» Haberin Devamı...

SARAY HALI'DAN ÜRETİM ATAĞI

Engin Toykan: "Son birkaç yıl içinde düzelme ve istikrar mesajları veren ekonomik yapı ve siyasi istikrar ile birlikte yaşanan canlanma bize de yansımış durumda. Bu yıl üretim kapasitemizde 20 milyon dolarlık yatırım planı uygulamaya konarak %50'lik bir artış yaptık ve 2005'in ilk aylarında bu oranı daha da yükseltip kapasitemizi 7.5 milyon m2'ye çıkaracağız."
- Sizi tanıyabilir miyiz? Halı sektörüne girişiniz nasıl oldu?
- Ben Engin Toykan. İlk, orta ve lise öğrenimimi Ankara'da tamamladım. Ankara Gazi Üniversitesi, İşletme Bölümü'nden mezun oldum. Üniversiteden mezun olduktan sonra askerlik görevimi yerine getirdim. Saray Halı'ya geliş hikayem de İstanbul Bölge Müdürlüğü'nde satış sorumlusu göreviyle başladı. Sonraki yıllarda Adapazarı ve İstanbul'da Bölge Müdürü görevlerinde bulundum. 3 yıldır da tüm bölgelerden ve yurt içi satışlardan sorumlu satış müdürü olarak görev yapıyorum.
- Halı işi Türkiye'de babadan oğla geçen bir meslek olarak görülüyor. Sizin bu şirkette çalışmaya başlamanız da böyle bir etken rol oynadı mı?
- Halıcılığın babadan oğla geçen bir iş olma özelliği daha ziyade halı mağazalarının işletmecilerinde görülmektedir. Örneğin, el halısı mağazası olan babanın oğulları üniversite eğitimi almış olsalar bile değişik bir mesleğe yönelmek yerine babalarından halı mağazasının işletmesini devralmaktadırlar. Saray Halı'nın müşterileri arasında da mühendislik, işletme gibi alanlarda üniversite eğitimi alıp da babadan kalma halı mağazasında meslek hayatına devam edenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Benim bu sektöre girişim ise tamamıyla o zaman karşıma bu sektörde bir iş fırsatının çıkmasından kaynaklandı. Kısacası ailemde halıcı yoktu. Üniversiteyi yeni bitiren bütün gençler gibi ne yapacağımı düşünürken, karşıma Saray Halı bir iş fırsatı olarak çıktı ve 20 yıldır burada iş yaşamıma devam ediyorum.
- Okuyucularımıza Saray Halı'nın kuruluş ve büyüme evresi hakkında bilgi verir misiniz?
- Saray Halı 1972 yılında halka açık, çok ortaklı bir şirket olarak kurulmuştur. Bilindiği gibi, o devrin Türkiye'sinde gurbetçi vatandaşların da desteklediği çok hisseli şirket modelleri yaygındı ve Saray Halı'da bu şekilde kurulmuş şirketlerden biridir. Ancak şu anda ortaklık yapısı, ağırlıklı olarak şirketin ana hissedarı olan üç ortağında toplanmış durumdadır. Şirketin büyümeye başladığı yıllar el halısından makine halısına geçişin oldukça riskli olduğu 1980'li yıllara rastlamaktadır. Çünkü Isparta ve benzeri yörelerden gelen el halılarının piyasada dolaştığı yıllarda makine halısının sağlamlığı ile ilgili çeşitli ön yargılar vardı. Makine halısı ile ilgili bu yersiz düşüncelerin aşılması sırasında zorlu dönemler yaşanmıştır. Ancak 1980'li yıllardan sonra Saray Halı makine halısına büyük yatırım yaptı. İlk kuruluşunda 400 kişi ile çalışan Saray Halı; bugün 1300 çalışanı, 100 bin m2'si kapalı toplam 500 bin m2'lik alanda üretim yapan, yatay ve dikey entegre bir tesise ulaşmıştır. Üretim kapasitesi de yılda 300 bin m2'den bugün 5 milyon m2'ye ulaşmıştır. Son birkaç yıl içinde düzelme ve istikrar mesajları veren ekonomik yapı ve siyasi istikrar ile birlikte yaşanan canlanma bize de yansımış durumda. Bu yıl üretim kapasitemizde 20 milyon dolarlık yatırım planı uygulamaya konarak %50'lik bir artış yaptık ve 2005'in ilk aylarında bu oranı daha da yükseltip kapasitemizi 7.5 milyon m2'ye çıkaracağız. Ancak biz şirket olarak, üretim kapasitesini kısa sürede çok büyük rakamlara çıkarmanın doğru olduğuna inanmıyoruz. Şirket olarak, ürünü satabileceğimiz bir pazar oluşturup daha sonra üretim artışı yapıyoruz. Hedefimiz sağlıklı büyümedir. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sadece yükselmek değil yüksekte kalmayı, liderliğimizi sürdürmeyi hedefliyoruz.
- Saray Halı üretiminin iç pazar ve dış pazar dağılımı nasıl gerçekleşir?
- Saray Halı'nın her zaman, üretiminin %60'ını iç pazara, %40'ını da dış pazara satmak gibi bir düşüncesi olmuştur ve uzun vadede bu oranı korumayı düşünüyoruz. Yurt dışı pazarı üretici firmalar için çok önemli, çünkü iç pazarda ekonomik bir sıkıntı neticesinde sorunlar yaşandığında yurt dışı bağlantıları firmanın nefes almasını sağlıyor.
- Saray Halı ağırlıklı olarak hangi ülkelere halı ihraç ediyor?
- Saray Halı ve Türkiye'deki tüm makine halısı üreticilerinin ağırlıklı olarak ihracat yaptığı ülkeler Orta Doğu Ülkeleri ve Arap Yarımadası'dır. Bildiğiniz gibi bu bölgede halı kültürünün Avrupa'ya oranla daha yerleşik olduğu bir gerçek. Bunun yanında, Saray Halı toplam 40'a yakın ülkeye ihracat yapıyor, bu ülkelere yapılan ihracat içinde Orta Doğu Ülkeleri'nin payı daha ağırlıklı olarak gelişiyor. Yurt dışında, özellikle Avrupa'da makine halı pazarlamasında çıkan sorunları aşmak için Almanya'nın Köln kentinde yaklaşık 3 yıl önce bir merkez açtık. Avrupa'daki tüm ülkelere Köln'deki merkezimizde bulunan dağıtım ağımız sayesinde kolaylıkla ulaşabilmekteyiz. Avrupa dışındaki ülkelere yaptığımız ihracatımızı ise buradaki merkezimizden yönlendiriyoruz.
- Saray Halı'nın üretimde kullandığı elyaf türleri hakkında bilgi alabilir miyiz?
- Biz halı üretimimizde ağırlıklı olarak akrilik elyaf kullanıyoruz. Dünya geneline, özellikle Avrupa'ya bakıldığında ise daha uygun fiyatlı olan, daha canlı renkli polipropilen halılarla karşılaşıyoruz. Avrupalı tüketicinin mantığında halının belli bir modası var, onlar için halı bir süre kullanıldıktan sonra yeni moda halılarla değiştirilebilecek bir eşya. İşte tam bu noktada Avrupalı'nın düşüncesiyle bizdeki geleneksel halı anlayışı ayrılıyor. Bizim kültürümüzde halı 30 yıl ya da daha fazla kullanılan ve saklanan bir eşyadır. Avrupalılar 3-5 yılda bir mobilyasını değiştirdiği gibi halısını da mobilyaya uygun değiştiriyor. Ama Türkiye'de de halı sürekli değişen renk ve desenlerle moda haline gelmeye başladı. Kısacası, halıda desen ve renk ön plana çıkmaya başladı. Bunun yanında, biz yün halı üretimimize devam ediyoruz. Saray Halı'nın iç piyasaya verdiği çeşitli halı serileri var ve bunlar içinde "Serenat" adını verdiğimiz %100 yün halılarımızın fiyatı tüm ürünlerimiz içinde en yüksek olanıdır. Ancak %100 yün üretim denince geleneksel halı kültürünün de verdiği etki ile tüketicinin yönlenmesi el dokumaya kayabiliyor.
- Hükümetimizin yurt dışından gelen bazı halılarla ilgili yeni bir gümrük uygulaması başlattığını biliyoruz. Hindistan ve Nepal gibi ülkelerden el halısı getiren firmaların geçtiğimiz aylarda gümrüklerdeki bu yeni uygulama nedeniyle büyük sıkıntı yaşadıklarını duyuyoruz. Bu uygulamayla ilgili düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?
- Yurt dışından gelen bu halıların hepsi yeni gümrük düzenlemesinden aynı şekilde etkilenmedi. Çok ucuz fiyatlarla ülkeye giren el yapımı kilimler bu uygulamadan en ağır şekilde etkilendi. Ancak hem el halısı hem de makine halısı özelliğinde olan bazı halılar bu uygulamadan etkilenmediler. Öte yandan, yurt dışından bu ucuz fiyatlarla kontrolsüz bir şekilde halı getirilmesinin Türk el halıcılığına darbe vurduğu da yadsınamaz bir gerçek. Bize özgü Türk desenleri ve halı dokumacılığı kaybolmaya yüz tuttu. Bazı halıcılar yurt dışında ucuz işçilikle el halısı dokutturup Türkiye'de satmaya başladı.
- Sizce Türk halı sektörünün yurt dışına açılmadaki en büyük sorunu nedir?
- Türkiye'nin sorunu marka. İnsanlar markayı bir firmanın tanınırlık oranı olarak algılıyor. Esasında marka deyince, firmanın ürettiği, sunduğu kalite ve hizmetin bütünü akla gelmelidir. Firmanın, ürettiği ürünün arkasında duran bir marka imajı çizmesi gerekir. Ayrıca, Türkiye'de yerel halı üretim merkezlerinde kontrolsüz üretim söz konusu. Yerel üreticilerin hammaddeyi nerden aldığı, ürünü hangi şartlar altında ürettiği, çalıştırdığı işçinin sosyal güvencesinin olup olmadığı belli değil. Oysa bizim gibi şirketlerde 1300 çalışanımızın hepsi sigortalı, şirketin girdisi, çıktısı belli, vergimizi ödüyoruz. Ancak diğer tarafta yapılan her şey kayıt dışı. Ayrıca, yurt dışından düşük maliyetlerle getirilen halılarla rekabet etmekte zorlanıyoruz. Burada dile getirmek istediğim bir korumacılık talebi değil, adil bir rekabet ortamının sağlanması. Gelişmekte olan ekonomimizi ve yatırım yapma cesareti gösteren firmalarımızı umutlandırmak gerekiyor. Bu şartlarla yerli üreticinin rekabet etmesi mümkün değil. Tüm bunların dışında Türkiye'de şöyle bir olgu var; üretim makinesini almak üretim yapmaktan daha kolay geliyor. Gaziantep gibi yörelerimizde üretim yapmaya sevdalanan insanlar ellerindeki mallarını satıp 2-3 tane tezgah alıyor ve evlerinin altında, aile fertleriyle birlikte, kayıt dışı bir şekilde halı üretimi yapıyor. Bırakın markalı ürünü ve üretimi, tezgahı üreteceğiniz m2 halı başına çok düşük fiyatlarla kiralamanız bile mümkün oluyor. Bu durum fasonculuk bile değil. Bunun yanı sıra bölge bankaları üretim yapmak isteyenlere tezgah için kredi veriyor. Bankalar belki doğru bir şey yapıyor, ama bunun sonucunda çok sayıda irili ufaklı üretici faaliyet gösteriyor, ancak yapılan yatırımın üretim seyri hiçbir şekilde takip edilemiyor. Hiç kimse çıkıpta ne ürettin, ne kadar istihdam yarattın diye sormuyor. Yani yaratılan katma değerin ne olduğu takip edilemiyor. Bu doğru olmayan düzenle ilgili, devletin kontrolü sağlamak için çok sıkı önlemler alması gerekiyor. Bu söylediklerimin yanlış anlaşılmasını istemem. KOBİ'lere destek verilmeli, elbette ki önleri açılmalı. Tek koşul "her şeyin kayıt içi olması". Çünkü Türkiye Avrupa Birliği'ne girdiğinde Avrupalı üretici karşında durabilmemiz için önce iç piyasadaki rekabet dengesini sağlamalıyız. Firmaların ekonomik yapılarının dayanıklı olması gerekli.
- Desen ve tasarım halı satışlarını da etkileyen, halı sektörünün çok önemli bir parçası. Saray Halı desen ve tasarım konusuna bakışı hakkında bilgi verir misiniz?
- Biri genel merkezimizde diğeri de fabrikamızda olmak üzere iki desen birimimiz var. Şirket merkezindeki, daha çok yurt dışı pazarına yapılan siparişlere yönelik çalışıyor. Fabrikamızdaki desen birimimiz ise tamamen ayrı bir birim olarak farklı bir binada çalışıyor. Oradaki çalışanlarımız sessiz bir ortamda, bilgisayarlarının başında desen ve tasarım işi üzerinde çalışıyorlar. Ancak, sektörde desenlerin taklit edilmesi gibi bir sorun yaşanıyor. Desenlerimizi başka üreticilerin halılarında görüyoruz.
- Desenlerin taklit edilmesini önleyen yasal düzenlemeler var mı?
- Taklit veya fikir hırsızlığı maalasef Türkiye'de birçok alanda yapılıyor. Yalnız halı desenlerinde değil, müzik eserlerinde, edebi eserlerde de bu sorun yaşanıyor. Halıcılar olarak desenlerimizin taklit edilmesinden çok rahatsızlık duyuyoruz. Bazı desenler anonim ama tamamıyla kendi tasarımımız olan birçok desene de herkes sahip çıkıyor, sonra da hangi desenin kime ait olduğu karışıyor. Öte yandan son yıllarda durum biraz daha iyileşti, şirketler arasında centilmenlik anlaşmaları biraz daha işlevsel hale getirildi. Ama geçmiş yıllarda mahalle aralarında açılan perakende mağazalarında kimin ürettiği belli olmayan, üzerinde etiket bulunmayan halılar satılıyordu. Bu konularla ilgili hukuki yollardan oldukça mesafe aldık, bazı mağazalardaki halıları toplattık. Bütün firmaların iş birliği yapması ile desen taklidi sorununu azaltmayı başardık. Alınan tüm önlemlere rağmen hala benzer sorunlar yaşanmaya devam ediliyor.
- Yurt dışına gönderilen ürünlerle iç piyasada satılan ürünlerin desenleri arasında farklılıklar var mı?
- Sadece desen anlamında değil, ürünün özelliklerinde ve boyutlarda da bazı farklılıklar var. Avrupa Ülkeleri için standart ürünlerimiz var, ama Orta Doğu Ülkeleri'ndeki müşterilerimize gönderdiğimiz ürünleri müşterimizin taleplerine göre hazırlıyoruz. Bu bölgeye gönderdiğimiz ürünlerde hav yüksekliği, dokuma sıklığı, renk çeşitliliği ve desenler çok değişiklik gösteriyor. Kısacası, yurt dışı pazarında müşterimizin siparişine göre halı üretiyoruz. Öte yandan, iç piyasa için 8 farklı tip halı üretiyoruz.
- İç pazara için ürettiğiniz 8 farklı ürün seriniz ile ilgili bilgi verir misiniz?
- Modellerimizin ilki polipropilen'den üretilen ve fiyatı çok yüksek olmayan ve modern yapıya sahip Frize. 2 yıldır üretilen bu ürünün en büyük özelliği Türkiye'de üretilen ilk kaydırmaz tabanlı ürün olmasıdır. Bu özellik Türk Patent Enstitüsü tarafından "faydalı model" olarak tescil edildi. Piyasaya sürdüğümüz bu ürün iç pazarda ve dış pazarda beklediğimizden çok daha fazla talep gördü. Frize'nin satışları iç piyasadaki tüm satışlarımızın %30'larına yaklaşmış durumda. Daha sonra artık klasikleşmiş olan, yün akrilik karışımlı Klasik Saray adını verdiğimiz halılarımız geliyor. Her ortamda kullanım rahatlığı ve uyumu olan bu ürünümüz yeterli hav yüksekliği ile dayanıklı bir halıdır. Ayrıca, Vizyon ve Sembol serileri var. Akrilikten yapılan bu iki ürün içinde Vizyon yüksek havıyla, renk dokusuyla ve yumuşak dokunuşuyla en konforlu halılarımızdan. Aynı hammadde kullanılarak üretilen Sembol halı da Türkiye'de üretilen en sık dokumalı halıdır. Sembol de 2. en çok talep gören halımız. Geçtiğimiz ay piyasaya sürdüğümüz yeni bir ürünümüz var. Kathmandu adını verdiğimiz, polipropilen hammaddeli kalın bükümlü ipten yapılan bir halıdır. Bu halımızın en önemli özelliği kenarlarının overloksuz olmasıdır. Bu ürünümüz piyasaya yeni sürüldü ve çıkar çıkmaz çok ilgi gördü. Tüm bu ürünlerin dışında da Serenat adını verdiğimiz %100 yünden yapılan halılarımız var. Bu ürüne fiyatı ve el dokuma halılarla karşılaştırılması nedeniyle talebinin diğer ürün gruplarımız içinde daha düşük seyrettiği söylenebilir. Son olarak da yine yakın zamanda çıkardığımız ve son zamanlarda yüksek talep gören Carving ismini verdiğimiz oymalı halılarımız var. Bu halılar dokunduktan sonra tamamen el işçiliği ile istenen yerlerde oyma yapılıyor. Bu işleminde ayrı bir maliyet yarattığı tahmini zor değil.
- Oyma halıların üretimi oldukça zahmetli ve bu durum mutlaka ürünün maliyetine, satışlarına da yansıyordur. Oyma halıların sektörde yarattığı bir moda mıdır?
- Bence bir moda. En azından bugünkü kullanımı kadar yoğun olmadan sürebilir. Bu tür halıların Türkiye'ye ilk girişi daha kabarık oymalı Çin halılarıyla oldu. Artık, Çin'den bu tür halılar gelmiyor. Oymalı halı işini birçok makine halısı üreticisi sürdürüyorlar. Fakat, burada üretilen halıların oyma işlemi de şekil değiştirdi. Basit bir tıraşlama makinesiyle halının desenlerinin etrafı ince bir şekilde oyuluyor. Sektörde yenilik arayışlarının olması doğal. Örneğin, biz de Saray Halı olarak önümüzdeki günlerde farklı bir ürünü piyasaya sunacağız. Bu değişimlerde daima gündemimizin ilk sıralarında yer almaktadır.
- Halı üretim tezgahlarında tercihiniz hangi marka?
- Biz Van De Wiele kullanıyoruz. Van Deville tezgahlarını yıllardır kullanıyoruz ve ciddi bir sorun yaşamadığımız için bu markayla yolumuza devam ediyoruz. Zaten Türk halı sektöründe de en çok bu marka kullanılıyor.
- Türkiye çapında Saray Halı tüketiciye kaç noktada ulaşıyor?
- Saray Halı'nın başarısının arkasında yatan temel neden sahip olduğumuz pazarlama ağıdır. Saray Halı'nın Türkiye'de 22 tane bölge müdürlüğü bulunuyor. Şirketin kuruluş yıllarında bazı toptancılarla çalışıldı ama bugün Saray Halı'nın tamamıyla kendisine bağlı 22 bölge müdürlüğü var ve toptancılarla çalışmıyoruz. Bazıları için bu kadar çok bölge müdürlüğüne sahip olmak riskli ve yüksek maliyetli olabilir ama biz tüm satış ağımızı bu bölge müdürlükleri sayesinde kontrol ediyoruz. Bölge müdürlüklerimizin yerleştiği binaların birçoğu bize ait ve bütün ürünlerimizi sergileme rahatlığına sahip, geniş depo ve mağazalardan oluşmaktadırlar. Bölge müdürlüklerimizin bu denli yaygın olması sayesinde perakendecilere çok hızlı ulaşabiliyoruz. Bölge müdürlüklerimizin kendi araç ve donanımları mevcut, ürün stokları var ve her müdürlükte 5-6 satış sorumlusu görev yapıyor.
- Bölge müdürlükleri sayesinde kaç perakende satış noktasına ulaşıyorsunuz?
- Tüm ülkede ürün verdiğimiz perakende satıcıların sayısı yaklaşık 1300. Ancak bu perakendecilerin içinde hem yalnız bizim ürünümüzü satan münhasır bayilerimiz var, hem de farklı markaların ürünlerini satan bayiler var. Sadece bizim ürünlerimizi satan bayilerin sayısı daha fazla. Ankara, İstanbul ve İzmir dışındaki Anadolu şehirlerinde bulunan bayilerimizin içinde münhasırlık oranı daha fazla. Biz bayilerimizi ürün çeşitliliği açısından tatmin edebiliyoruz. Geçmiş yılları hatırladığımızda bayilerimize yalnızca bir ürün verebiliyorduk ve bu ürünün de ebat çeşitliliği çok azdı. Şimdi ise bayilerimize en pahalısından en ucuzuna kadar, çeşitli renk ve ebatta çok sayıda ürün verebiliyoruz. Yani sadece bizimle çalışan bir bayimiz her tip halı bulabiliyor. Bayiler için farklı markaların ürünlerini bulundurmak çok da kolay değil. Çünkü her markanın ancak belli ürününü hatta desenini bulundurabiliyorlar. Öte yandan İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerimizde birden çok markanın ürününü satan mağazalar olabiliyor.
- Ekonomik krizin aşılmasıyla birlikte Türkiye'de önemli halı üreticilerinin reklam ve tanıtım etkinliklerine başladıklarını görüyoruz. Saray Halı olarak yaptığınız bu çalışmaları değerlendirir misiniz?
- Reklam ve tanıtım faaliyetlerinin temel amacı markalaşma çabasıdır. Markalaşmanın ve reklamın altında yatan 3 temel amaç vardır. Birincisi; firmalar varlığını yeni nesle de anlatmak zorundalar. Örneğin, Saray Halı'nın yıllar öncesinde Ayten Alpman'ın seslendirdiği bir reklam filmi bugün hala hatırlanır. Bu reklamlardaki amaç kendimizi yeni nesle tanıtmak. Ürünleriniz sürekli değişiyor ve bu yeni ürünleri de sürekli anlatmak ihtiyacı duyuluyor. Reklamın ikinci bir nedeni de firmalar arasındaki pazarda bir adım öne geçmek için yaşanan rekabet. Firma kendini ne kadar iyi tanıtırsa o kadar çok ürün satar. Üçüncü bir neden de, bana göre, piyasaya yeni girmeye hazırlanan firmalara bir nevi göz dağı vermektir. Son yıllarda ekonomide yaşanan iyileşmeler sonucu firma olarak promosyon amacıyla 4 m2 halı alana 1 m2 halı bedava şeklinde kampanyalar düzenleyebiliyoruz. Bu ve benzeri indirim kampanyalarının da duyurulması gerekiyor ve bu da reklam için tetikleyici bir nedendir. Halı reklamlarının artmasındaki bir neden de kriz döneminde görsel medyanın reklam fiyatlarını aşağı çekmesi oldu. Böylece, hiç ummadığımız firmaların bile reklamları televizyonda gösterilir oldu.
- Son zamanlarda halının alerji ve astım gibi hastalıkları tetiklediği gibi bazı iddialar gündemde. Size de müşterilerinizden bu yönde sorular geliyor mu?
- Şirketimizin internet sitesinde tüketici soruları bölümümüz var ve buraya gönderilen istek ve şikayetler doğrudan bana geliyor. Buraya yazan bazı tüketiciler şirketimizin anti-alerjik ürünler üretip üretmediğini soruyorlar. Bence halıyla ilgili ortaya atılan alerjiyle ilgili iddialar çok yersiz. Çünkü halıyı alerji yapıcı olarak göstermek çok doğru değil. Alerjinin temel sebepleri çok farklı unsurlardır. Halı doğrudan alerji sebebi olamaz. Halıda kullanılan polipropilen veya akrilik kendi başlarına alerji üreten maddeler değildir. Ancak, tekstil ürünü olan halının temizliği iyi yapılmadığı zamanlarda tozu tutması mümkün. Öte yandan giydiğimiz elbiselerin kumaşlarından evdeki yataklara kadar daha birçok şey alerjiye neden olabiliyor. Ama nedense halı her zaman başlıca alerji yapan elemanlar arasında gösteriliyor. Halının temizliği düzenli yapıldığı sürece astım nedeni olmayacağını düşünüyorum. Halısız bir zemini de temizlemezseniz bir süre sonra zeminde birikecek tozlar astım veya alerjiye neden olabilir.
- Bildiğiniz gibi ülkemizde halı yıkama alışkanlığı var. Halı yıkama işini profesyonelce yapan şirketler olduğu gibi halısını evinde, bahçesinde suyla fırçalayarak yıkayan ev hanımları da var. Ancak halının tabanına su geldiğinde bazı sorunlar oluşabiliyor. Bu konuda tüketiciye yönelik neler söyleyebilirsiniz?
- Halı temizliği ile ilgili satıcı ve tüketicileri bilgilendirme sorumluluğunun üretici olarak bizde olduğunu düşünüyorum. Halıların garanti belgelerinde ve internet sitemizde halının temizliği ile ilgili bilgiler veriyoruz. Ancak üretici firma olarak teknik açıdan halıların yıkanmaması gerektiğini düşünüyoruz. Tüm uyarılarımıza rağmen, hala halıyı satarken tüketiciye rahatlıkla halıyı yıkayabileceğini söyleyen satıcılar var. Halının yıkanmaması gerekiyor, çünkü halıdaki iplik bükümlü bir ip. Bükümlü olmasının nedeni de havın dik durmasını sağlamaktır. Fırçayla halıyı yıkadığınız zaman ipliğin bükümleri açılıyor ve halının şekli değişiyor, havın atması sonucu deseni karışıyor ve desende yön kalmıyor. Halıyı yıkarken kullanılan güçlü deterjanlar halıların rengini bozuyor, halının ilmek sağlamlığını ve tabanın kuvvetini sağlayan apre maddesinin yumuşamasına ya da zamanla tamamen kaybolmasına ve halı tabanının oynamasına neden oluyor. Sonuç olarak tüketici yıkayarak kendi eliyle halıyı kullanılmaz hale getiriyor. Halı temizliğinin halıyı ıslatmadan üst kısmı kaliteli bir halı şampuanı köpürtülerek yapılması ve ardından da vakumla kalıntıların alınması ve hızla direkt güneş ışığına maruz kalmadan kurutulması gerekmektedir.
- Tüketici şikayetleri ile ilgili ne gibi çalışmalarınız var?
- Ücretsiz bir tüketici şikayet hattımız var. Ayrıca şirketin internet sitesinden de tüketiciler şikayetlerini bize iletebilmektedir. Ürün şikayetleriyle ilgili çok çabuk hareket ettiğimizi söylemek istiyorum. Tüketicinin bayiye teslim ettiği hatalı ya da şikayet konusu ürün yaygın bölge müdürlüklerimize hızla ulaşmakta ve değişmesi gerekiyorsa hemen yenisi ile değiştirilmektedir. Bakım gerektiren ürünler de fabrikada onarılmaktadır. Aslında ileri teknolojinin kullanılması ile ürünlerde hata oranı neredeyse sıfıra indirildi. Artık tezgahlar hataya bile şans tanımıyor. Bilgisayar aracılığı ile üreteceğiniz deseni tezgahlara gönderebiliyorsunuz. Bu nedenle halıda desen hatasının olması neredeyse mümkün değil.
- Saray Halı Türkiye'de kapasite ve satış rakamlarına göre kaçıncı sırada yer almaktadır?
- Saray Halı, halı piyasasında her zaman ilk iki içinde olmuştur. Türkiye'deki tüm şirketler içinde de daima ilk 500 şirket arasındaki yerini korumaktadır.
- Saray Halı'nın halı sektörü dışındaki diğer faaliyetlerinden de kısaca bahseder misiniz?
- Saray Halı'nın halı dışında da çok ciddi yatırımları bulunmaktadır. Yönetim Kurulu Başkanımız Necati Kurmel halıcılığın dışında tarım ve toprağa gönül vermiş bir insan. Bu konuda sadece yatırımla kalmayıp, yöre insanına da yol gösteren destek veren bir çaba ile enerjisini harcıyor. Kayseri'nin Develi ve Yahyalı yörelerinde gerçekleştirdiği ve yatırımları süren tarım işletmeleri, damızlık süt sığırı işletmesi, besi sığırı işletmesi, ve hayvancılık için temel oluşturan bitkisel üretim yem fabrikası Türkiye'nin en büyük çağdaş hayvancılık ve tarım işletmeleri arasında yerini şimdiden almış bulunuyor.
Bunun dışında antik Side kentine 7 km. mesafede Titreyengöl'de 17 bin m2'lik bir alanda kurulu, beş yıldızlı Hotel Saray Regency turizm alanındaki kolumuz olarak faaliyetini sürdürmektedir. 186 odaya sahip bu işletme yaz/kış sezonunda çeşitli aktiviteler sunmaktadır.
Kurulduğu günden beri insana ve bölgesine yatırım yapmayı sürdüren Saray Halı yarattığı iş hacmi dışında, hayata sosyal desteklerini de elinden geldiğince yapmaya çalışmaktadır. Bu amaçla Develi'de 2 ilköğretim okulu, Yahyalı/Mustafabeyli Köyü'nde bir ilköğretim okulu, 400 ve 300 yatak kapasiteli yatılı öğrenci pansiyonları ve Sivas'ın Yavu ilçesinde çok amaçlı bir lise yaptırılmıştır. Mustafabeyli 21 derslikli lise inşaatı sürmektedir.

 

 » Ana Sayfa