla
artık çok katlı iplik üretimi yapabiliyoruz ayrıca katlama büküm
tesisini de kurduk. Kendi enerjimizi de kendimiz üretebiliyoruz enerji
tesisimizde dahil 8 tesisimiz var. Bu tesisler 1972 yılında toplanan
100 milyon Türk Lirası’nin ürünüdür. Rahmetli Turgut Özal bizi ziyaretinde
bakanlarına dönerek “Koyunlu Halı, orta direk işini
halletmiş birikimleri biraraya getirip havuz oluşturmuş.” dedi.
Bu gerçekten doğru. Aynı tarihlerde bir teyzemiz gelip şöyle
dedi. “10.000 liram var, ben de gireyim”. Hatta daha da küçük rakamlar
vardı. Çünkü taban bir rakam koymamıştık. Küçük
rakamların yanında büyük katılım payları verenler de
oldu ama iyi ki de bir taban fiyat koymamışız. Taban fiyatı
yaptığımızda orta halliler giremeyecekti, parası
olanlar da riske girmek istemeyebilirdi. Kısacası, söylemek
istediğim şu; kendinize doğru hedefler koyduysanız,
çalışkansanız, bilgi ve beceriniz varsa, işin başındaki
insanlar belirlenen hedefe doğru yönelebiliyorsa, başarılı olamamak
söz konusu olamaz. Ama elinizde iyi projelerin olması şart.
İşin başında elimizde belki çok karlı bir proje yoktu
belki ama çok gayret gösterdik ve Allah da bize yardım etti. Ancak, bu
sene ortaklarımıza, hemşehrilerimize kar
dağıtamadık. Zaten, bu sene karlı da çıksaydık
tüm diğer şirketler gibi kar dağıtamazdık. Bu sene
enflasyon muhasebesi yaptık. 1972 yılında kurulan şirketin
2004 yılına gelinceye kadar enflasyondan ne kadar etkilendiğini
hesapladık. Eksiler ve artılar birbirine mahsup edildi. Zaten, devlet
bu mahsuplaşmanın yapılmasını istedi ve temettü
dağıtılamayacağını söyledi. Belki çok kar yapan
şirketler temettü dağıtabilir ama o da %1 oranındadır.
İlerisi için hedeflerimiz var. Aslında, kuruluşumuzun modelinin
Türkiye’de çoğaltılması lazım. Bu modelle küçük
yatırımlarla köklü bir sanayi kurumu haline gelebilmek mümkün.
Niğde’nin teşvik yasasından büyük beklentileri var. Eğer
Niğde teşvik kapsamına alınsaydı, Birko Grup halka açılarak
holding olma yoluna gidecekti. Bu holdinge memurlar, işçiler ortak
olabilecekti. Zaten, Birko’nun başarısını yakından
gören insanlar sürekli gelip yeni Birko’ları kurmak için teklifte
bulunuyorlar. Biz de benzer gelişmelerin olmasını istiyor,
devlet adamlarımıza kuruluşumuza benzer kurumların yöreye
getirilerini sık sık anlatıyoruz. Çünkü Niğde’de
hayvancılık yok, fiyatlar çok düşük olduğu için
tarımdan da çok fazla gelir elde edilemiyor. Bu sebeplerle Niğde’de
sanayinin gelişmesi şart. Niğde Organize Sanayi Bölgesi’nde 112
parsel arazimiz var. Bu arazinin yarısının tahsisi
yapıldı, diğer yarısı ise boş. Tahsisi
yapılan bölümün de 22 parseli kullanılıyor. Bu
çalışanların da 4’ünde tekstil fabrikası var,
diğerleri ise atölye veya depo bulunuyor. Malatya, Gaziantep,
Adıyaman gibi illerimiz doldu, buraların boş kalmasını
anlayamıyorum. Genel olarak, bizim ülkemizin sanayiye ve sanayiciye
ihtiyacı var. Bürokratik engeller sanayiciyi yurtdışına
kaçırdı. Romanya, Bulgaristan, Macaristan, Suriye ve Türki devletlere
giden sanayicilerimiz oldu. Türki devletlerde yatırım olmasına
bir itirazım yok, onlar da bizim soydaşımız ama oradaki
yatırımlar çok karlı olmuyor. Çin’de enerjinin ve
işciliğin ucuz olması orayı tercih edilir hale getirdi.
Odalar Birliği’nin Çin konulu toplantısında
öğrendiğimize göre Çin’de işçiler üretim tesislerinin içinde
barınıyorlarmış. Çin’deki eski komünist sistem biraz daha
gevşedi ve liberalleşme yoluna girdi. Eskiden Çin’de insanlar
boğaz tokluğuna çalışıyorlardı. Şimdi ise
ayda 20-30$ cep harçlığı alıyorlar, bu miktar onlar için
büyük para. Artık, yavaş yavaş onların imkanları da
iyileşiyor ama yine de en vasıflı işçi 50 dolar
alıyor. Orada bir işçi haftada 66,5 saat çalışırken
biz de 45 saat çalışıyor. Yani, Çinli bir işçi günde 12
saat çalışıyor. Biz de sanayicinin önüne türlü engeller
çıkarılıyor. Bu sene enerji tesisimizi Birko Grup’tan
ayırıyoruz. Bu tesisin de bir yatırım şirketi
olmasını ve enerji kapasitesini artırmak istiyoruz. Bu tesiste
11,5 megawatt elektrik üreten 2 motorumuzun yanına 2 motor daha koyup
yakın çevremize ucuz enerji vermek istiyoruz ama bu tesisin
şirketleşmesi konusunda bürokratik engellerden hala
kurtulamadık. Yapmamız istenen her işlemi yerine
gerçekleştirmemize rağmen, önümüze hala engel
çıkarılmasına anlam veremiyoruz. Bu tesis daha önce
kurulmuş 100 milyar sermayeli pasif bir şirketti şimdi aktif
hale getirmek istiyoruz ama engelleri bir türlü aşamadık. Türkiye’de
enerji konusunda büyük karışıklıklar var. Kim ne fiyattan
enerji sattığını yine kimse ne fiyattan enerji
aldığını bilmiyor. Enerji piyasası kurulu var ama tam
anlamı ile işlerlik, açıklık yok. Bu konulara kısa
zamanda net çözümler geleceğini ümit ediyorum. Birko Grup Koyunlu
Halı’nın kuruluş hikayesini okuyan insanların da buradan
bir ders çıkarması gerekir. Geri kalmış bir yörede kasaba
halkının biraraya gelerek kurmuş olduğu bu tip
ortaklıkların kurulması Türk sanayi ve ekonomisi için çok önemli
bir husus olduğu açık ve net bir örnek oluşturmuştur.
Ülkemiz ancak bu şekilde kalkınabilir sanayi tabana bu şekilde
yayılabilir. Düne kadar sosyalist rejimle idare edilen ülkeler bile son
zamanlarda sanayide atağa kalkmış durumdadırlar. Çünkü
planlı ve disiplinli bir proje uygulanmaktadır. Bizler neden bu
konularda geri kalalım. İşte örnek ortada Birko Şirketleri
bu konuda en iyi modeldir. Çalışanlar ortak olarak küçük birikimleri
biraraya getirilerek büyük sanayi tesisleri kurulabilir ve binlerce insana da
iş istihdamı doğabilir. Türkiye’nin her türlü şartları
buna müsaittir. Bu tür yatırımlara herkesin teşvik edilmesi gerekir. Çalışan insanların
şirkete ortak olması daha verimli olmakta, çalışan insan
benim şirketim diye sahip çıkmaktadır. Bu noktada
yatırılan paranın miktarı önemli değil. Geçmişte
kurulan işci şirketleri kuruluş amaçlarından
uzaklaştıkları için işlevlerini kaybettiler fakat Birko
camiası olarak bu konuda çok hassas davranıyoruz. - Halı
Sektörü’nün gelişimine katkıda bulunan farklı sektörlere ya da
içindeki farklı alanlarda yeni yatırımlar yapmayı
düşünüyor musunuz? - Bizim
düşüncemiz yatırım yapmak istediğimiz alanda entagrasyonu
tamamlamadan yeni bir yatırıma girmemektir. Tabii dir ki bundan sonra
değişik konulu sektörlerde fizibil yatırımlara yönelmek
şirketimizin geleceği açısından çok önemlidir, bunun
bilincindeyiz. Ancak takdir edersiniz ki hepsinin birarada gerçekleştirmek
mümkün değildir. Yatırım yapacağım diye şirketi
mali açıdan sıkıntıya sokmak da yanlış ve
tehlikelidir. Bizim ilk
hedefimiz günlük üç vardiyada üretmiş olduğumuz 70 ton
civarındaki pamuk ipliği kapasitemizin üçte bir
kısmını ihracata üçte bir kısmını iç piyasayada
kalan miktarı ise kendi bünyemizde kullanarak katma değerlerini
yükseltmektir. Tüm üretimimizi tek yönde kullanmak arz fazlalığı
nedeniyle fiyatların düşmesine neden olabiliyor. Hem iç piyasada
talebin çok üstünde pamuk ipliği arzı hem de dış
piyasalarda Hindistan, Pakistan, Çin gibi büyük nüfus yoğunluğuna
sahip ülkelerde işcilik, enerji ve teşvik avantajlarıyla Avrupa
Ülkeleri’ne çok ucuz fiyatlarla mal üretmektir. Bunlara ilaveten Endonezya,
Tayvan, Mısır, Suriye gibi ülkelerde bile dış piyasalarda
Türk tekstiline büyük ölçüde rakip olmuş durumdadırlar. Bu
handikapları aşmak pazar payımızı kaybetmemek için
üretime olabildiğince ağırlık vermek, hassas olmak,
kaliteli malı ucuza üretip iç ve dış piyasada aranan marka olmak
gerekmektedir. Bunları başaramayan firmalar yarışı
kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyadır.
İşte bu nedenlerle
yatırımları başka konulara kaydıramıyoruz.
Değilse güçlü rakiplerle mücadele etmemiz mümkün olmayabilir. Bu nedenle
bizde tekstilde adımlarımızı sağlam atmak
zorunluluğunu hissediyoruz. Eneji şirketini yani enerji santralini
kurmaktaki gayemiz birincisi enerji darboğazına hem de enerji
dalgalanmalarına karşı kendimizi korumak ikincisi enerjiyi ucuza
üreterek maliyetlerimizi aşağıya çekmektir. Ortaklarımız genelde
mobilyacılık sektörü ile de ilgilenmektir. İleriye dönük mobilya
kumaşı ve mobilya üretmekte düşünce portföyümüz de vardır.
Arzettiğim gibi hem teşvik hem de zamana ihtiyaç vardır.
Yapılacak yatırımlar iyi etüd edilmiş rantabl, fizibil
olması bu dönemde çok önem kazanmıştır. Yeni bir ürünün
markalaşması en az üretim kadar önem arzetmektedir. Sonuç olarak söyleyebilirim ki Koyunlu Halı atalarımızdan
bize intikal eden ve zaman içerisinde makina halısı üretimi ile devam
ettirdiğimiz bir mirastır. Bunu çağın gereklerine göre en
iyi şekilde ve en iyi şartlarda bir hobi olarak devam ettirmede
kararlıyız. |
|||||||